Hz Hüseyin'in Soyu ve Türkler. Anadoluda İslamın araplardan farklı algılanıp yaşatılması Hz. Hüseyin'in şahadetine dayanır. Destansı bir hikayedir bu. Şöyle ki; Hz. Hüseyin'in eşi Şahbanu'nun Soyundan ötürü, arap yarımadasındaki savaşta Türkler de taraftı Türk atlı birlikleri Hz.
Hz Hüseyin, yanında bulunan az sayıda insanla Emevi ordusuna karşı direnişe geçti. İlahi takdire rıza göstererek, asırlarca zulme başkaldırının sembolü olmak, zalime sessiz kalmanın vebalini üstlenmek için şehadeti tercih etti. Hz. Hüseyin’in oğlu Ali el-Ekber de Kerbela’da kendisiyle birlikte şehit edilmiştir.
Utanma duygusu Yüce Allah’ın sahip olduğu güzel bir duygudur.Peygamberlerin birinci vasıfları arasındadır.1 Ahlak bahçesinin en nadide çiçeklerinden olan utanma duygusunu Sevgili Peygamberimiz (a.s) şöyle anlatırlar:”Gerçek manada Allah’tan utanın.”Ashap bunun üzerine:“Ya Resulullah Allah’tan utanıyoruz
Şaşkınlığınıhala atamamış ev sahibi, cevap verir: "Ey Allah'ın Elçisi! Sizin evimizi onurlandırmanıza neden olduğu için siz şahid olun ben onu azad ediyorum, artık hürdür." Hz. Muhammed (asv) bunun üzerine ellerini açarak Allah'a hamd eder: "Allah'ım şu on gümüş ne kadar bereketli imiş.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Hz. Hüseyin ve Kerbela gerçeğini anlattığı yazısını Muharrem ayına girdiğimiz bu günlerde bir kez daha sizlerin ilgisine sunuyoruz..Kerbela şehidlerini bu vesile ile rahmet ile anıyoruz..
Bakara 74; Kavram: 74 AĞLAMAK - GÖZYAŞI TAŞTAN DAHA KASVETLİ/KATI KALPLER: TAŞTAN SU ÇAĞLAR/TAŞ AĞLAR; O KALP SAHİBİNİN GÖZÜNDEN AKMAZ DAMLALAR “Bunlardan sonra yine kalpleriniz katılaştı, Artık kalpleriniz taş gibi yahut daha da kasvetli/katıdır. Çünkü taşlardan öylesi var ki, içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fışkırır
2KuvwW5. Ehlader Araştırma Bölümü 1- Hz. Resul-i Ekrem "Her kim benim gibi yaşamak, benim gibi ölmek ve Allah'ın bana vat ettiği Adn cennetine girmek istiyorsa, benden sonra Ali ibn. Ebu Talib'e ve onun soyundan olan vasilere uysun, onları kendine imam ve veli edinsin. Onlar benim toprağımdan nurumdan yaratılmış benim hanedanımdırlar. Ümmetimden onlara düşman olanları, fazilet ve üstünlüklerini inkâr edenleri, akrabalık bağımı onlar hakkında gözetmeyip, onların ziyaretinden yüz çevirenleri, Allah'a şikayet ederim. And olsun Allah'a ki oğlum Hüseyin, benden sonra öldürülecektir; Allah benim şefaatimi onun katillerine nasip etmesin." 2- İbn-i Abbas Hz. Resulullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor "Hüseyin bendendir ve benim oğlum, kardeşinden Hasan'dan sonra halkın en üstünüdür. Hüseyin Müslümanlaşın imamı, müminlerin mevlası, Allah’ın halifesi, imdat çağıranların yardımcısı, sığınanların sığınağı ve Allah’ın tüm halkına hüccetidir. O, cennet ehli gençlerin efendisi ve ümmetin kurtuluş kapısıdır. Onun emri benim emrimdir, ona itaat bana itaattir. Her kim ona uyarsa bendendir ve her kim ona muhalefet ederse benden değildir. Ben onun yanıma ve haremime sığındığını, oradan da üzüntü ve bela, ölüm ve fena yeri olan ölüm yerine doğru göçtüğünü görür gibiyim. Ona Müslümanlardan ancak az bir grubu yardımda bulunacak ki onlar, kıyamet günü benim ümmetimin şehitlerinin efendileridirler. Mızrakla atından düşürüldüğünü ve koyun kesilir gibi başının kesildiğini görür gibiyim." İbn-i Abbas devamında diyor ki Daha sonra Resulullah ağladı, onun ağlamasıyla yanında bulunan ashabı da ağlamaya başladı, öyle ki sesleri yükseldi. Sonra Resul-i Ekrem dua ederek şöyle buyurdu "Allah’'m, Ehlibeyt'imin benden sonra başlarına gelenleri ve karşılaşacakları musibetleri sana şikayet ediyorum." 3- Hz. Resul-i Ekrem "Şüphesiz Hüseyin’in katlinden dolayı, müminlerin kalbinde asla soğumayacak bir sıcaklık vardır." 4- Hz. Resul-i Ekrem "Ümmetimden benim dinime mensup olduklarını sananlar olacak ki, benim evladımın faziletlilerini, soyumun temiz ve iyilerini öldürecek, dinimi ve sünnetimi değiştirecek, geçmişteki Yahudilerin Yahya ve Zekeriya'yı öldürdüğü gibi, onlar da yavrularım olan Hasan ve Hüseyin'i öldüreceklerdir. Bilin ki Allah, Yahudileri lanetlediği gibi, onlara da lanetini yağdıracaktır. Kıyamet gününden önce onların yolunu takip eden nesillerine ise, Mazlum Hüseyin’in soyundan, hidayet üzere olan Mehdi'yi musallat kılarak dostlarının kılıcıyla onları cehennem ateşine atıp yakacaktır. Allah'ın laneti, Hüseyin'in katillerine, katillerini sevenlere, onlara yardımda bulunanlara ve takiyye olmaksızın onlara lanet okumaktan çekinenlere olsun. Allah’ın salat ve rahmeti ise, şefkat ve merhametle Hüseyin’e ağlayanlara, düşmanlarına lanet okuyan, kin besleyen, kalbini onlara karşı gazap ve öfkeyle dolduranlara olsun. Bilin ki, Hüseyin'in katline razı olanlar, katillerinin Hüseyin'i öldürdükleri suçta ortağıdırlar. Hüseyin'in katilleri, yardımcıları, dostları, onların yoluna uyan takipçileri Allah’ın dininden uzaktırlar..." 5- İmam Cafer Sadık "Allah'a hamdolsun ki insanlar içinde, bize yönelen, bizi metheden ve bizim için mersiye okuyan kimseleri var kılmıştır." 