52ypyO. Yunus Emre Hakkında Bilgi Taptuğun dergahına kırk yıl hep doğru odun taşıdığı rivayet edilen Yunus için anlatılanların ne kadarı gerçektir, bunu bilemiyoruz ama yediyüz yıldan beri hep doğruyu, güzeli, iyiyi söyleyen Yunus, elbette ki içi ile, dışı ile, katıksız bağlanışları ile gerçek bir velidir. Mal sahibi mülk sahibi Hani bunun ilk sahibi Mal da yalan mülk de yalan Var biraz da sen oyalan. diyen Yunus’un kalbi Allah’ın hazinelerinden kimbilir nanca nasip almıştı. Selçuklar Asrı», Anadolu’nun maddî ve manevî mânâda Altın Asrı »dır. Bu asır faziletin dilini, kâh Yunus’un ilâhisine, kâh Mevlâna’nın semasına terketmiştir… İnanışların en katıksızı Yunus’tadır… Sözün en vecizi Yunus’tadır. İman Yunus’tadır… Aşk Yunus’tadır. Taptuk’un dergâhında pise pişe bir kor haline geldi. Gitti her yeri nuruyla doldurdu. Ama kendisini hep o mütevazı kalıbın içinde mahviyetkâr bir ruh olarak gördü. Taptuğu yüzüstü bırakıp dergâhtan kaçmasını herkes başka türlü yorumlar. Lâkin biz Yunus’un Dergâha yük olmaması için kaçtığını» sanıyoruz. Yunus hangi makama erdiğini bilmiyordu… Şeyhi Taptuğa yalnız bu konuda inanmamıştı. Fakat bir âsâ, bir abâ ile dağlara düştüğü gün Erenlerden» olduğunu başkalarından duydu. Döndüğü zaman Taptuk kendisini kabul etti ama tarizde de bulunmadan edemedi. — Sen ne mertebede olduğuna biz söylediğimiz zaman inanmadın da, yabancılardan duyunca mı inandın?» Taptuk kerâmet göstermişti. Yunus Tapduğun ellerine kapandı… Yunus, seven adamdır. O serâpa aşktır. İlmi, aşk potasını yakmak için yakıt yapacak kadar aşk adamıydı… O, yaradanı seviyordu. Yaradılanı seviyordu. Bülbül gibi şakıyan Türkçesi ve tevazu ile ne güzel seslenir. Yaradılanı hoş gör Yaradandan ötürü Yalnız bu iki mısra bir insanı şair, bir şairi aşk adamı yapmaya yeter. Mübarek gecelerde buhurdanlardan ne zaman buhur kokusu yayılırsa, Yunus’un mısraları da bu kokularla birlikte uhrevî bir terennüm halinde Müslüman evlerini doldurup taşar. Yunus, Mevlâna’nın Mesnevi’de uzun uzun anlattıklarını bir iki mısrada söyliyen bir Velidir. Mevlâna, Yunus için hatırımızda kaldığına göre şöyle söyler İlimde hangi merhaleye ulaştımsa, karşımda Yunus denilen Türkmen dervişini gördüm.» Bir başka rivayet daha vardır. Güya Yunus Mevlâna’nın Mesnevi’sini dinledikten sonra — Güzel, güzel ama demiş; uzun yazmışsın. Hazret-i Mevlâna Türkmen Dervişi dediği Yunus’a sorar — Sen olsan nasıl yazardın? Ben olsam» der koca Yunus Etle deriye büründüm, Yunus diye göründüm. der. Eskişehir’de mezarı olduğu söylenir… Karaman’da Yunus’a ait bir mezar bulunduğu iddia edilir. Ama Yunus’un yattığı yer Mevlâna’nın deyimiyle Ârif olan kişilerin kalpleri»dir… kaynaknkfu Etiketlerbilgi, hakkında, hayatı, kimdir, yazı, Yunus Emre, Yunus Emre Hakkında Bilgi 0, Yunus Emre kimdir? Anadolu’da yaşamış büyük Türk halk şairi ve mutasavvuf olan Yunus Emre ile ilgili Yunus Emre’yi anlatan yazı.
