Kaderve Kaza Nedir?, Kaza ve Kaderle İlgili Kavramlar?, Cüzi İrade, Külli İrade Nedir?, TevekkülRabbim Kader İnancını Kur'an ve Sünnete uygun Anlayıp Yaşa MÜSLÜMANLIKTA KADER İNANCI. 10 Mayıs 2021. A. Kur’an’da Yüce Rabbimizin her şeyi ölçüp biçerek, hesaplı ve dengeli olarak yarattığına ilişkin ayetler bulunmaktadır. “ O’nun Buradaki kaza, verilmiş bir kararın infaz edilmesi, uygulanması anlamındadır. Kader, karar verme; kaza da onun uygulanmasıdır. Evrenin bir parçası olarak insanların da bir kadere sahip olduğu açıktır. Yüce Allah bizimle ilgili her şeyi, bizim asla bilemeyeceğimiz şeyleri de bilir. Çünkü her bilgi O’nun katında mevcuttur. öncedenyazılıp çizilmiş ve tamamen olup bitmiş bir kader çizgisi söz konusu. olamaz. Aslında kader İkbalin deyimiyle her an değişebilen sayısız imkan ve. ihtimallerle dolu ucu açık bir çizgidir.Değişmeyen tek şey değişim ve gelişimdir. Hayatın yüce amacı tekamül ise; tekamülün gereği olan değişim ve gelişim’in. kaderile ilgili ayetler Ahzab Suresi, 38. ayet: Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şey (i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) Daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir. Kamer Suresi, 49. ayet: Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile KAYNAK Bu sorular MEB’in yayımladığı örnek ve çalıma sorularından alınmıtır. 1 Tabloda Kader ve Kaza konusu ile ilgili örnekler verilmek istenmiştir. gelince ilim, irade ve takdirine uygun olarak KADER KAZA I Isınan hava yükselir. Havadaki nem %100’e ulaınca yağmur yağar. II Su 100 derecede kaynar. Bu gün Erzurum’un 4Z2Fl5. Kaza ve Kader ne Demek konusu ve Kaza ve Kader ne Demek hakkında tüm bilgiler… Kaza ve Kader Ne Demek ;İnsanlığın varoluşundan beri, hatta islamiyet’in doğuşundan beri insanların beynini meşgul eden en büyük bilmecedir Kaza ve Kader meselesi… Bu konu hakkında sadece bizi ilgilendiren ve bilmemiz gereken kadarı, o kadar da uzun ve zor değildir. Peygamber efendimiz, bazı meşhur hadislerinde kaza ve kadere imanı, imanın bir esası olarak açıklamıştır. Cebrail hadisi olarak bilinen bir hadis-i şerifte, Cebrail bir insan şekline bürünerek, ashabı ile beraber oturmakta olan Resulullah’ın yanına gelmiş ve “İman nedir?” Diye sormuş, O da Kaza ve kader ne demek “Allah’a, meleklerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kaza ve kaderin Allah’tan olduğuna inanmandır” cevabını vermiştir. Müslim, İman, Ebu Davud, İbnu Mace Kader ve kaza, alıştığımız tabiri ile kaza ve kader aslında birbirinden ayrılmayan iki durumdur. Ancak, kaza ve kaderi anlatmadan önce bu meselenin temeli olan; İrade nedir? Küllî ve cüzî irade ne demektir? Bunları anlamamız gereklidir. Kaza ve kader ne demek İRADE NEDİR? İnsanın iki tip fiili vardır; birisi kendi irade/istemesiyle yaptığı fiillerdir. Buna ihtiyarî iradeli/isteyerek ve bilerek yapılan fiiller denir. Bunlar kitap okumak, yazı yazmak, oturup kalkmak gibi işlerdir. Bu fiillerin karşılığında sevap almaya veya azap görmeye hak kazanırız. Diğeri ise, insanın irade/istemesinin dışında meydana gelen zarurî fiillerdir. Bunlara refleks hareketleri ve nefes alma gibi fiiller örnek gösterilebilir. Bir davranışı yapabilme, tercih edip gerçekleştirebilme, yapılabilecek iki şeyden birini diğerinden ayırıp o şeyi gerçekleştirmeye irade denir. Kaza ve kader ne demek İslam Alimlerince insanda bulunan irade, iki kısma ayrılmıştır Kaza ve kader ne demek Bunlar; Külli