6- İmam Ali "Allah, yeryüzüne nazar buyurdu baktı bizi seçti ve bizim için de Şiilerimizi seçti. Şiilerimiz bize yardım eder, sevincimizle sevinir ve hüznümüzle de hüzünlenirler, mallarını ve canlarını bizim yolumuzda feda ederler. İşte onlar bizdendir ve bize dönerler." 7- Mesme Kurdin şöyle rivayet etmiştir "İmam Cafer Sadık bana 'Ey Kurdin, acaba Hz. Hüseyin’in başına gelen musibetleri hatırlıyor musun?' dedi. Ben de 'Hatırlıyorum' dedim. İmam 'O zaman üzüntü duyup ağlıyor musun?' dediğinde 'Evet vallahi ağlıyorum, bu halimden ailem bile haberdar oluyor. Ağlama yüzünden yemek bile yiyemiyorum; öyle ki bu durumum yüzümden anlaşılıyor' dedim. İmam Sadık ise şöyle buyurdu "Allah senin göz yaşlarını esirgesin. Bil ki, sen bizim sevincimizle sevinen, hüznümüzle hüzünlenen, bizim sevinç ve üzüntüde korku ve güvenimizi paylaşanlardansın. Sen ölüm zamanında babamın, başının ucuna gelip ölüm meleğine senin hususunda tavsiye etmesine, ölümünden önce seni sevince boğacak müjdeler vermesine şahit olacaksın. Göreceksin ki ölüm meleği sana karşı, şefkatli bir annenin çocuğuna olan şefkatinden daha merhametli davranacaktır." Sonra İmam Sadık ağladı ve ben de onunla birlikte ağladım. Sonra İmam dedi ki "Ey Mesme! Emir-ul Müminin Ali'nin şahadetinden bu yana, yer ve gök bize ağlıyorlar. Bize ağlayan meleklerin sayısı ise daha fazladır. Bize ve bizlerin başına gelenlere acıyarak ağlayan herkesin henüz gözünden yaş çıkmadan Allah ona acır. Yanaklarının üzerine akan gözyaşı damlalarından bir damlası cehenneme düşecek olursa, onun ateşini söndürür, öyle ki artık sıcaklığı kalmaz. Kalbi bize acıyan insan, ölüm zamanı bizi görmekle öylesine sevinir ki bu sevinci, Kevser havuzunda bize kavuşuncaya kadar kalbinde sabit kalır. Kevser havuzu, bizi sevenlerin gelmesiyle sevinir ve ondan içen dostumuz beklemediği tatları alır..." 8- İmam Cafer Sadık "Bize yapılan zulme mahzun olan kimsenin her nefesi tesbihtir; üzüntüsü ibadettir ve bizim sırrımızı gizlemek, Allah yolunda cihattır." Sonra İmam şöyle buyurdu “Bunu altınla yazmak gerek.” 9- İmam Cafer Sadık "Bizim için ağlayan her göz, Kevser havuzuna bakmakla nimetlenir ve sahibi ondan sirab olur susuzluğunu giderir." 10- İmam Rıza "Bizim musibetimizi yâd eden ve mazlumiyetimize ağlayan kimse, kıyamet günü bizimle beraber bizim derecemizde olur. Kimin yanında musibetimiz anlatılır ve ağlar, diğerlerini de ağlatırsa, bütün gözlerin ağlayacağı günde, onun gözü ağlamaz. Bizim emrimizin velayet ve imametimizin ihya edildiği bir mecliste oturan kimsenin kalbi, kalplerin öleceği günde ölmez." 11- İmam Muhammed Bakır "Her kim bizi hatırladığında veya onun yanında anıldığımızda, gözlerinden sinek kanadı miktarınca bile olsa göz yaşı akarsa, Allah ona cennette bir ev bina eder ve bu göz yaşını onunla cehennem arasında hicap ve engel kılar." 12- İmam Zeynul Abidin "Bir müminin gözlerinden Hz. Hüseyin'in şahadeti için göz yaşı yanaklarına doğru akarsa, Allah onu uzun süre boyunca yerleşip kalacağı cennet odalarına yerleştirir. Düşmanlarımız tarafından bizlere edilen zulüm ve eziyetlerden dolayı yanaklarına akacak şekilde ağlayan mümini Allah, cennetteki doğruluk yerine makamına yerleştirir. Allah, kıyamet günü bizim için eziyete katlanan ve bir musibet sonucu yanaklarını ıslatacak şekilde gözlerinden yaş akıtan şahsın yüzünden, eziyetleri giderir, onu kendi gazab ve ateşinden uzaklaştırır.” 13- İmam Ali Rıza "Cahiliye devri Araplarının bile savaşı haram bildiği Muharrem ayında bizim kanlarımız akıtılıp, hürmetimiz çiğnendi, çocuklarımızla kadınlarımız esir edildi. Çadırlarımız yıkılıp yakıldı, bütün mal varlığımız yağmalandı ve Resulullah’ın hürmeti O'nun yakınları olan bizler hakkında gözetilmedi. Hz. Hüseyin'in başına gelen hadise Aşura günü hadisesi, yüreklerimizi parçalamış, yaralarımızı kanatmış, göz yaşlarımızı akıtmış, azizimizin Kerb üzüntü ve Bela çölündehürmetinin çiğnenmesine ve haşre dek keder ve belanın üzerimize çökmesine vesile olmuştur. Ağlayanlar, İmam Hüseyin gibisine ağlasınlar ki O’na ağlamak, büyük günahları yok eder.” Sonra İmam Rıza şöyle devam etti "Babamın İmam Musa Kazım Muharrem ayı girdiğinde, artık güldüğü görülmezdi ve üzüntü ona galebe ederdi. Muharrem'in onuncu gününe kadar durumu hep böyleydi. Onuncu gün Aşura olduğunda, o gün O'nun musibet ve ağlama günü olurdu ve 'Bu, Hüseyin'in şehit edildiği gündür’ derdi." 14- Ebu İmare diyor ki "Hz. İmam Cafer Sadık'ın yanında İmam Hüseyin'in adı anıldığı gün, akşama kadar bir defa bile güldüğüne hiç bir zaman rastlanılmadı. Ve şöyle buyururdu 'Hüseyin'i anmak, her müminin gözünün yaşını akıtır." 15- İmam Cafer Sadık "İmam Hüseyin'i şehit ettiklerinde, melekler ağlar oldular ve Allah'a arz ettiler ki 'İlahi, Hüseyin senin seçtiğindir imam ve hüccetin, Resulünün kızının oğludur." Allah, Gâim-i Al-i Muhammed'in Hz. Mehdi'nin gölgesini onların gözleri önüne serdi ve buyurdu ki 'Bunun vesilesi ile onun katillerinden intikam alacağım." 16- Hz. İmam Mehdi, Nahiye-i Mukaddese adlı Ziyaretnamede İmam Hüseyin'e hitap ederek şöyle buyurur "Sabahlar ve akşamlar sana gözyaşı dökerim. Eğer gözyaşım kurursa gözyaşı yerine kan ağlarım."