1009 Yunus Emre üzerine 36 yıldır araştırmalarını sürdüren, "Yunus Emre Divanı", "Yunus Emre Yolcusuna Öğütler", "Yunus Emre Yorumları" ve "Her Genç Bir Yunus" adlı eserlerin de aralarında olduğu çok sayıda çalışmayı okurla buluşturan araştırmacı ve yazar Mustafa Tatcı, Zeytinburnu Kültür ve... Yunus Emre üzerine 36 yıldır araştırmalarını sürdüren, "Yunus Emre Divanı", "Yunus Emre Yolcusuna Öğütler", "Yunus Emre Yorumları" ve "Her Genç Bir Yunus" adlı eserlerin de aralarında olduğu çok sayıda çalışmayı okurla buluşturan araştırmacı ve yazar Mustafa Tatcı, Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen "Konuşmalar" programının konuğu Belediyesinin YouTube kanalı üzerinde çevrim içi yayınlanan etkinliğin moderatörlüğünü Bünyamin Yılmaz 700. yılı nedeniyle UNESCO'nun Yunus Emre'yi anma ve kutlama yıl dönümleri kapsamına alması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2021'i "Yunus Emre ve Türkçe Yılı" ilan etmesinin önemine işaret eden Tatcı, "Çevremdekiler biliyor, gece gündüz Yunus'la uğraşıyorum. Varlığımızı Yunus'a feda ettik diyelim. Helali hoş olsun. Bir ömür daha verse Cenab-ı Hak, yine aynı şeyi yaparım. Çok zevkli bir şey. Yunus olmak, Yunus gibi olmak çok zevkli bir şey." Tatcı, 1940'lardan sonra Karaman ile Eskişehir arasında Yunus Emre nerelidir tartışmalarının olduğunu belirterek, "Ben bir bibliyografya çalışması yaptım. Milli Kütüphane Başkanlığı bana böyle bir siparişte bulunmuştu. 1987'ydi sanırım. Yunus Emre bibliyografyası... Orada ortalama bin tane künye tespit ettiysem 900 tanesi bu kavgayla alakalı. Bu çok acı bir durum. Şu anda bile bu davayı devam ettiren kişiler var." diye tür kavgalara harcanan enerjinin Yunus Emre'yi dünyaya tanıtmak için harcanması gerektiğini vurgulayan Tatcı, şunları kaydetti "Artık bu dava kaldırılmalı. Biz dünyada kültürümüzle yokuz, klasik eserlerimizle dünyada yokuz. İngilizcemiz yok. İngilizce, Almanca, Fransızca bir eserimiz yok. Yani dünya kültüründe Türkçe klasik eserlerin bir yeri yok. Seçmelerle falan olmaz bu iş. Sadece Orhan Pamuk tanınıyor. Pandemiden önce birkaç defa Moskova, Avusturya, Viyana, Tunus gibi yerlere seyahatlerimiz oldu. Oralarda Yunus Emre'yi anlatmaya çalıştık dilimizin döndüğü kadarıyla. Bize sordukları şey, onlara verebileceğimiz eserler oldu. Mesela Viyana'da Avusturya Kültür Bakanı'yla muhatap olduk bir toplantıda. Bize verebileceğiniz bir Almanca kitabınız vardır herhalde, dediler. Maalesef yok.""Kültür tercüme eserlerle taşınır"Yazar Tatcı, Türkiye'nin dünyada ne Yunus Emre ne de diğer klasik eserleriyle yer almamasının üzücü olduğunun altını çizerek,"O zaman ne yapmamız lazım? Başta belirttiğim kavgalara dur dememiz ve bu enerjiyi tercüme bürosunda, klasik eserlerimizin dünyaya anlatılmasında kullanmamız lazımdı. Kültür, tercüme eserlerle, klasikleşmiş bestelerle taşınır. Yani Yunus Emre'nin İngilizce, Fransızca besteleri olmalıydı. Diğer dillerde besteleri olmalıydı. Bu döneme göre konuşursak, animasyonları olmalıydı çocuklarımıza yönelik. Yunus'un hayatı da animasyona çok uygun, mesaj vermeye çok uygun. Çizgi filmlerle vesaire anlatılmalıydı Yunus Emre." ifadelerini izinden gidenlerle ilgili de çalışma yaptığını aktaran Tatcı "Yedi yüz senelik dönemde, iki binden fazla Yunus izine basarak Yunus'laşan şairimiz var. Sadece Yunus'la kalmamalıyız. Yunus'tan alınan o dil, gönüllere inmiş, sinmiş ve içinden Yunus'un gönül çocukları çıkmış. Biz bunun peşine düşmeliyiz. Yedi yaşından yetmiş yaşa kadar nasıl hitap edilecekse onun hitabını bulmalıyız. Kitapla mı olacak bu, filmle mi, senaryoyla