irade ve Cüzi irade’dir… KÜLLİ İRADE NEDİR? Bu irade, insanda mevcut olan bir yetenektir. Fiilen ortaya çıkmadığı veya bir şey ile fiilen ilgisi olmadığı müddetçe buna küllî irade denilir. Bu irade insanın bir işi yapmasına veya yapmamasına vasıtadır. CÜZİ İRADE NEDİR? Küllî iradenin/potansiyel, hareket edebilme ve yapabilme kabiliyetinin, bir işi yapmak için, o tarafa eğilmesi demektir. İnsanlar kendi istek ve iradeleriyle bir şeyi yapmak veya yamamak gücündedirler. Bir işin, iki yönünden birini tercih edip seçebilirler. Sevaba veya azaba müstahak olmaları, belirli şeylerle mükellef yani sorumlu tutulmaları işte bu cüzî irade bir başka deyişle hür iradeleri sebebiyledir. İnsan hür bir iradeye yani cüzi iradeye sahiptir. Bu irade, onun fiillerinin meydana gelmesine tesir eder. Fakat fiillerin gerçek yaratıcısı Allahu Teâla’dır. Bu husus “Allah her şeyi yaratandır.” Zümer Suresi 39/62. “Sizi ve yaptıklarınızı yaratan Allah’tır.”Nisa Suresi 4/78. gibi bir çok ayetle sabitlenmiştir. Allahu Teâlâ, kullarının iradeli yani kasıtlı, hür fiillerini onların irade ve seçimlerine uygun olarak irade eder ve yaratır. Çünkü mutlak yaratan O’dur. İşte cüzi iradenin bu anlamda kavranması gerekir. Kaza ve kader ne demek KADER NEDİR? Allahu Teâla tarafından, var olan her şeyin bütün mahlûkatın ve bütün olayların yaratılmadan önce ezelde, yanında korunmakta olan Levh-i Mahfuz adlı kitapta; durumları, nitelikleri, sebepleri, şartları ve zamanı gelince sahip olacakları güçleri, yetenekleri, yapıları, yerleri, zamanları ile birlikte belirlenmesi, düzenlenmesi ve yazılı olması demektir. İşte bu belirleme işine kader denilir. Takdir edilip belirlenen şeylere de, mukadder takdir olunan denilir. KAZA NEDİR? Allahu Teâla tarafından takdir edilen şeyin varlık yani madde âleminde ortaya çıkması; yaratılıp meydana gelmesi demektir. Kader-kaza ilişkisi bu anlamda öncelik ve sonralık göstermektedir. Zira kader önce, kaza ise sonradır. Yani, önce bir varlık hakkında Allahu Teala’nın takdiri olur, dana sonra kazası gerçekleşir. Bu varlık/madde âleminde gerçekleşen her olay hem kader hem de kazadır. Şayet Allah’ın bildiği bir hikmet sebebiyle gerçekleşmedi ise bu kaderdir. Bu iki tarifte geçen, her şeyin kaderinin Allah’ın ezeli ilminde olmasının anlamına gelince İnsanların cüzî/kasıtlı, hür, serbest iradeleri ile yapmak istedikleri bir şeyi, Allah’ın o kulun bu işi nerede, ne zaman, nasıl ve kiminle ve ne şekilde seçeceklerini bilmesi; bu bilgisine göre irade etmesi ve zamanı gelince de kulun tercihine göre yaratması demektir. Bu bizim, astronomi ilminin vasıtasıyla, gelecek sene Ramazan hilalinin, veya ay tutulmasının hangi tarihte olacağını bilmemiz ve zamanı gelince de o olaya şahit olmamıza benzemektedir. KAZA VE KADERE İMAN ETMEK, İNANMAK NEDİR? Kaza ve kadere inanmak demek, hayır ve şer iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah’ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna, Allah’tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir. Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah’ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur. Yüce Allah, insanları hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezeli yani zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler, yine Allah bu dilemesine göre takdir buyurup zamanı gelince kulun seçimi doğrultusunda yaratır. Bu durumda Allah’ın ilmi kulun seçimine bağlı olup, Allah’ın ezeli manada bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkis yoktur. Aslında insanlar, Allah’ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında kalmaksızın kendi iradeleriyle davranmaktadırlar. Yüce Allah bildiği için belli şeyleri yapmıyoruz. Bizim bu işleri yapacağımız, O’nun tarafından ezeli ve ebedi ve mutlak anlamında bilinmektedir. Allah, kulu seçen ve seçtiklerinden sorumlu olan bir varlık olarak yaratmış, onu emir ve yasaklarla sorumlu ve yükümlü tutmuştur. Ayrıca Allah Teala kulun seçimine göre fiilin yaratılacağı noktasında bir ilahi kanun da belirlemiştir. Kaza ve kader ne demek KADERİ BAHANE ETMEK NEDİR? Kaza ve kadere inanmak iman esaslarındandır. Ancak insanlar kaderi bahane edere kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Bir insan “Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir etmiş, ben ne yapayım?” diyerek günah işleyemeyeceği gibi, günah işledikten sonra da kendisini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez. Çünkü bu fiiller, insanlar böyle tercih ettikleri için bu seçime uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır. Ayrıca sır olan kaderin içyüzü Allah tan başkası tarafından bilinemez. O halde kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslam’ın kader anlayışı ile bağdaşmaz. Allah her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah da o sebeplerin sonucunu yaratacaktır. Bu da bir İlahi kanundur ve kaderdir. KUR’AN-I KERİM’DEN KAZA VE KADER İLE İLGİLİ AYETLER Kadere iman farzdır. Bu husus Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler ile bildirilmiştir. Allahü teâlâ, ezeli ilmiyle, insanların ve diğer mahlûkatın, ne zaman doğacağını, ne zaman öleceğini ve ne yapacaklarını bilir. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allahü teâlâ, herkesin ne yapacağını bilir. Kur’an-ı kerimde mealen, “Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir” buyuruluyor. Bakara 255 Kaza ve kader ne demek İnsanların başına gelecek olaylar, doğacakları, ölecekleri ve ne iş yapacakları gibi bütün bilgiler, levh-i mahfuz denilen bir kitaptadır. Bu kitaptaki bilgilere kader deniyor. Kader hakkında birçok âyet-i kerime vardır. Birkaçının meali şöyledir “Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır…” En’am, 59 Kaza ve kader ne demek “Yeryüzünde vuku bulan ve başınıza gelen bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta levh-i mahfuzda yazılmış” olmasın. Elbette bu, Allah’a kolaydır. Hadid 22 Kaza ve kader ne demek “Ölümü Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.” Al-i İmran145 “Ölüm zamanını takdir eden ancak Allah’tır.” Enam 2 “Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.” Kamer 52, 53 “Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.” Araf 34 “Biz, her şeyi kader ile bir ölçüye göre yarattık.” Kamer 49 “Allah her canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. Hepsi açık bir kitapta Levh-i Mahfuzda’dır.” Hud 6 “Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.” Sebe 3 “Bir canlıya verilen ömür ve ömrünün azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.” Fatır 11 PEYGAMBERİMİZDEN KAZA VE KADER İLE İLGİLİ HADİSLER Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki Kaza ve kader ne demek “İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, yani Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.” Buhari, Müslim, Nesai “Kadere inanmak, iman esaslarındandır.” Ebu