Hz. Hüseyin Kısaca Hayatı İmam Hüseyin Hz. Ali ve Hz. Fatıma Allah’ın selamı onlara olsun’nın ikinci oğludur. Hicretin dördüncü yılı Şaban ayının üçüncü[1] veya beşinci[2] günü Medine’de gözlerini dünyaya açtı. Künyesi Ebu Abdullah’tır; lakapları ise Raşid, Tayyib, Vefî, Zekî, Mübarek, Sibt, Seyyid.[3] ve Seyyid’üş- Şüheda’dır. İmam Hüseyin yaklaşık yedi yıl Resulullah otuz yıl Emir’ul- Muminin Ali’nin, on yıl da İmam Hasan’ın hayatları zamanında yaşamıştır.[4] Hicretin 50. yılında İmam Hasan mazlumca şehit edilmesinden sonra hak yolunun takipçilerinin önderliğini üstlenmiştir.[5] Yezid, babası tarafından Müslümanların başına halife tayin edildiği günden itibaren İslam’ın esası ciddi bir şekilde tehlikeye maruz kaldı. Muaviye, Hicretin 95. yılında oğlu Yezid’i kendisinden sonra halife olarak tayin etmeye karar verdi. Böyle bir işin gerçekleşmesinden emin olmak için kendisi daha hayatta iken, oğlu Yezid’e halktan biat almak istedi ve herkesten önce kendisi, oğlu Yezid’e biat etti.[6] İbn-i Sa’d, Tabakat’ında şöyle yazıyor Hüseyin bin Ali, Yezid’e biat etmeyen şahıslardandı. Sonra şöyle ekliyor Muaviye hicretin 60. yılında öldüğünde oğlu Yezid hilafet makamına oturdu, halk da ona biat etti. Sonra Yezid Medine’nin hakimine şöyle bir mektup yazdı “Halkı çağırarak onlardan biat al. İlk önce Kureyiş’in büyüklerinden başla; onların ilki de Hüseyin bin Ali olsun.” [7] Medine’nin hakimi, İmam Hüseyin’den biat almak isteyince, İmam Hüseyin cevabında şöyle buyurdular “Biz, nübüvvet Ehl-i Beyt’i ve risalet madeniyiz. Yezid ise fasık, şarap içen ve adam öldüren birisidir. Benim gibi birisi onun gibi bir kimseye biat etmez…”[8] İmam başka bir sözünde de şöyle buyuruyor “Artık İslam’la vedalaşmak gerekir; çünkü ümmet Yezit gibi bir yöneticiye duçar olmuştur …”[9] Mes’udî şöyle yazıyor Yezit, ayyaş birisi idi; köpek, maymun ve avcı kuşları besliyordu; içki içiyordu … Onun zamanında, Mekke ve Medine’de şarkı ve ğina yaygınlaşmış, halk açıkça içki içmeye başlamıştı. Onun halka karşı davranışları hakkında da şöyle yazıyor Firavun, halkın işi hususunda ondan daha adil, yakın ve uzak insanlar hakkında ise ondan daha insaflı idi.[10] İmam Hüseyin Medine’nin ortamını karışık görünce, o şehirde kalmayı câiz bilmeyip hicretin 60. yılı Recep ayının sonuna iki gün kala; pazar günü ailesi ve dostlarıyla birlikte Mekke’ye doğru hareket etti.[11] İmam Hüseyin hareketinin hedefini, kardeşi Muhammet bin Haneffiye’ye yazdığı bir vasiyette şöyle açıklamıştır “…Ben azgınlık, makam, fesat ve zulüm yapmak için Medine’den ayrılmadım. Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak, ceddim Resulullah ve babam Ali bin Ebi Talib’in yolunda gitmek için o şehirden ayrıldım…”[12] İmam Hüseyin Şaban ayının üçüncü gününün Cuma akşamı yani beş gün sonra Mekke-i Mükerreme’ye vardı.[13] Kufe halkı, Muaviye’nin ölümünü ve İmam Hüseyin Yezid’e biat etmekten kaçındığını öğrendiklerinde pek çok mektuplar yazıp imzalayarak İmam Hüseyin’i Kufe’ye davet ettiler.[14] Onlar mektuplarında İmam şöyle yazdılar “Biz senin yolunu bekliyoruz, kimseye biat etmemişiz, senin yolunda can vermeye hazırız, senin için onların Cuma ve cemaat namazlarına katılmıyoruz.” [15] İmam Hüseyin Kufe halkının isteklerine olumlu cevap vererek, Ramazan ayının yarısında, Muslim bin Akil’i Kufe’ye gönderdi. Muslim’i Kufeye gönderdiğinde ona şöyle buyurdu “Kufe halkının yanına git, eğer yazdıkları doğru olursa, sana kavuşmamız için bize haber gönder.”[16] Muslim, Şevval ayının beşinci günü Kufe’ye vardı. Onun Kufe’ye gelme haberi, şehirde yayılınca on iki bin kişi, diğer bir görüşe göre ise on sekiz bin kişi onun vasıtasıyla İmam Hüseyin biat ettiler. O bu durumu İmam Hüseyin’e bildirerek İmam’ın Kufe’ye gelmesini istedi.[17] Kufe’de yaşanan olayların haberi Yezid’e ulaşınca, Yezid ilk etapta Kufe’nin hakimi olan Numan bin Beşiri azledip Ubeydullah Bin Ziyad’ı onun yerine atadı[18] ve Muslim bin Akil’i yakalatıp öldürülmesini emretti.[19] Diğer taraftan da, İmam Hüseyin Mekke’de gafil avlayıp öldürmek için kendi adamlarını seferber etti. İmam Hüseyin bu komplodan haberdar olunca, Allah evi Kabe’nin kutsiyet ve hürmetini korumak için, hac amellerini aceleyle bitirip, hicretin 60. yılı Zilhicce ayının sekizinci günü Mekke’den ayrılarak Irak’a doğru hareket etti.[20] İbn-i Abbas, Kerbela vakıasından sonra bir mektubunda şöyle yazıyor “Şunu hiçbir zaman unutmayacağım ki, sen Hüseyin bin Ali’yi Peygamberin hareminden Medine’den Allah’ın haremine Mekke’ye sürdün, orada da onu gafil avlayıp öldürmek için, bazı adamlarını gizlice gönderdin. Sonra onu Allah’ın hareminden Kufe’ye sürdün. Hz. Hüseyin, Batha’nın Mekke’nin en aziz insanı olmasına rağmen üzgün bir şekilde Mekke’den ayrıldı. Eğer Mekke’de kalarak orada kan dökülmesini isteseydi, Mekke ve Medine halkının tümünden daha çok taraftarı olurdu. Ama o, Allah’ın evi ve Rasulullah’ın hareminin saygınlık ve ihtiramını korudu; ama sen onların hürmetini ve saygınlığını korumadın. Çünkü sen, haremde onunla savaşmak için bazı adamlarını Mekke’ye gönderdin.”