Kibirliolana karşı kendini büyük göstermek, kibir olmaz, sadaka vermek gibi sevap olur.”. Görülüyor ki, imanı, yani Ehl-i sünnet itikadını kısaca öğrendikten sonra, iyi ve kötü huyları öğrenmek de, farz-ı ayndır, her Müslümanın öğrenmesi lazımdır. Abdesti, guslü, namazı, orucu ve haramları da, her
Deizm Tanrı’ya inanıp ancak hiçbir dini kabul etmeyen görüştür. Deizm’de her şeyi başlatan, evreni bir saat gibi kuran bir Tanrı inancı vardır. Ancak bu Tanrı şimdiki zamana karışmaz, kişisel değildir. Aynı zamanda asla vahiy aracılığıyla bir din oluşturmamış ya da insanlığa hitap etmemiştir.
SAFFAT SURESİ ANLAMI VE DİYANET MEALİ. Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır
HZ. İSA (AS) ALLAH’IN OĞLU DEĞİLDİR, ALLAH’IN PEYGAMBERİDİR. www.evrimteorisi.info. Dünyanın en büyük iki İlahi dini olan İslam ve Hıristiyanlığın pek çok inançları ortaktır. Hıristiyanlar da biz Müslümanlar gibi Allah'ın mutlak varlığına, ezeli ve ebedi olduğuna, tüm kainatı yoktan yarattığına ve tüm
hatasınıkabul etmeyen insandan ne kendine ne insanlığa fayda gelmez. 15 Sep 2021
İslam dininin temel esaslarını kabul etmeyen, Hz.Peygamber’in, Yüce Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hususları inkar eden kimseye ne denir? venividivici91 11 Kasım 2012 sordu 1
WyDTN. bkz kendini mükemmel sanmak 'süprim ben', 'yaa ben ne kadar kusursuzum' gibi sözcük gruplarını dilinden düşürmemeyi kendine misyon edinmiş olan tiptir. yavaş yavaş değiştirilebilen bir modeldir, üzerinde uğraşmak lazım yalnız. genellikle "yaptılarımdan değil, yapamadıklarımdan ötürü pişmanım" cümlesiyle çevresindekileri kanser eden kişilerdir. gamsızdırlar. herkesten uzun yaşar ve hataya doyarlar. hatasız kul olmaz mantığı güdmeyen şahıs... he salih deyip geçilesi insandır. bkz boğa burcu insanı uzak olsun benden lütfen. sanrılarla hayatını sürdürmek isteyen insandır, he denip geçilesidir. belli ki ne kadar konuşulsa da kafasının dikine gidecek bu durumda atalarımızı dinlemek en hayırlısı olacaktır ki; ahmağa karşı en iyi cevap susmaktır. i̇şte bunun aynısıydı eski arkadaş, dediğim dedik çaldığım düdük cinsinden bir şey. hiç haksız değildir, her zaman o haklıdır, karşı taraf haksızdır. o yüzden de arkadaş "eski" ünvanını kazandı benden, tebrikler, tepe tepe kullansın. insanı kendinden soğutur. her dediği doğru , her yaptığı mantıklıdır. gereksiz bir özgüven patlaması vardır bunlarda. hata mı ancak basit insanlar hata yapar ona göre. ama bu tutumuyla yakınındakilere zarar verip, bir süre sonra yalnız kalacaktır. çorabın içine bozuk para doldurup şrraaakkkk diye kafasına geçirme istegi uyandıran insan modelidir. maldır.. her zaman bir çıkar yolu vardır teorisinden varsayımla karşı tarafın açığından faydalanarak aslında hata yapanın o olduğunu ona kabul ettiren modelin ta kendisidir. * örnek, bi saatte seni arıycam der,aramaz karşı taraf da hatalısın beni aramadın diye çemkiriyor varsayarsak -beni arayacaktın, aramadın senden haber bekledim bütün planlarımı ona göre yapmıştım sap gibi kaldım tek başıma. +aramadım mı? -bi de pişkin pişkin soruyor musun? +nasıl aramadım? -aradın mı? +aramamış olmam aramadığım anlamına gelmez sanırım? -ne diyorsun sen ya? +yani aramadığımı nasıl kanıtlayabilirsin? -sen aradığını nasıl kanıtlayabilirsin? telefon kayıtlarında araman yok! +belki silmiş olabilirsin? -neden sileyim? +aramadı demem için. -e ama zaten aramadın. +aramadığıma sağlam bir şahidin var mı? -aramadın! +belki aradım sama sana ulaşamadım? belki aradım sen farkında olmadan reddettin aramamı ve farkına varmadın. belki aradım, başıma kötü bişey geldi o an telefonun çalmadan bana olan oldu. belki tam arayacakken seni düşündüm aramaktan vazgeçtim. -sonuç itibari ile aramadın ve görüşemedik ve bu da bana görüşememek için yaptığımız planların yattığını ve de o an benim buna güvenerek hiç bir plan yapmadığımdan sap gibi kaldığım gerçeğini değiştirmez. +ben kesin konuşmadım ki? ararım dedim, aramamış da olabilirim. aramış da olabilirim. hayatını neden bana göre yaşıyorsun? -sözünde durmuyorsun. +ben söz vermem. -sözünün arkasında da durmuyorsun, arıycam dedin aramadın. +arıycam dediysem %100 ararım dediğim anlamına gelmez. -ama? +sus!her zaman bir ihtimal vardır ve insan o ihtimallere hazırlıklı olmalıdır. ben aramadıysam sen neden aramadın? -ama sen arıycam ded. +uzatma. sen beni aradın mı hayır. hata sende. benim seni aramadığımı farkettiğinde beni aramalıydın. -peki, özür dilerim. +sorun değil olur böyle şeyler. bkz ben işemedim miki işedi çok var iş hayatında bunlardan. özeldekini hayatından çıkartabilirsin belki ama iş hayatındakileri maalesef.