Davud, Tirmizi “Kadere inanmayan imanın gerçeğine erişmez.” Nesai “Kaderi inkâr edenin İslam’dan nasibi yoktur.” Buhari “Kadere iman etmek, tevhidin nizamıdır.” Deylemi “Ahir zamanda şerli kimseler kader hakkında konuşur.” Hâkim “Ahir zamanda kaderi inkâr edenler çıkacaktır.” Tirmizi “Kaderi inkâr etmeyin. Hıristiyanlar kaderi inkâr eder.” Cami-us-sagir “Ümmetim kaderi inkâr etmedikçe, dinde sabittir. Kaderi yalanlayınca helak olurlar.” Taberani] “Ahirette kaderi tekzib edene rahmet nazarı ile bakılmaz.” İ. Adiy “Şu üç şeyden korkuyorum Kaza ve kader ne demek 1- Âlimin sürçmesi, 2- Münafıkların Kur’an böyle diyor diyerek tartışmaya girişmesi, 3- Kaderin inkâr edilmesi.” Taberani “Kaderden bahsedilince dilinizi tutunuz!” Taberani “Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder.” Taberani “Kadere, hayra ve şerre iman etmedikçe, başa gelenin asla şaşmayacağına, başa gelmemesi mukadder olanın da asla gelmeyeceğine inanmadıkça, hiç kimse iman etmiş sayılmaz.” Tirmizi Kaza ve kader ne demek Kader konusunda bilinmesi gereken bir başka husus da şudur Kaza ve kader ne demek Kader, iç yüzünü ancak Allah’ın bilebileceği, mutlak ve kesin bir biçimde çözümlenmesi mümkün olmayan bir ilahi sırdır. Zaman ve mekan kavramlarıyla yoğrulmuş bulunan insan aklı, zaman ve mekan boyutlarının söz konusu olmadığı bir ilahi ilmi, irade ve kudreti kavrayabilme güç ve yeteneğinde değildir. Kader konusunu kesin biçimde çözmeye girişmek, insanın kapasitesini zorlaması ve imkansıza talip olması demektir. Kaza ve kader ne demek ; Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader ne demek? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader den koruna bilinir mi? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader den nasıl korunulur? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader ne anlama gelir? Kaza ve kader ne demek – Kaza nedir? Kaza ve kader ne demek – Kader nedir? Kaza ve kader ne demek – Kaza ve kader gerçekleşir mi? Kaza ve kader ne demek konusu ve Kaza ve kader ne demek hakkında soru,sorun ve görüşleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz… Bir önceki yazımız olan Kadere etki etmek mümkün mü? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz. kaza ve kaderle ilgili ayetler Etiketler kaza,ve,kaderle,ilgili,ayetler,hakkinda Dini forum kaza ve kaderle ilgili ayetler Kategori sureler-ayetler Bu Dini Sohbet Sayfasi 894 Kez ziyaret edilmiştir Yazar Dini Forum kaza ve kaderle ilgili ayetler Hakkında Detaylar kaza ve kaderle ilgili ayetler hakkinda tüm bilgiler ve Kuranı Kerim,de geçen Kaza Ve Kader konusu ile ilgili sure ve ayetlerin meali ve tefsiri, Kaza Ve Kader ayetleri nuzül sebebi, fazileti, Kaza Ve Kader Ayetleri sitemizden ülaşabilirsiniz Bu âyetlerden başka Allah'ın her şeyin yaratıcısı olduğunu, dilediğini sapıklığa sevkedip, dilediğini hidayete erdirdiğini, insanlar arasında ölümü O'nun takdir ettiğini bildiren âyetler de bk. ez-Zümer 39/62; es-Sâffât 37/96; el-Arâf 7/178; el-Vâkıa 56/60 vb. kapsam açısından kâinatta her şeyin belli bir kadere bağlı bulunduğu, bunun da Allah Teâlâ tarafından belirlendiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Kuranı Kerim'de geçen Kaza Ve Kader konusu ile ilgili sure ve ayetlerin meali ve tefsiri, Kaza Ve Kader ayetleri nuzül sebebi, fazileti, Kaza Ve Kader Ayetleri Âl-i İmrân / 145. Ayet وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًاۜ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَاۚ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِه۪ مِنْهَاۜ وَسَنَجْزِي الشَّاكِر۪ينَ Önceden belirlenmiş bir yazgıya göre Allah izin vermedikçe hiç kimsenin ölmesi mümkün değildir. Kim yaptığı iş karşılığında bu dünyanın nimetlerini isterse, ona istediğini veririz; kim de âhiret mükâfatını isterse ona da istediğini veririz. Biz, şükredenleri mükâfatlandıracağız. Âl-i İmrân / 154. Ayet ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ Sonra Allah, bu kederin ardından size bir güven duygusu indirdi tatlı bir uyuklama hâli ki içinizden en samimi olanları bürüyordu. Bu arada bir kısmı da canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında câhiliyeye ait gerçek dışı zanlar besliyor ve “Savaşa çıkma husûsunda bizim fikrimizi mi sordular?” diyorlardı. Sen de onlara “Bütün karar ve yetki tamâmen Allah’a âittir” de. Onlar, aslında sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyor ve kendi aralarında “Bizim fikrimiz sorulsa ve tercih hakkımız olsaydı, burada böyle öldürülmezdik” diyorlardı. Onlara de ki “Siz evlerinizde bile bulunsaydınız, haklarında ölüm takdir edilmiş olanlar, düşüp ölecekleri yerlere bir sebeple mutlaka çıkıp gideceklerdi.” Allah bunları, kalplerinizdeki samimiyeti denemek, gönüllerinizi şeytanın vesvesesinden temizlemek için yapmıştır. Allah sînelerde saklanan en gizli duyguları dahi bilir. Kazâ ve kadere iman, her şeyin Allah'ın takdirine bağlı bulunduğuna işaret eden âyetlerin yanı sıra ilâhî ilmin, olmuş ve olacak tüm varlık ve olayları kuşattığını belirten âyetlerde ısrarla vurgulanmıştır. Hz. Peygamber de bazı meşhur hadislerinde kadere imanı bir iman esası olarak açıklamıştır. Kader konusu ile ilgili bazı âyetlerin meâli şöyledir O'nun katında her şey bir ölçü miktar iledir." er-Rad 13/8 Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir." el-Furkan 25/2 De ki Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez..." et- Tevbe 9/51 Bu âyetlerden başka Allah'ın her şeyin yaratıcısı olduğunu, dilediğini sapıklığa sevkedip, dilediğini hidayete erdirdiğini, insanlar arasında ölümü O'nun takdir ettiğini bildiren âyetler de bk. ez-Zümer 39/62; es-Sâffât 37/96; el-Arâf 7/178; el-Vâkıa 56/60 vb. kapsam açısından kâinatta her şeyin belli bir kadere bağlı bulunduğu, bunun da Allah Teâlâ tarafından belirlendiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Kader Ezeli zamandan ebediyete kadar olmuş ve olacak olan şeylerin zamanı, yeri ve nasıl olacağını Allah'ın bilmesidir. Kaza Allah’ın önceden bilip takdir ettiği her şeyin zamanı geldiğinde meydana çıkarılmasıdır. Kader ve kazaya iman etmek inanç esasları arasında yer alan önemli bir konudur. Yüce Allah'ın her şeyi ezeli ilminde bilmesi ve her şeyin o bilgi dahilinde ortaya çıkması tartışılamaz. Allah’ın olacakları ezeli ilminde bilip takdir etmesi, kulun kendi iradesiyle işleyeceği sevap ya da günahlardır. Allah, kulunun bir günahı işleyeceğini bildiği için ezeli ilmine kaydetmiştir. 3. Sure'de Yer Alan Ayetler 154. Ayeti Üzüntünün arkasından, size bir güven ve bir uyku indirildi. Bu uyku bir kısım insanı bürüyorken, bir kısım insanı da kendi canlarının derdine düşürmüştü. Allah’a karşı haksız bir zanda bulunuyorlar onlar “Bu işten bize bir şey var mı?” diyorlar. De ki “Bütün her şey Allah’a aittir.” Onlar sana açıklayamadığı şeyleri içlerinde gizliyor. Diyorlar ki “Bu işin bize faydası olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki “Evinizin içinde dahi olsaydınız, yine de öldürülmesi yazılı olanlar, mutlaka öleceklerdi. Allah, kalplerin içindekini deneyip yürekleri temizlemek için yaptı. Şüphesiz Allah, göğüslerin içinde olanı bilir.” 