[21] Ubeydullah, Muslim bin Akil’i ve ona sığınak veren Hani bin Urve’yi Kufe’de yakalayıp feci bir şekilde şehit etti.[22] Ubeydullah, İmam Hüseyin Kufe’ye geldiğini öğrenince, İmam’ın ordusunu gözetimi altında tutmak için, Hür bin Yezid-i Riyahi’nin komutasında bir orduyu “Kadisiyye” bölgesine gönderdi. Hür Bin Yezid, “Şeraf” denilen bir bölgede İmam Hüseyin karşılaştı, aralarında bazı konuşmalar geçti. İmam iki hurcun heybe dolusu olan Kufe’lilerin mektuplarını Hür bin Yezid’e gösterdi ve onların kendisini davet ettiklerini söyledi. Sonra kendi yoluna devam etti… Hicretin 61. yılı Muharrem ayının ikinci günü “Neyneva” bölgesine vardılar. Bu bölgede oldukları vakit İbn-i Ziyad’ın elçisi, Hür bin Yezid’e bir mektup getirdi. Mektubun içeriği söyle idi “Bu mektubum sana ulaşır ulaşmaz ve elçim senin yanına gelir gelmez, Hüseyin’i baskı altına al ve onu sığınak ve suyu olmayan bir çöle sür.” [23] Hür bin Yezid, İbn-i Ziyad’ın emri doğrultusunda İmam Hüseyin kafilesini “Kerbela” denilen bölgede durdurdu. Ertesi gün Ubeydullah bin Ziyad’ın elçisi olan Ömer Bin Sa’d da dört bin savaşçıyla Kerbela’ya geldi.[24] Şunu hatırlatmak gerekir ki, Hür bin Yezid, İmam Hüseyin’nin şahadetinden önce kendi yaptığından pişman olup tövbe etti ve İmam savunmak üzere şahadete erişti.[25] Ömer bin Sa’d, Aşura gününe üç gün kala, İmam Hüseyin kafilesinin suya ulaşmaması için beş yüz süvariyi Fırat nehrini korumaları için görevlendirdi.[26] Muharrem ayının dokuzuncu günü Tasuâ, İmam Hüseyin ve ashabı, kamil bir şekilde düşman tarafından ablukaya alındılar; öyle ki düşman, İmam yardımına hiç kimsenin gelmeyeceğine emin olmuştu.[27] Tasua akşamı, düşman tarafından savaşın başlaması için saldırı emri verildi. İmam Hüseyin düşmanın hareketini görünce kardeşi Abbas Bin Ali’ye şöyle buyurdu “Kardeşim, -canım sana feda olsun- atına bin de onlara doğru git ve onlara; Sizin amacınız ne, ne yapmak istiyorsunuz? diye sor.” İmam Hüseyin kardeşi Hz. Abbas, onlarla görüşüp konuştu. Sonuçta saldırıyı yarına ertelemeyi kabul ettiler.[28] Nihayet “Aşura” günü yetişti… Ömer bin Sa’d, otuz bin savaşçıyla saldırıyı başlattı.[29] Otuz iki süvari ve kırk piyadeden oluşan[30] İmam Hüseyin ordusu, onların saldırıları karşısında korkusuzca direnip, yiğitçe savaştılar; hem şehit verdiler ve hem de onlardan öldürdüler. İmam yaranlarından kim şehit oluyorduysa yeri boş kalıyordu, ama düşmanın ordusundan bir kişi öldüğünde yerini hemen başka birisi dolduruyordu. İmam Hüseyin ashabının hepsi şehit olunca, sıra İmam kendi ailesine geldi. Çünkü İmamın ashabı, biz yaşadıkça sizin ailenizin savaş meydanına gitmesini kabullenemeyiz, diye İmamın ailesinin meydana gitmesini engellemişlerdi. Onlardan savaş meydanına ilk ayak basan İmamın aziz oğlu Ali Ekber oldu.[31] Ondan sonra, İmam Ali İmam Hasan Cafer-i Tayyarın ve Akil’in evlatları savaş meydanına çıktılar, yiğitçe savaştıktan sonra onlar da şahadet şerbetini içtiler. Hz. Abbas Bin Ali de savaşarak İmam Hüseyin’in evlatlarına su getirmek için gayret gösterdiği bir sırada, düşmanın kalleşçe saldırısı neticesinde, canını İmam Hüseyin yolunda feda etti. “Aşura” gününün en hassas zamanı, Peygamber’in ciğer paresi ve Zehra’nın aziz oğlunun yardımcısız kaldığı zaman idi. Düşman ordusu, İmam’ı yalnız gördüğü için her taraftan ona saldırıyordu… “Aşura” günü orada bulunan Haccac bin Abdullah şöyle diyor Allah’a ant olsun ki, oğlu, kardeşi, kardeş oğulları, akrabaları ve yaranları öldüğü halde onun İmam Hüseyin gibi direnişli, sebatlı, şecaatli ve yiğit birisini ben görmedim. Allah’a ant olsun ki ondan önce ve ondan sonra onun gibi birisini görmedim. İmam Hüseyin düşman ordusuna saldırdığında, kurt korkusuyla dağılan keçiler gibi, İmam’ın sağ ve solundan öylece kaçıyorlardı… Allah’a ant olsun ki, Fatıma’nın kızı Zeynep, İmam’a taraf yaklaştı… Bu esnada Ömer bin Sa’d da İmam’ın yanına yaklaşmıştı, Zeynep, İbn-i Sa’d’a hitaben şöyle dedi “Ebu Abdullah İmam’ın künyesi öldürülüyorken sen seyrediyor musun?!” Devamında şöyle diyor Ömer bin Sa’d’ın göz yaşlarının yüzüne ve sakalına aktığını ve Zeynep’ten yüz çevirdiğini adeta görür gibiyim …[32] Nihayet İmam Hüseyin da o zalimlerin eliyle feci bir şekilde şehit edildi . Tarih kitapları, İmam Hüseyin çocukları hakkında çeşitli görüşler belirtmişlerdir; kimisi