mı, animasyonla mı, besteyle mi? Yani kültürü ne ile taşıyacaksak günümüz şartlarına uygun, onunla taşımalıyız diyorum." değerlendirmesini Yunus'un alemlerin tam ortasından konuştuğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi "Yani hem bizim anlayacağımız gibi kafayla hem de gönül ehlinin anlayabileceği gibi gönülle ifade edilmiş kavramlardan bahsediyor. Deniz vahdeti, kuş mana yolcusunu temsil eder. Uçmak süluktur. Yani mutasavvıfların seyr-u süluk dediği olaydır. O zaman bunu aparatlarla açmak lazımdı. Yani dünya dillerine aktarmak için aparatlarla açmak lazımdı. 'Bir ben vardır bende, benden içeri' cümlesindeki 'ben'in Freud'un ilgi alanına giren 'ben' olmadığını, nefs-i emmare'deki 'ben' olmadığını; onun da ötesinde kendini gerçekleştirmiş olan, Hak'ta fani olan bir 'ben' olduğunu anlamak ve anlatmak lazımdı. İşte bunları açtım. Dünya dillerine aktarılırken rahat aktarılsın diye yaptım.""Gittiğimiz hemen hemen her yerde insan gezeriz biz"Programa katılan yazar Leyla İpekçi ise Mustafa Tatcı ile hem Anadolu'da hem de çeşitli ülkelerde katıldıkları Yunus Emre'yi anlatan etkinliklerde yaşadıkları bazı anekdotları paylaştı."Yunusça" adını verdiği son kitabının yakın zamanda çıkacağı bilgisini paylaşan İpekçi, Mustafa Tatcı'nın 'insan gezme' ifadesini aktararak şu değerlendirmede bulundu "30- 35 senedir medyada yazı yazan bir insanım. Her baktığım şeye, detaylandırarak, arka planına inmeye çalışarak küçük olaylar üzerinden o büyük manzaraları daha küçülterek, mikro düzeyde bize dönüşlerini, gündelik hayatımıza tekabül ettiği şekline bakarak yaşıyordum. Çünkü sürekli yazmam gerekiyordu. O büyük bir disiplindir aslında. Kimsenin görmediği şeyleri görmeye başlıyorsunuz bir süre sonra. Fakat bunun farkına varamıyorsunuz. İlla yazmanız gerekiyor bunu açmak için. Hocamla gittiğimizde de böyle oldu. Onunla gitmek demek, zaten herhangi bir şey aramaz hale geldim. Buldum. Böyle denir mi? Denir. Nedir o? Aradığım şeyin kendisini gördüm. Gittiğimiz hemen hemen her yerde insan gezeriz biz. Hocam insan gezer, insana bakar. İnsanlar yavaş yavaş ona gelirler."Yaptıkları gezilerin kendisinde Yunusça anlam gelişmeleri oluşturduğunu kaydeden Leyla İpekçi, şu bilgileri paylaştı "Mustafa Tatcı hocamın konuştuğu şey benim hep aradığım şeydir. Ben kelimelerle yaşayan bir insanım. Bazen ölü kelime olur. Eğer siz yazdığınızdan bir şey anlamazsanız, yeni bir şey öğrenmezseniz o ölü kelimedir. Ama yazdıkça, bir şeyler öğrenmeye başlıyorsanız, cepten yemeyip de yazdıkça anlamaya başlıyorsanız kelimeler canlanır. Hocamı dinlerken yahut onun eserlerinden Yunus'u çıkartmaya çalışırken veyahut onun gittiği yerlerde Yunus üzerinden aslında ledün dili, anadilimde Türkçe açmaya çalışırken işitmeye başladım. O zaman aradığım şeyin aslında bu canlı kelimede, sözde olduğunu fark ettim. Dolayısıyla mekan gezmek, kelimeleri, insanları gezmek, yüzlerde durmak, dinlenmek, tekrar gezmek, hepsi bir tür Yunusça anlam genişlemesine yol açtı bende. Yunus deyince Yunus'tan ibaret bir şeyi kastetmiyorum. Yunus, bir süre sonra size ayna olmaya başlıyor. Sizi size anlatan gerçek, canlı bir söze dönüşüyor Yunusça. Ben bunu yakaladım işte. Yakaladığım şey bana çok heyecan verdi. Ben bu Yunusça'yı aldım kendime dönüştürerek canlandırdım."Yaklaşık 1,5 saat süren program, Zeytinburnu Kültür Sanat'ın YouTube sayfası üzerinden izlenebilir. Zeytinburnu sahilinde mazot kirliliği havadan görüntülendi Trenden çıkan kıvılcım Yunus Emre'nin mezarının yanında yangına sebep oldu Zeytinburnu'nda yıkılan binanın hafriyatının altında kalan kedi yavruları kurtarıldı Kaynak AA Zeytinburnu, Yunus Emre, Fransızca, İngilizce, Güncel, Son Dakika Son Dakika › Güncel › Yazar Mustafa Tatcı 'Konuşmalar' programında Yunus Emre'yi anlattı Açıklaması - Son Dakika Bu haber AA tarafından hazırlanmış olup habere tarafından hiçbir editöryal müdahalede bulunulmamıştır. AA tarafından hazırlanan bütün haberler sitemizde hazırlandığı şekliyle otomatik servis edilmektedir. Bu nedenle haberin hukuki muhatabı AA kurumudur. Son Dakika