145. Ayeti Ölüm belli bir süreye göre yazılmıştır, hiç kimse Allah’ın izni olmadan ölemez. Kim dünyada sevap kazanmak isterse, kendisine veririz; kim ahirette sevap isterse ondan veririz. Şükredenleri de mükâfatlandıracağız. 6. Suredeki Ayetler 2. Ayeti Önce sizi çamurdan yaratıp, sonra da bir ecel takdir eden Allah'tır. Tayin edilen ecel O’nun katındadır. Bir de şüphe ediyorsunuz. 35. Ayeti Eğer onların yüz çevirmesi ağır geldiyse, gücün de yetiyorsa haydi yerin dibine inebileceğin bir delik veya göğe çıkabileceğin bir merdiven bul da onlara bir mucize getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onlara hidayet ederdi. O halde cahillerden olmayın. 54. Suredeki Ayetler 51. Ayeti Ant olsun ki biz, küfürde size benzeyenleri hep helak ettik. Ama bunu düşüneniniz mi var? Ayeti Yapılan her şey kitaplarda kayıtlıdır. Büyük olsun küçük olsun her şey satır satır yazılmıştır. 72. Surenin Ayetleri 25. Ayeti Ey Muhammed! De ki “Söz verilen azap yakın mıdır, yoksa onu Rabbim uzun süreli mi kılmıştır ben bilemem.” 28. Ayeti Böyle yapar ki, Rablerinin mesajlarını tebliğ ettiğini bilirler. Allah onların nezdinde olanları kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır. Kader ve Kaza İle İlgili Hadisler 1. "Kadere, şerre ve hayra ve iman etmedikçe, olacak şeyin asla şaşmayacağına, olmayacak şeyin de asla gelmeyeceğine inanmadıkça, kimse iman etmiş sayılmaz." 2. "Yüce Allah, önce kalemi yarattı sonra, kaderi ve sonsuza kadar olacak olanları yaz emri verdi. 3. Kadere inanmak, imanın esaslarındandır" 4. "Kadere inanmayan kimsenin imanı gerçeğine erişmez" 5. "Kaderi inkar eden kimsenin İslam’dan nasibi yoktur" 6. "Kadere iman etmek, tevhidin bir nizamıdır" 7. "Ahir zamanda şerli olan kimseler kader hakkında konuşur " 8. "Ahir zamanda da kaderi inkar edenler çıkacaktır" 9. rivayet ettiği hadis-i şerifte, Cebrail islam, iman ve ihsanın ne olduğunu anlatırken şu ifadeyi kullanmıştır "Allah’a, meleklere, kitaplara, Peygamberlere, ahiret gününe, kadere, hayrın da şerrin de Allah’tan olduğuna inanmaktır.” Kaza ve kadere iman konusunda Peygamber efendimiz, fazla konuşmayı, münakaşa edilmesini ve bu konuya fazla dalınmasını uygun görmediği bilinmektedir. Önerilen İçerik Din ve Dini Değerlerin Toplumsal Bütünleşmeye Katkısı / DİN İlaç Kullanmak ve Tedavi Olmak Kaderi Değiştirir mi? “Şifa ve fayda. Allah Tealanın kulu için takdir ettiği hususlardır. İlaçlara koyduğu faydalar, hikmetinin inceliklerinden olup bunu yalnız O bilir. İlaçlar da, diğer yaratılmışlar gibi O’nun eserleridir. Onları,iyileşme sebepleri kılan yalnız O’dur. Bunların yaratılışı ve tedavi edici özellikleri,tabiplerin işi sadece bunları hazırlayarak hasta ile Yaratıcı arasında vasıta olabilirler. İlacı yarattığı gibi, tabibi yaratan da O’dur. Tabip, sadece bir aracıdır. Allah Teala bunu beyan ederek şöyle buyurmuştur Ve Allah sizleri de, yaptığınız işleri de yarattı Saffat/96’ 1”.