altı,[33] kimisi dokuz[34]ve kimisi de on[35] çocuğu olduğunu yazmıştır. Çocuklarından Ali Ekber ve Abdullah Ali Esğer babalarının yanında şahadete erişmiş ve İmam Zeyn’ul- Abidin da Allah’ın emriyle Müslüman’ların dördüncü İmam’ı olmuştur. [1] – Misbah’ul- Muteheccid, [2] – İrşad-ı Mufid, [3] – Keşf’ul- Ğumme, [4] – Tarih-i Ehl’ul- Beyt, [5] – Kafi, [6] – Müruc’uz- Zeheb, ve 37. [7] – Tabakat-ı İbn-i Sa’d, [8] – Musir’ul- Ahzan, [9] – [10] – Müruc’uz- Zeheb, [11] – İrşad, [12] – Bihar’ul- Envar, [13] – İrşad, [14] – [15] – Müruc’uz- Zeheb, s. 64. [16] – [17] – [18] – [19] – Tarih-i Taberi, [20] – İrşad-ı Mufid, c2, [21] – Tarih-i Yakubi, c1, [22] – Tarih-i Taberi, [23] – [24] – [25] – [26] – [27] – Kafi, [28] – Tarih-i Taberi, [29] – Emali-yi Saduk, ve 374. [30] – Kamil-i İbn-i Esir, [31] – Tarih-i Taberi, [32] – [33] – İrşad-ı Mufid, [34] – Tarih-i Ehl-i Beyt, [35] – Keşf’ul- Ğumme,
Hüzün dolu gönüllerHer Muharrem ayında “Kerbela” gelir hatırlara. Peygamberlerin Sultanı, Allah’ın sevgilisi Mustafa Efendimizin torunu Cennet gençlerinin Efendisi “İmam Hüseyin” gelir hatırlara. Hatırladıkça boğazlar düğümlenir, gözlerden yaşlar akar ve gönülleri hüzün Sarayı’nda İmam Hüseyin’in cübbesi ve hırkasıŞu sıralar gündeme oturan “Topkapı Sarayı”nın Hırka-i Saadet dairesinde Efendimizin cübbesi ve hırkasından bir parça muhafaza edilmekte. Bilginiz Efendimize ait olduğu belirtilen cübbenin boyu 130 Pikeye benzer kumaştandır. Kısa kollu olup, önden ilikli ve yuvarlak kanlı hırkasından bir parçaÜçgen şeklinde olup üzerinden kan lekeleri vardır. hırkasından bir İmam Hüseyin olarak Osman Kemâli Efendi’nin “İmam Hüseyin Mersiyesi”ni bugünün hatırasına bir ah niyetine kamer mahzun, güneş me'yus kan ağlarFelek sergeşte mebhut, hayrete dalmış cihân ağlarCefay-ı şah-ı mazluma tahammül etmeyip dağlarEzelden gözlerinden ablar olmuş revân ağlarNe düşmansın behey ibn-i recim, ey sâkiy-i iblisSenin yaptıklarına düşman-ı insan olan ağlarMedine halkına kıldı veda ol kan-ı ilm-ül gaybTutup âfâkı bir efgân, yanar pir ü civân ağlarNice Günler edip kat-i merâhil akıbet bir günErip Kerbubelâ'da cümlesi Hakk'a divân ağlarBilinmişti ki ol yerler serencâm-ı şahâdettirBilinmişti ki ol yerden geçilmez, hânedân ağlarİki göz oldu a'ma, ağlarım ey kurre't-ül-ayneyn"Kemâlî" sûz-i derdinle nihan ağlar, ayân ağlar Osman KemâlîDoğan Pur haber verdi Yayın Tarihi 04 Aralık 2011 Pazar 2155 Güncelleme Tarihi 04 Aralık 2011, 2155
İçindekiler1 Hz Hüseyinin başının kesildiği taş nerede?2 Hz Hüseyin başı nerede?3 Hz Hüseyin mezarı nerede?4 Kimin kafasıyla top oynandı?5 Hasan Hüseyin kim öldürdü?6 Hz Alinin soyundan gelenlere ne denir?7 Hz Hüseyinin intikamını kim aldı?8 Kerbelada Hasan Hüseyin i kimler öldürdü?Hz Hüseyinin başının kesildiği taş nerede?“Kan ağlayan taş” ise Halep şehrinde “Meşhedu'n Nokta” denilen yer, Ehlibeyt âşıklarının ziyaret yeridir. Orada imam Hüseyin'in mübarek başının konulduğu bir taş vardır. Taşın üzerine İmam Hüseyin'in mübarek başından kanlar akmış ve Müslümanların o taşa ilgi göstermesine ve korumasına sebep Hüseyin başı nerede?Hazret-i Hüseyin Kesik Başı Küfe' Hüseyin mezarı nerede?Al-Imam Al-Hussain Holy Shrine, Karbala, IraqHusayn ibn Ali / Place of burialKimin kafasıyla top oynandı?Yasak, eski zamanların acı bir hatırasından, Kerbelá hadisesinden kaynaklanıyordu Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin, 680 senesinde Emevi Hanedanı'ndan Yezid'in adamları tarafından Kerbelá'da katledilmiş, kesik başı Yezid'e götürülmüş ve Yezid bu kesik başla top gibi oynamıştı!Hasan Hüseyin kim öldürdü?Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa'd'ın ordusu Şimr bin Zi'l Cevşen'in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin'in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi'l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin'i Alinin soyundan gelenlere ne denir?İslam'da dinî unvan olarak Hüseyin'in soyundan gelen Alevîlere Hüseyni veya Seyyid, Hasan'ın soyundan gelen Alevîlere ise Hasani veya Şerif Hüseyinin intikamını kim aldı?Muhtar es-Sakafi, hem Emevîler'den ayrı bağımsız bir halifelik ilan eden Abdullah bin Zübeyr'in Kufe'deki valisini görevinden uzaklaştırması, hem de Kufe'de karargâh kurarak Hüseyin bin Ali'nin Kerbela Savaşı'nda öldürülmesinin öcünü almak için Emevî halifelerine karşı başarısız bir isyan tertip etmesi ile ün …Kerbelada Hasan Hüseyin i kimler öldürdü?Kerbelâ Olayı veya Kerbelâ Savaşı ya da Kerbelâ katliamı, 10 Ekim 680'de, bugünkü Irak sınırları içindeki Kerbelâ şehrinde, Muhammed'in torunu Hüseyin bin Ali'ye bağlı küçük bir birlik ile Emevi halifesi I. Yezid'in ordusu arasında cereyan etmiştir. Hüseyin ve kafilesindeki herkes öldürülmüştür. Yazı dolaşımı