İsyan Demircileri 🎗️ sözcüklerimizle karanlığı ezip geçtik, artık önümüz hep aydınlık. yüreğimizden dünyaya, pahalı sevgiler ışıldıyor. bir barış türküsüdür; baharda açan çiçek,mavilikte uçan kuş, toprakta börtü böcek. yaşamak, fırından yeni çıkmış ekmek gibi,sıcak ve doyumsuz,ümitli bir şey. yaşamak, alın akı hürriyet. Ozan Deniz Sarıtop
Halvetiyiz biz erenler Nişansızlık nişanımız Soyumuz İbrâhim soyu Muhammed pirimiz bizim Ey aşıklar ey garipler Bu diyar hangi diyar Kerbeladir gam yüklüdür Kan gölüdür bu diyar Cemal yolu bulunur Allahı zikretmekle Resulullah bilinir Daim tevhit etmekle Aşık olan söz eylemez Aslına yalan söylemez Söz veripte geri dönmez Muhammede bak ibret al Söyledin özünde ara kendini Özünde gizlidir senin Muhammed Sözünde anlattın bize tevhidi Özünde gizlidir senin Muhammed Açılınca güller dalda Bülbüller ötüyor onda Hasan Hüseyinim gonca Kokulmuyor Muhammedsiz Cemalini seyredince Resulullah kim bilince Ehlibeyit söylenince Yanıyorum cemaline Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Gel aşıklar gel arifler Gel Muhammedi bulalım Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammedi bulalım Previous Next Rüyada Cami Yıkılması Ne Demek Görmek Rüyada cami yıkılması ne demek görmek maddi ve manevi olarak zarara uğrayacağına, sevgi, çözümü zor olan sıkıntılarla yüz yüze gelineceğine, yakasının beladan ve dertten kurtulmayacağına, endişe ettiği konuların gitgide daha iyi bir hal alacağına, yapılan işte çok iyi bir kişi ile tanışılacağına, sofrasının hiçbir zaman aşsız kalmayacağına, tabir olur. Ayrıca rüyada cami yıkılması ne demek görmek bir arsa veya kirada olan evini satarak borçlarını ödeyip, kariyerinde atılım yapacağına, maddi ve manevi açıdan çok zor bir duruma düşüleceğine ve tartışmalı bir toplantıdan zararla çıkılacağına, maddi ve manevi olarak çok daha güçlü bir kişi olacağına, kazancının ve sağlığının ömür boyu süreceğine, sağlığını geri kazanacağına, yorumlanır. sevdiği kimseden hayır göreceğine tabir edilir. zenginlik elde edeceğine delalet eder. düştüğü kötü durumlardan yardım ettiği insanlardan alacağı hayır duaları sayesinde kurtulacağına alamet eder. kendini dünya yaşantısına fazlaca kaptıracağına ve günah işlemekten çekinmeyeceğine yorulur. Dini olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek tabiri Dini olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek problemlerinin de çözümlerine kavuşacağına, bir sebeple rüya sahibinin, sevdiği kişiler ile birlikte bir seyahate çıkacağına, yakın bir akrabadan kötü bir haber alınacağına, alkış alacağına, tüm olumsuz elektriğinden arınacağına, o işin tüm risklerini göze alacağına, rüya sahibinin kazancının artacağına, delalet eder. Psikolojik olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek yorumu Psikolojik olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek gayrimenkul sektörüne adım atılacağına, allah’ın sevgili kullarından olduğuna, kariyerinin de zirvesine yükseleceğine, çok kötü bir duruma düşmekten ve büyük bir sıkıntı yaşamaktan kurtulacağına, neşenin ve mutluluğun geleceğine, ümitlerinin son bulacağına, insanlar tarafından çok sevilen ve herkesin tanıdığı bir marka olacağına, KONULARDA RÜYA TABİRLERİ ESERLERİMİZ SON EKLENENLER GÜNÜN AYETİ İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.KIYÂMET - 36 ÖZLÜ SÖZLER Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir. Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun? Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır. Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. Hz. Ali Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur. Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir. En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır. Alem-i Berzah insanın kendisidir. Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır. Mutaşabih ayetler ledünidir. Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir. Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz. Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir. Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez. Her zorluğun çözümü sevgidir. Allah var gayrı yok sevgi var dert yok. Allah de ötesini bırak. Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız. Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur. Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır. Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.Mevlana Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar. Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum" Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır. Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara. Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır. Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin. İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir. Kalıcı dostluklar edinin. İhvan gibi yaşa, gerisine karışma. Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır. İslam dini istişare esaslıdır. Allah için affet, Allah için paylaş. İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın. Kul, iradesini Allah’a teslim edendir. Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun. "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok. Ben merkezli değil, biz merkezli olun. Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır. Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın. Kullukta devamlılık esastır. Önce emin insan olmalıyız. Derviş, halinden belli olmalıdır. Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir. Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır. İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur. Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir. Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır. İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır. Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz. Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir. Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak. Bu âleme kavga için gelmedik. Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır. İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır. Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır. Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır. Kazası olmayan tek şey hayatımızdır. Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır. Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur. Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir. En güzel keramet istikamet üzere olmaktır. Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım. Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz. İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir. Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır. Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır. Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır. Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır. Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır. Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır. Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır. Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir., Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir. Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz. Hakkı görmeyen gözler amadır. Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz. Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz. Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur. Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir. İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir. İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür. Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz. Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin. Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır. Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız. Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız. Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz. Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir. Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır. Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır. Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur. Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz. Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür. İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır. İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir. İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır. Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır. Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır. İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır. Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır. Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir. İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır. Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur. Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin. Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız. Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın. Kişi tercihinin neticesini yaşar. İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır. İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır. Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak. Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz. Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir. Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez. Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir. Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir. Sevginin tezahürü ibadettir. Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız. Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur. Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir. Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir. İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır. İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır. Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir. Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz. İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır. Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez. Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz. Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur. Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir. Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir. Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur. Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir. Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır. İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır. Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır. Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır. Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez. Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik. Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür. Geceleri ve seher vakti çok özeldir. Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir. Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır. Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür. Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız. Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır. Biz eyvallah tacını, sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız. Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur. Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim. Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım. Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır. İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir. Edep ve âdap dışında nefes almayalım. Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız. Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir. Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir. Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar. "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım. Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir. Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır. Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur. Büyük laf etmemeye sahibi olalım. Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir. Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir. Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır. Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim. Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir. Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir. Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz. Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır. Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur. Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır. Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır. Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir. Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır.. Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır. Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz. Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek. İhvanlık, halde örnek olmaktır. Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz. İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız. Kıyas, şeytani sıfatlardandır. Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz. Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir. Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız. Anlayan ve öğrenen olmalıyız. Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız. Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir. Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir. Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır. Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir. İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir. Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır. Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir. İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır. Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım. İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır. Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir. Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız. İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir. Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur. Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız. Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız. Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz. Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım. Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar. Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır. Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz. Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz. Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir. Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir. Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun. Gayret, kulluğun esasıdır. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir. Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir. Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım. Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır. Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz. İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur. Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun. Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır. Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır. Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir. Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır. İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur. Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin. Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur. Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız. Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır. Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder. Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır. Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır. Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır. İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir. Her şeye rağmen seveceğiz Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır. Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız. Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız. Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir. Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz. Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir. Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister. Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz. Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır. Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır. Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir. Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır. İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez. Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir. Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir. Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır. Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır. İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir. Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek. İnancı olmayanın istikameti olmaz. İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır. Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz. Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir. Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur. Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız. İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur. “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır. NAMAZ VAKİTLERİ
2028 Son Güncelleme 1001 Haber Kaynağı İyilik Sağlık / Genel inanış duygusal açıdan güçlü insanların şikayet etmeyen, bir kriz durumunda sakin kalabilen, asla duygularını belli etmeyen, asla ağlamayan kişiler olduğudur. Duyguları belli etmek zayıflık olarak görülür. Bu algı çok hatalıdır. Duygusal güç, ne o an verilen tepki, ne de durgunlukla alakalıdır. Tamamen kişinin sıkıntılarla zaman içinde nasıl başa çıktığı ve ne kadar hızlı bir şekilde toparladığıyla ilgilidir. Örneğin, iki girişimcinin 5 yıl uğraştıkları bir iş başarısız oldu diyelim. Girişimcilerden biri çok mutsuz ve ağlamaya başlıyor, diğeriyse duygularını içinde tutuyor. Hangisi duygusal açıdan daha güçlü? Bu soruyu o anda cevaplamak imkansız. Kişinin olay anındaki reaksiyonu, sonrasında ne yaptıklarına kıyasla çok daha az önemlidir. Olay olduğu an ağlayıp bütün hafta kendini berbat hisseden biri, hafta sonunda yeni bir fikirle işe dönebilir. Olay sırasında sakin kalan biri, yenilgi hissiyle girişimciliği tamamıyla bırakabilir. Böyle bir karşılaştırmada, ağlayan kişi çenesini sıkıp içine atan kişiye kıyasla duygusal açıdan