“Nitekim Musa ile ilgili olarak şu haber anlatılır Ey Rabbim, hastalık ve şifa kimdendir? Allah Teala Ben’dendir buyurdu. Musa Peki tabipler ne yapar diye sordu. Allah Teala da Geçimlerini sağlar ve Benim şifam veya ölüm takdirim gelinceye kadar kullarımın gönüllerini hoş tutarlar buyurdu 2 “Ebu Muhammed Sehl’e Kulun tevekkülü ne zaman sahih olur? diye sorulduğuında şu karşılığı verdi Rabbinin tedbirinin, kendi tedbirinden daha hayırlı olduğunu bildiği zaman. Çünkü Rabbinin ona bakışı, kulun kendi kendine bakışından daha güzeldir. Bu şuura eren kul, olup biten üzerinde düşünmeyi ve henüz olmamış şeyleri temenni etmeyi bırakarak planlar yapmayı terkeder. İşlerin sonu Allah Teala’ya döner ve O her işinde hamd ve şükre layık olandır 3”.Nitekim başka bir rivayette “Musa ile ilgili şöyle bir hadise anlatılır ki İsrail oğulları ona Rabbine öyle bir şeyi sor ki, onu yaptığımızda Allah bizden razı olsun dediler. O da Rabbine şöyle dedi Allah’ım söylediklerini duydun. Bunun üzerine Allah Teala ona şöyle vahyetti Onlardan razı olabilmem için, onların Ben’den razı olmaları gerekir 4” “Kaderin vakti gelip gerçekleşince Allah’tan şikayetçi olmak dinin, tevhidin, tevekkül ve ihlasın ölümüdür. İnanan gönül bunun niye ve nasıl olduğuna bakmaz,sadece Gözüm, başım üstüne’ olana razı gösterir. Nefsi hep karşı gelir, kavgacının tekidir. Onu düzeltmek isteyen şerrinden emin oluncaya dek onunla kötülüğün ta kendisidir. Mücadele edilip huzura erince de mahza hayra dönüşür; yapılan bütün ibadetlerden kaçılan bütün günahlardan hoşnut olmaya başlar. İşte o zaman Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen ondan o senden hoşnut olarak Rabbi’ne dön Fecr/28’ hitabına mazhar olur 5” “Ey cemaat! Ne artırma ve eksiltme, ne de ilerleme,gerileme isteyin. Çünkü kader hepinizi teker teker kuşatmıştır. Hepinizin bir defteri vardır ve o defterde kendine ait bütün tarihler yazılıdır. Hz Peygamber Rabbiniz yaratma, rızık verme ve ecel işlerini sonlandırdı. Kalem, olacak bütün işleri kayda geçirerek kurudu’ buyurmuştur. Allah bütün işlerini bitirmiş, hükmünü ezelden vermiştir. Fakat hüküm gelmiş ve emirler, yasaklar ve bağlayıcı iradeler onun üzerini örtmüştür. Bundan dolayı hiç kimsenin Bunlar önceden yazılmış idi, bu benim kaderim, ne yapabilirim?’ gibi bahaneler ileri sürerek hükme karşı gelme hakkı yoktur. Bunun yerine O yaptığından sorguya çekilmez, insanlar ise sorguya çekilecektir’ demelidir 6” Ve Rabbin dedi ki “Şu muhakkak ki gerek mallarınızda, gerek canlarınızda imtihana tâbi tutulacaksınız 7”. “Ey iman edenler!” O zaman iyi dinleyin ” Gerek mallarınız, gerek evlatlarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın! Bilin ki böyle yapanlar, en büyük kayba uğrarlar 8”. Çünkü “Celalim hakkı için sizi imtihana tâbi tutacağız, taki, sizden mücahit olanlar ile sabredici olanları bilelim ve sizin haberinizi de deneyeceğizdir 9” Ve Rabbin dedi ki “Ne yerde ve ne de kendi nefislerinizde musîbetten bir şey isabet etmez ki, illâ o, onu yaratmamızdan evvel bir kitapta yazılmıştır. Şüphe yok ki, bu, Allah’a göre pek kolaydır. Hadiselerin öyle tespit edilmiş olması şu hikmete mebnî haber veriliyor ki sizden gaip olan üzerine üzülmeyesiniz. Ve size verdiği ile de sevinip mağrur olmayasınız. Ve Allah, her bir böbürleneni, çok iftihar edeni sevmez 10”.