Hz. Hüseyin kimdir? Kerbela'da Hz. Hüseyin nasıl şehit edildi? Soruları vatandaşlar tarafından araştırılmaya başlandı. Merak edilen tüm detayları haberimizde derledik. İşte detaylar...HZ HÜSEYİN KİMDİR?İslam Devletinin bir Emevi saltanatına dönüşmemesi için son nefesine kadar mücadele veren On İki İmamın üçüncüsü Hz. Muhammed’in torunu Hüseyin bin Ali, Emeviler tarafından Kerbelâ Savaşı’nda ailesinden pek çok kişiyle birlikte öldürülmüştür. 626 – 10 Ekim 680 Dördüncü Halife Hz. Ali’nin Ali bin Ebu Talib oğludur. Annesi, Hz. Muhammed’in kızı Fatıma Zehra’dır. 11 yıl imamlık yapan Hz. Hüseyin’in soyundan gelenler Hüseynî ya da Seyyid olarak tanımlanır. Hz. Hüseyin, ağabeyi Hz. Hasan ile, İslam peygamberinin yanında büyüdü. Birçok hadis kaynağı Hz. Muhammed’in, Hasan ve Hüseyin’le oynadığını ve onlarla vakit geçirdiğini gösterir. İslam peygamberinin onları sırtına bindirerek eğlendirdiği ve şöyle hitap ettiği bilinir “Bineğiniz ne güzel binek, siz ne güzel binicisiniz.”Künyesi “Ebu Abdullah”tır. Hicretin 61. yılı, Muharrem ayının 10. günü 57 yaşında iken şehadete erişti. Peygamberimiz Hz. Muhammed ile 7, babası İmam Hz. Ali ile 30, İmam Hz. Hasan ile ise 10 yıl geçirdi. İslam tarihçileri; İmam Hüseyin 6, 9 ve 10 çocuğu olduğunu belirtir. Büyük kardeşi İmam Hasan Mücteba şehit olup hakka yürüdükten sonra Allah’ın emri ve kardeşinin vasiyeti ile imamet makamına sahip ARASINDAKİ İLK AYRILIKLARHz. Muhammed’in 632 yılında ölümünün ardından halifelik makamını sırasıyla; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’ye geçmiştir. Hz. Osman’ın öldürülmesinin ardından halifelik makamına geçen Hz. Ali, Hz. Osman’ın katillerini bulmamakla suçlanmıştır. Hz. Ali ve Muaviye arasında gerçekleşen Sıffin Savaşı’nın ardından Müslüman dünyasında ayrılıklar baş göstermişti. İslam dünyası iki ayrı yönetim tarafından idare edilmeye başlanmıştı. Küfe, Hz. Ali’nin halifeliğinde, Şam başkent olmak üzere Hz. Muaviye’nin yönetimindeydi. Hz. Ali bir harici tarafından öldürülünce, Hz. Hasan halifeliği Hz. Muaviye’ye bırakmak zorunda kalmıştı. Fakat Muaviye’den sonra halifelik, Hz. Ali’nin diğer oğlu Hz. Hüseyin’e devredilecekti. KERBELA OLAYI'NIN NEDENLERİHz. Muaviye öldükten sonra yerine söz verildiği gibi Hz. Hüseyin değil, Muaviye’nin oğlu Yezid geçmiştir. Fakat Yezid’in halifeliğine tepkiler oldukça fazla olmuştur. Çünkü halifenin demokratik yollardan seçilmesi gerekiyordu ve Yezid’in halifeliği ile halifelik makamı saltanat usulüne çevrilmiş oluyordu. Yezid, halifelik makamına geçer geçmez iktidarını ve otoritesini sağlamlaştırmak maksadıyla Medine valisine, kendisine itaat etmeleri konusunda mektup yazmıştı. Diğer taraftan, Kûfe halkı ise Hz. Ali’ye sıkı sıkıya bağlı olduklarından Yezid’in halifeliğini tanımak istemediler. Ayrıca, Emeviler dönemi ile birlikte başkent, Şam’a taşınmıştı ve Kûfe’nin gelirlerinde de gözle görülür azalmalar yaşanmıştı. Tüm bu nedenlerden ötürü Kûfe halkı, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’e mektup yazarak kendisine bağlılıklarını bildirdiler ve onu Kûfe’ye davet ettiler. Hz. Hüseyin, kendisini Kûfe’de kalabalık bir grubun beklediğini düşündüğünden bu daveti kabul etti ve Kûfe’ye ailesini de alarak Kûfe’ye giden Hz. Hüseyin’in ordusu ile Yezid’in ordusu Kerbela’da karşılaştı. Hz. Hüseyin’in ordusunda bulunan 70 adama karşılık, Yezid’in ordusunda 4500 kişi olduğundan bu mücadele, Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin ölümüyle sonuçlandı. Hz. Hüseyin’in ailesi esir alındı ve kanlı bir şekilde biten bu olay, tarihe Kerbela Olayı Katliamı olarak OLAYI'NIN SONUÇLARI VE GÜNÜMÜZE ETKİLERİKerbela Olayı ile İslam dünyasında mezhep ayrılığı derinleşmiştir. Olayın ardından Sünni-Şii çatışması ortaya çıkmış ve Şia hareketi doğmuştur. Bu olaydan sonra bazı Şia mezhebindeki Müslümanlar, Emevilerin ve dört halifenin Hz. Ali hariç hilafetine karşı çıkarak hilafet makamının yalnızca Hz. Ali soyundan gelenlere ait olduğunu savunmuşlardır. Onlara göre, Hz. Muhammed ölmeden önce, kendisinden sonra yerine geçecek kişinin ismini yazmak üzere kalem kâğıt istemişti. Fakat Peygamberin bu isteği yerine getirilmemişti. Eğer Hz. Muhammed’in isteği yerine getirilseydi Peygamber, kâğıda Hz. Ali’nin ismini yazacaktı ve halife Hz. Ali olacaktı. Şia’nın dayandığı görüş buradan gelmektedir. Bugün dahi izleri süren Sünni-Şii taraflarının birleştiği ortak noktalarından biri ise, Kerbela Olayı’nı hüzünle hatırlamak olmuştur. Günümüzde Hz. Hüseyin’in şehit edildiği tarih, Muharrem ayının 10. günü Aşure Günü’dür. Bu tarih, Sünni Müslümanlar tarafından sessiz bir şekilde anılırken, Şii ve Alevîler