çok daha güçlüdür. Çoğumuz böyle durumlarda kendimizi yanlış yargılarız. Zor durumlarda korktuğumuz veya duygusal davrandığımız için “zayıf” olduğumuzu düşünürüz. Ağrılarınızın sebebi bu olabilir! Gözyaşları hayal kırıklığının işaretidir, kaybetmiş olmanın değil. Asıl önemli olan geleceğe olan umudunuzu kaybetmemek, devam edebilmek ve o an olmasa da sonuç olarak kötü durumları aşabilmektir. Duygusal açıdan güçlü olup olmadığınızı merak ediyorsanız, bu 7 özelliğe sahip olup olmadığınızı düşünerek kararı kendiniz verebilirsiniz. Duygusal açıdan güçlü insanlar… Kötü durumların cesaretlerini kırmasına izin vermezler. Değişime daha hızlı ayak uydururlar. İhtiyaçlarını fark eder ve başkalarıyla paylaşırlar. Bir sorun çıktığında, sorunu takıntı etmek yerine nasıl çözebileceklerini düşünürler. Hatalarından ders çıkarırlar ve eleştiriye açıklardır. Zorlu bir duruma daha geniş bir perspektiften bakabilirler. Başarısızlık ve reddedilme gibi olaylardan sonra daha çabuk düzelirler. Eğer bu listeye bakıp duygusal olarak güçlü değil miyim diye soruyorsanız, olaylara bakış açınız üzerine çalışıp zamanla duygusal gücünüzü arttırabilirsiniz.
Fakat ısrarlı bir biçimde haklı olduğunu kanıtlamaya çalışma, karşı tarafın daha savunucu bir tutum sergilemesine yol açarak tartışmanın daha da büyümesine ve çözümsüz bir hal almasına yol açmaktadır. Ortaya çıkan kısır çekişme herkesin sorunun yalnız kendisinin haklı olduğunu düşündüğü ya da kendisini mazur gösterebilecek yönlerini görmesine ve karşı tarafın bakış açısını görememesine yol açmaktadır. Sonuçta zıtlaşma, kırgınlıklar ve onarılması güç sorunlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle eşler arasında böyle bir durum ortaya çıktığında konu yıllarca sürebilmektedir. Sağlıklı bir iletişim kurulabilse çözülebilecek incir çekirdeğini doldurmayacak birçok konu çözülemeden eşlerin her ikisi için de mutsuzluk kaynağı olarak ömür boyu sürebilmektedir. Kimlerin daha fazla haklı çıkma gereksinimi içinde olduğu incelendiğinde, özgüveni ve özsaygısı yetersiz olan kişilerin daha fazla böyle bir gereksinim içinde oldukları görülmektedir. Kişilik yapısı olarak ele alındığında ise narsistikler büyüklüklerini kanıtlamak ve karşıdakini aşağılamak için, paranoidler kuşkularına kanıtlar bulmak için, obsesifler ise her şeyi denetim altında tutabilmek için haklı çıkma çabası içine girerler. İlişkileri bozan haklı çıkma gereksinimi aslında tam bir kısır döngüdür. Bu kısır döngü bir noktada kırılmazsa küçük sorunların giderek büyüdüğü çok sık görülmektedir. Bu nedenle kendinizi sık sık ısrarcı biçimde haklılığınızı kanıtlamaya çalışırken buluyorsanız aşağıdaki önerileri dikkate alınız Belli bir zamanda ya da ortamda sonuç getirmeyen haklı olduğunu kanıtlama çabası içine girdiğinizi fark ettiğiniz anda, içinde bulunduğunuz ruhsal durumdan çıkmak için çaba harcayın. İçinizden gelen “mutlaka haklılığınızı kanıtlamak ve kabul ettirmek zorunda olduğunuz” şeklindeki psikolojik baskıya boyun eğmeyin. Konunun ille de o an sonuçlandırılmak zorunda olmadığını unutmayın. Karşı tarafın tutum ve davranışları sizin davranışlarınızı daha da körüklüyor olabilir. Hangi tutum ve davranışların sizin içinizdeki baskıyı arttırdığını ve bunun sizin için anlamını belirlemeye çalışın. Örneğin karşıdakinin tutum ve davranışları sizde aşağılandığınız, küçümsendiğiniz ve altta kalmamanız gerektiği düşünceleri yaratabilir. Sizi haklı görmeyen, hatta sizi suçlayan yaklaşımların arttırdığı öfkenize kapılmayın. Anlamsız bir didişme ve zıtlaşma başladığında karşıdakinin savunucu tutumunu arttırmayacak bir tarz ile konuyu daha sonra yeniden konuşmayı önerin. Onun sizi kışkırtan üslubunu dikkate almayın. Böyle bir ortamda hiç kimsenin kendisinin haksız olduğunu kabul etmeye yanaşmayacağını unutmayın. Haklılığınız eninde sonunda ortaya çıkacaktır. Karşı taraf hiçbir şekilde haklı olduğunuzu kabul etmese bile bunun sizin için dünyanın sonu anlamına gelmemektedir. Başkasının hatalarını görmeye çalıştığınız kadar, kendi hatalarınızı da görün. Birçok kişi özellikle bir tartışma anında kendi hatasını görmenin ya da kabul etmenin kendisinin tümüyle haksız olduğu anlamına geldiği yanılgısına kapılır. Oysa kişilerarası ilişkilerde yaşanan çatışmaların çok azında tümüyle tek tarafın sorumluluğu olur. Bahaneler üretmeden insanın kendi hatalarını kabullenmesi yaşadığı olumsuz duyguları yumuşatan bir etki göstermektedir. Haklı olduğunu kanıtlamaya çalışırken neyin nasıl söylendiği de çok önemlidir. Köşeye sıkıştırmaya çalışan üslup, karşı tarafı daha da savunucu olmaya itmektedir. Bu nedenle üslubunuza dikkat edin. Sizi öyle davranmaya iten esas konunun o an haklı çıkmaya çalıştığınız konu olmadığını asıl sorunun “haklı çıkma gereksinimi” içinde olmanız olduğunu sık sık kendinize hatırlatın. Haklılığınızın o an ya da daha sonra kabul edilmemesi sizin değerinizi etkileyecek bir durum değildir. Ayrıca herkesin gözünde her zaman tümüyle doğru, hiçbir yanlış yapmayan insan olmanın mümkün olmadığını unutmayın. Hatasız kul olmaz” sözünü kendinize sık sık hatırlatın. Bu söz hem sizin için hem karşınızdaki için geçerlidir. Aynı konunun farklı bakış açıları ile bambaşka görülebilmektedir. Haklıyı – haksızı ayırt edeceğim derdine düşmeden konuyu mümkün olduğunca farklı bakış açıları ile görmeye çalışın. Onun bakış açısının kendine göre doğru olabileceğini dikkate alın ve onu değiştirmeye çalışmayın. Israrlı biçimde haklı olduğunuzu kanıtlamaya çalışmanız karşı tarafın savunmalarını arttırmaktan başka sonuç yaratmaz. O an için duymamış gibi görünse bile söylediklerinizi sonradan düşüneceğini unutmayın. Hemen şimdi hatasını kabul etmesini beklemeyin. Düşündüklerinizi ısrarcılığa kaçmadan söyleyin, gerekirse onun kendisini haklı gibi görmesine izin verin. Aslolan insanın kendisini haklı görmesidir. Kendinizi haklı görmenin size neden yetmediğini değerlendirin. Başkasının gözünde nasıl göründüğünüzü, başkalarının sizinle ilgili neler düşündüğünü bu kadar önemsemenizin nedenlerini araştırın. Prof. Dr. Erol Özmen Muayenehane Talatpaşa Bulvarı, No 50, Dora Apt, Kat 3, Daire 3, Alsancak, İzmirYüz yüze ya da online görüşme randevusu için telefon 0 542 236 13 54
hatasını kabul etmeyen insana ne denir