Yunus Emre Hakkında Bilgi Taptuğun dergahına kırk yıl hep doğru odun taşıdığı rivayet edilen Yunus için anlatılanların ne kadarı gerçektir, bunu bilemiyoruz ama yediyüz yıldan beri hep doğruyu, güzeli, iyiyi söyleyen Yunus, elbette ki içi ile, dışı ile, katıksız bağlanışları ile gerçek bir velidir. Mal sahibi mülk sahibi Hani bunun ilk sahibi Mal da yalan mülk de yalan Var biraz da sen oyalan. diyen Yunus’un kalbi Allah’ın hazinelerinden kimbilir nanca nasip almıştı. Selçuklar Asrı», Anadolu’nun maddî ve manevî mânâda Altın Asrı »dır. Bu asır faziletin dilini, kâh Yunus’un ilâhisine, kâh Mevlâna’nın semasına terketmiştir… İnanışların en katıksızı Yunus’tadır… Sözün en vecizi Yunus’tadır. İman Yunus’tadır… Aşk Yunus’tadır. Taptuk’un dergâhında pise pişe bir kor haline geldi. Gitti her yeri nuruyla doldurdu. Ama kendisini hep o mütevazı kalıbın içinde mahviyetkâr bir ruh olarak gördü. Taptuğu yüzüstü bırakıp dergâhtan kaçmasını herkes başka türlü yorumlar. Lâkin biz Yunus’un Dergâha yük olmaması için kaçtığını» sanıyoruz. Yunus hangi makama erdiğini bilmiyordu… Şeyhi Taptuğa yalnız bu konuda inanmamıştı. Fakat bir âsâ, bir abâ ile dağlara düştüğü gün Erenlerden» olduğunu başkalarından duydu. Döndüğü zaman Taptuk kendisini kabul etti ama tarizde de bulunmadan edemedi. — Sen ne mertebede olduğuna biz söylediğimiz zaman inanmadın da, yabancılardan duyunca mı inandın?» Taptuk kerâmet göstermişti. Yunus Tapduğun ellerine kapandı… Yunus, seven adamdır. O serâpa aşktır. İlmi, aşk potasını yakmak için yakıt yapacak kadar aşk adamıydı… O, yaradanı seviyordu. Yaradılanı seviyordu. Bülbül gibi şakıyan Türkçesi ve tevazu ile ne güzel seslenir. Yaradılanı hoş gör Yaradandan ötürü Yalnız bu iki mısra bir insanı şair, bir şairi aşk adamı yapmaya yeter. Mübarek gecelerde buhurdanlardan ne zaman buhur kokusu yayılırsa, Yunus’un mısraları da bu kokularla birlikte uhrevî bir terennüm halinde Müslüman evlerini doldurup taşar. Yunus, Mevlâna’nın Mesnevi’de uzun uzun anlattıklarını bir iki mısrada söyliyen bir Velidir. Mevlâna, Yunus için hatırımızda kaldığına göre şöyle söyler İlimde hangi merhaleye ulaştımsa, karşımda Yunus denilen Türkmen dervişini gördüm.» Bir başka rivayet daha vardır. Güya Yunus Mevlâna’nın Mesnevi’sini dinledikten sonra — Güzel, güzel ama demiş; uzun yazmışsın. Hazret-i Mevlâna Türkmen Dervişi dediği Yunus’a sorar — Sen olsan nasıl yazardın? Ben olsam» der koca Yunus Etle deriye büründüm, Yunus diye göründüm. der. Eskişehir’de mezarı olduğu söylenir… Karaman’da Yunus’a ait bir mezar bulunduğu iddia edilir. Ama Yunus’un yattığı yer Mevlâna’nın deyimiyle Ârif olan kişilerin kalpleri»dir… kaynaknkfu