tarafından törenlerle HÜSEYİN'İN KERBELA'DA KONUŞMASIDiyor ki, Allah Rasulünün reyhan kokulu torunu, karşısındaki, peygamber hukukundan azıcık nasibi olabileceğini düşündüğü, Peygamber hatırasına azıcık hürmet edebileceğini umut ettiği, içlerinde yürek taşıdığını sandığı canavar gürühuna“Ey insanlar! Soyumu söyleyin, ben kimim? Sonra kendinize gelin, nefsinizi kınayın. Bakın, beni öldürmeniz, hürmetimi gözetmemeniz size caiz midir? Ben, Peygamberinizin kızının oğlu değil miyim? Ben, Peygamberinizin vasisi ve amcası oğlunun oğlu değil miyim? Ben, herkesten önce Allah’a iman eden ve Peygamber’in risaletini tasdik eden kimsenin oğlu değil miyim? Seyyid-uş Şüheda olan Hamza, babamın amcası değil midir? Cafer-i Tayyar amcam değil midir? Peygamber’in benim ve kardeşim hakkındaki “Bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir” sözünü duymamış mısınız?“Eğer sözümü tasdik ederseniz, bu söylediğim sözler bir gerçektir. Allah’a andolsun ki, Allah Teala’nın yalancıya gazab ettiğini ve uydurduğu sözün zararını kendisine çevirdiğini bildiğim günden beri yalan söylemiş değilim. Eğer beni yalanlarsanız şimdi müslümanların arasında Peygamber’in ashabından olan kimseler mevcuttur; bunu onlardan soracak olursanız size söylerler. Cabir b. Abdullah-i Ensari, Ebu Said-i Hudri, Sehl b. Sa’d-is Saidi, Zeyd b. Erkam ve Enes b. Malik’ten sorun, öğrenin; şüphesiz onların hepsi, Resulullah’ın benim ve kardeşimin Hasan’ın hakkında buyurduğu sözü duymuşlardır. Bu sözler, sizi kanımı dökmekten alıkoymuyor mu?”“Ben ve kardeşim hakkında Peygamber’in buyurduğu bu sözde şüpheniz varsa benim Peygamberinizin kızının oğlu olduğumda da mı şüphe ediyorsunuz? Allah’a andolsun ki, doğu ve batı arasında bütün dünyada, sizin ve dışınızdakiler arasında da Resulullah’ın benden başka torunu yoktur. Yazıklar olsun size! Acaba öldürdüğüm bir kimse veya zayi ettiğim bir mal ya da size vurduğum bir yara karşılığında mı beni cezalandırmak istiyorsunuz?“Ey insanlar! Allah’a and olsun bundan sonra süvarinin bineğe binerek meydanda gezdiği süre miktarınca dünyada kalırsınız. Bu sözü babam, ceddim Resulullah’tan bana nakletti. Bilin ki Hüseyin’in ümidi ancak yüce Allah’adır. Çünkü hayatı Allah’ın kudreti elinde olmayan kimse yoktur. “Yok, yok, yok!Yürekler harekete geçmez. Yüreklerin içi boşalmıştır sanki… Orada, göğüslerin içinde yürek yerine bir kaya parçası vardır sanki… Oklar, kılıçlar ve mızraklar konuşur yürekler yerine… kan konuşur. Söz, vahşetindir.Hazreti Hüseyin’le birlikte Medine’den gelenler birer birer şehit olurlar. Her birinin şehadeti ayrı bir destandır. Onlardan biri Ebuzer-i Giffari’nin kölesi Cevn’dir. İşte onun can pazarına yansıyan pırıltısı“Cevn, İmam Hüseyin’in huzuruna çıkarak meydana gitmek için izin Hüseyin “Ey Cevn, diyor, sen afiyet ve asayiş ümidiyle bizimle buraya kadar geldin; şimdi kendi yoluna gidebilirsin.”Cevn Hazreti Hüseyin’in ayaklarına kapanarak şöyle diyor Ey benim imamım! Ben kötü kokulu, hasebi düşük ve rengi siyah bir köleyim. Güzel kokulu, şerif hasebli ve beyaz renkli olmam için cennete girmeme müsade edin. Allah’a andolsun ki, benim siyah kanım siz Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin pak kanlarına karışıncaya kadar sizi üzerine Hazreti Hüseyin Cevn’a izin veriyor. Cevn meydana gidiyor, vuruşuyor ve şehid oluyor. Hazreti Hüseyin onun başı ucuna gelerek buyurdu ki “Allah’ım! Onun yüzünü ak et, kokusunu güzelleştir, onu salih kişilerle haşret ve onu Muhammed ve Ehl-i Beyt’iyle haşret.”Artık sıra Ehl-i Beyttedir. Ehl-i Beyt’ten savaş meydanına ilk çıkan Hazreti Hüseyin’in büyük oğlu Ali Ekber olur. Ali Akber, torunlar içinde Rasulullah Efendimize en çok benzeyendir. O savaşa giderken Hazreti Hüseyin “Allah’ım! Şahid ol ki, halk içinde Peygamber’in Muhammed’e en çok benzeyeni bu kavmin üzerine gidiyor. Biz Peygamber’i görmek istediğimizde ona bakıyorduk. Allah’ım!” diyerek uğurlar. Ali Ekber parça parça edilir vahşet güruhu Hasan’ın oğlu Kasım, girer savaşa ve şehit olur. Henüz 13 yaşındadır. Hiçbir şey, hiçbir şey yüreklerinde bir kıvılcım oluşturmaz vahşet güruhunun. Sonra… sonra… Hiç anlatılamayacak şeyler oldu. Savruldu göklere Şehit Hüseyin’in ve Ehl-i Beyt’in muazzez kanları… Ondan beri dinmeyen bir ağıt vardır mü’minlerin gönlünde… Bir yara… Bir sancı… Bir fay hattı, bir uçurum…Bir de ders olsa keşke…İKTİDAR HIRSINeleri nasıl unutuyor insanlar, gözleri ve gönülleri kararınca… Neleri nasıl çiğniyor… Peygamber emanetine kılıç çekmek… Bu nasıl bir şeydir! Ve Peygamber ahirete irtihalinden sadece yarım asır sonra… Peygamber neslinin henüz yeryüzünden çekilmediği bir zamanda! Nasıl bir şey!Bir ders! İktidar hırsını, kabile-kavim asabiyyetini