Yunus Emre'yi tasvir eden kilimi üç ay boyunca ilmek ilmek dokudularİğneyi kalem, kumaşı kağıt gibi düşünerek günlerce Yunus Emre'yi işlediler Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü usta öğreticisi Nigar Cengiz "Dönemi yaşatmaya çalıştık" Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü usta öğreticisi İnci Öz "Yunus'u anlatan önsözü sabır, inanç ve sevgiyle işledim"ESKİŞEHİR - " Yunus Emre'yi Bilir Misin?" sergisi, açılışından bu yana birçok ziyaretçiye ev sahipliği yaparken, özellikle Yunus'u anlatan el işlemesi önsöz ve Yunus'u tasvir eden el yapımı kilim dokuması, yapım sürecinin detaylarıyla dikkat çekiyor. Açılış kurdelesi Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından kesilen ve Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü'nün hazırladığı " Yunus Emre'yi Bilir Misin?" sergisinde sergilenen eserler göz dolduruyor. Yunus Emre ve Türkçe yılı dolayısıyla hazırlanan serginin girişinde yer alan, her harfi elde işlenmiş ve Yunus Emre'yi anlatan önsöz ile elde dokunarak üç ayda tamamlanan ve Yunus Emre'nin Tapduk Emre dergahına girişini anlatan kilim ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Sergide yer alan önsöz ve Yunus Emre kiliminin yapımında rol alan Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü Usta Öğreticileri, dönemin izlerini taşıyan eserlerinin yapım süreçlerinden ve özelliklerinden bahsetti."Dönemi yaşatmaya çalıştık"Yunus Emre'nin tasvirini içeren ve üç farklı dokuma tekniği kullanılarak hazırlanan el emeği kilimde emeği geçen Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü'nün 8 yıllık Usta Öğreticisi Nigar Cengiz, eserin yapım süreçlerini anlattı. Yunus Emre'nin her zaman düzgün olmasına dikkat ettiği asasını bile aslına uygun olarak işlemekte özen gösterdiklerini belirten Cengiz, "Dönemi yaşatmaya çalıştık. Objeleri orijinal çalışmalarla desteklemeye çalıştık. Yunus Emre kilimimizi iki arkadaş emek vererek 3 aylık bir sürede çıkardık. Yirmiden fazla renk tonu ve iplik kullandık. Düz, cicim ve halı düğümü olmak üzere üç ayrı dokuma tekniği kullandık. Kilimde Yunus Emre'nin Tapduk Emre dergahına girişini anlatmaya ve onu yakalamaya çalıştık. Bulutların içinden çıkıyormuş gibi bir görünüm de vermeye çalıştık ve istediğimiz görüntü de oldu. Vurgulayıcı renkler kullanmaya çalıştık. Geleneksel renkler üzerinde durduk. Sayın Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk'un buraya teşrifleri bizi çok mutlu etti. Sergimizi çok beğendiğini ifade etmiş. Ziyaretinin ikinci gününde tekrar sergimizi ziyaret etmiş. Hepimiz çok büyük bir onur duyduk bundan. Kendisine ve Genel Müdürümüz Yusuf Büyük'e çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı."İğneyi bir kalem, kumaşı da kağıt gibi düşünerek sabır, inanç ve sevgiyle işledim"Serginin girişinde yer alan ve Yunus Emre'yi anlatan tamamı el işlemesi önsözü hazırlayan El Nakışları Usta Öğreticisi İnci Öz, büyük bir emek ile uzun saatler üzerinde çalıştığı eser hakkında konuştu. Eserinin gelecek nesillere de aktarılabilecek şekilde hazırlandığından dolayı mutlu olduğuna değinen Öz, "Bu yıl Yunus Emre yılı, böyle bir sergi düzenlenecekti. Yunus Emre'yi anlatan bu kadar el emeği göz nuru içerisinde yine el emeği, Yunus Emre hakkında bir ön yazı tasarlandı. Bu yazımız 1500 harften oluşuyor. Bir saatte yalnızca 5 harfi işleyebiliyorsunuz. Sekiz saatte ancak 40 harf işlenebiliyor. Bu şekilde 1 ay gibi bir sürede tamamladım. Suzeni tekniği kullanıldı. Hem iğne hem de tığ ile çalıştık. Her bir harfi çıkarttığınızdaki yaşadığınız o mutluluk anlatılmaz yaşanır. Cümle değil de kelime kelime aynı ip üzerine getirmeye çalıştım. O şekilde düz oldu. İşlerken gelecek nesillere kalır diye bu düşünceyle işledim. İnşallah gelecek nesillere de örnek olur. İğneyi bir kalem, kumaşı da kağıt gibi düşünerek gelecek nesillere de kalması amacıyla sabır, inanç ve sevgiyle işledim" diye konuştu. Tapduk Emre Ziya Selçuk Yunus Emre Eskişehir Kültür Sanat Haberler
yunus emre yi anlatan yazı