Müslümanlığının, mukaddes değerlerinin, Peygamber hatırasının önüne geçirmemek için iz’an…HZ. HÜSEYİN SÖZLERİHiç şüphesiz din büyüklerimiz sadece onlardan söz edip, övmemiz, onları kutsamamız, onlar için ağlamamız ve onları sevmemiz için yaşamamışlardır. Bunlar kendi yerinde gerekli ve güzeldir fakat asla yeterli değildir. Onların yaşamının en büyük hikmet ve hedefi insanları cehalet karanlıklarından kurtarıp iman ve hidayet aydınlığına çıkarmaktır. olarak Kerbela olayı ve Hz. Hüseyin’i anma ve anlatmada bunu hep göz önünde bugünümüze ışık tutsun diye okumalı ve din büyüklerimizi bize örnek olsunlar, söz ve fiilleriyle bize yol göstersinler diye anlamda Hz. Hüseyin’i anmak İlahî aşkı, kulluğu, cihadı, namazı, emri bil marufu, nehyi münkeri, fedakârlığı, insan sevgisini Hüseyin’in bütün yaşamı ve Kerbelası örnek bir insanın hayat tarzını bize öğrettiği gibi sözleri de aklımızı, düşüncemizi ve gönül dünyamızı cihan sultanı efendimiz ne güzel buyurmuş “Hüseyin hidayet meşalesi ve kurtuluş gemisidir.”İşte o yüce insanın insanlığı aydınlatan nurlu sözlerinden küçük bir demeti siz aziz okuyucularımıza sunuyoruz1- Allah’ı öfkelendirmekle halkın rızasını kazanmak isteyen bir kavim, kurtuluşa Kıyamet günü, yalnız dünyada Allah’tan korkan kimse emniyette Ey insanlar! Resulullah s buyurmuştur ki “Kim, Allah’ın haramını helal bilen, ahdini bozan, Resulünün sünnetine muhalif olan, kulları arasında günah ve zulüm yapan zalim bir yönetici görür de fiil ve sözüyle ona karşı çıkmazsa, Allah-u Teala onu da, o zalim yöneticiyi sokacağı yere cehenneme sokar.’’4- Allah’a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse, umduğundan uzaklaşarak korktuğu şeye Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan da kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda, müminin ölümü arzulaması yerindedir. Ben ölümü saadet, zalimlerle yaşamayı ise aşağılık Ey Ebu Süfyan’nın oğullarına uyanlar! Eğer dininiz yok, ahiretten de korkmuyorsanız, en azından hür insanlar Allah’ım! Sen biliyorsun ki, bizim tarafımızdan gerçekleşen kıyam, saltanat için yarışmak ve değersiz dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir. Senin dininin öğretilerini öğretmek, ıslahat yapmak, mazlum kullarına emniyet ve güvence kazandırmak, İslam’ın farzları ve Resulullah’ın sünnetleri ve hükümleriyle amel olunmasını sağlamak Farz olan cihatlardan biri, insanın kendisini günahtan koruması için nefsi ile cihat etmesidir. İşte bu cihat, cihatların en büyüğüdür…9- Eğer dünya hayatı bazılarının nazarında değerli sayılıyorsa, Allah’ın mükâfat evi cenneti daha yüce ve daha bu bedenler ölüm için yaratılmışsa, insanın Allah yolunda kılıçla öldürülmesi daha rızklar takdir edilip bölünmüşse, servet elde etmekte insanın hırsının azlığı daha dünya malını toplamak ondan bir gün el çekmek içinse, insanın böyle bir servet hakkında cimrilik yapmaması Bilin ki, insanların size olan ihtiyaçları, Allah’ın size verdiği nimetlerdendir. Öyleyse o nimetlerden bıkmayın, yoksa belaya Allah’tan başka sığınağı olmayan kimseye zulmetmekten Seni seven, kötü işlerden seni sakındırır; senden nefret eden ise seni bu işlere teşvik Akıl, ancak hakka uymakla kâmil Allah korkusundan ağlamak, cehennem ateşinden kurtulmaya sebep Bir kişi, Şehitler Efendisinin huzuruna gelerek “Ben günahkâr bir kimseyim, kendimi günah işlemekten alamıyorum, bana nasihat et” dedi. İmam şöyle buyurdu“Beş şeyi yap sonra dilediğin günahı işlea Allah’ın rızkını yeme, istediğin günahı Allah’ın mülkünden ve hâkimiyeti altından dışarı çık, istediğini Allah-u Teala’nın seni göremeyeceği bir yer bul, ne yapmak istersen Azrail canını almaya geldiği zaman teslim olma, o zaman gönlünün istediğini Kıyamet günü cennetin maliki seni cehenneme götürmek istediğinde cehenneme gitme, ondan sonra arzuladığın işi Bir adam İmam’a selam vermeden; “Nasılsınız? Allah afiyet versin” dediğinde İmam şöyle buyurdular “Evvel selam, sonra kelam söz. Allah da sana afiyet versin.” Daha sonra buyurdular ki “Kimsenin selam vermeden konuşmasına müsaade etmeyin.”17- İyiliklerde yarışın ve manevi ganimetleri elde etmeye Cömertlik eden yücelir, cimrilik yapan ise Bir kişi İmam Hüseyin’den dünya ve ahiret hayrını kendisi için yazmasını istediğinde İmam şöyle yazdılar“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kim Allah’ın rızasını, halkın öfkesini kazanmak pahasına elde ederse, Allah, insanların ellerinde olan işlerde ona kifayet eder; kim halkın rızasını, Allah’ın gazabını kazanarak elde ederse, Allah, onu insanlara terk eder. Vesselam.”20- Kim, bir müminin gam ve üzüntüsünü giderirse, Allah-u Taala onun dünya ve ahret üzüntülerini giderir.
hz hüseyin kan ağlayan taş