“Allah’ın izni olmadıkça musibetten bir şey isabet etmez ve her kim Allah’a iman ederse kalbini hidayete erdirir ve Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Ve Allah’a itaat ediniz ve Peygambere itaat ediniz eğer yüz çevirir iseniz artık bizim, Peygamberimizin üzerine düşen, şüphe yok ki, apaçık tebliğden ibarettir 11”Kader tevekkül ve özgür irade arasında nasıl bir ilişki vardır? Kaderin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsan ve basiret kalp gözünde kapalı değilse eğer, biraz sindirerek ve tefekkür ederek Yusuf Süresini okuyacak olursan eğer; anlatılan kıssalardan, olaylardan birşeyler çıkarırsın. Yusuf kardeşleri tarafından kuyuya atıldıktan sonra, köle olarak satıldıktan sonra, Züleyha’nın iftirasına maruz kalıp zindana atıldıktan ve uzunca bir süre orda kaldıktan sonra, Rabbine yani Allah’a karşı serzenişte bulunmamış sadece sabretmiş;Allah’ım bunu bana uygun gördüyse bana düşen güzelce sabretmektir. İşte sabrın mükafatı ve ilahi takdir Kölelikten, zindandan kurtulup Mısır’ın hükümranı şimdiki ismi ile Maliye bakanlığına yükselmiştir. Hz Ali’nin dediği gibiEğer sabredersen- takdir yerini alır- ecrini görürsün. Eğer feryat edersen -yine takdir yerini alır- günah işlemiş olursunSON SÖZ;Yüce Allah “Ve Allah’a tevekkülde bulun, vekil olmaya Allah yeter 12” ancak bunu yaparken de “Ey iman edenler, korunma tedbirinizi alınız 13” buyurmuştur. Tedbirini aldıktan sonra istediğin ve arzuladığın sonuç olmuyorsa eğer Yüce Allah’ın Musa olan hitabı aklına gelsin ki o daYüce Allah; Musa hitaben Senin istediğin olmadığında olana yönel. Eğer yalnızca murad ettiğini istersen, o hususta seni yorarım. Çünkü ancak Benim murad ettiğim olur. Nitekim Adamın biri Resulüllah bana nasihatta bulun deyince Allah Resulü Allah Tealanın senin için takdir etmiş olduğu bir şeyde O’nu töhmet altında bırakma bir kutsi hadis-i şeriflerinde Yüce Allah şöyle buyurmuştur Her kim belama sabretmez, kazama rıza göstermez ve nimetime şükretmezse, Ben’den başka Rab dileseydi namaz kılardık, iyilik yapardık, yasaklarını işlemezdik diyerekten “Ve dediler ki Eğer O Rahman dilemeseydi onlara ibadet etmezdik 14” ve başka bir ayet-i celile de Eğer Allah dilemiş olsa idi biz de şirke düşmezdik 15” diyerekten bilerek yada bilmeyerek küfre düşmeyin ve dinden uzaklaşmayın. Yani kendi hür ve özgür iradenizi Allah’ın takdirine RIZA GÖSTEREBİLMEK İÇİN VE ALLAH’IM SENDEN GELEN KAHIR’DA GÜZELDİR, LÜTUFTA GÜZELDİR. SENDEN GELEN HERŞEY BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE DİYEBİLMEK İÇİN SANIRIM BİRAZ İLİM BİRAZDA SABIR GEREKLİ. İLİM OLMADAN SABRA NASIL ULAŞIRSINIZ, SABIR OLMADAN İLİM ÖĞRENMEYE NASIL ULAŞIRSINIZ BİLMİYORUM AMA;GECE GÜNDÜZ TELEVİZYONUN KARŞISINDA,OLDUK OLMADIK PROGRAMLAR SAYESİNDE, YOLDA YÜYÜRKEN BİLE ÖNÜNE BAKACAĞINA FACEBOOKA BAKACAK OLURSANIZ,YATAĞINIZA YATTIĞINIZDA BİR AYET-EL KÜRSİ, BİR NAS FELAK SÜRESİNİ ÇOK GÖRÜP BUNLARI OKUMAK YERİNE KULAKLIĞI TAKIP KULAĞINA KENDİ KENDİNE YIRTILANLARL AVAZ AVAZ BAĞIRANLARI, YAPMADIKLARI VE YAPAMAYACAKLARI ŞEYLERİ SÖYLEYENLERİ DİNLEYECEK OLURSAN YADA OLURSAK; VELHASILBU KAFAYLA GİDECEK OLURSAK EĞER, NE SABRETMESİNİ VE NEDE İLİM ÖĞRENEMEYECEĞİMİZ GİBİ, KADERE RIZA GÖSTERME KONUSUNDADA HAYLİ HAYLİ GERİDE KALACAĞIZ Kİ; ÖNÜMÜZDEKİLERE YETİŞENE KADAR ÖLÜM BİZE YETİŞİRSE EĞER,O ZAMAN GÖRÜRSÜN KADERİN NE DEMEK OLDUĞUNUHALEN ISRARLA VE BİLE BİLE GÜNAH İŞLEMEYE DEVAM EDİPDE BU BENİM KADERİM DİYORSANIZ VE KADERİNİZİN ARKASINA SAKLANARAK KENDİNİZİ HAKLI ÇIKARMAYA UĞRAŞIYORSANIZ, HER NE KADAR ALLAH BENİM RAHMETİMDEN VE MAĞFİRETİMDEN ÜMİT KESMEYİN, TEVBE EDİN, PİŞMAN OLUN VE YÜZÜNÜZÜ BATIL OLUP YOK OLACAK OLAN ŞEYE, DÜNYA METAINA DÖNMEYİN, EMİR VE YASAKLARIMA ELİNİZDEN GELDİĞİ KADAR İTAAT EDİN AKSİNE İŞLEMİŞ OLDUĞUNUZ GÜNAHLARDA ISRAR EDECEK OLURSANIZ EĞER İYİ BİLİN Kİ;“Hem siz, hem de Allah’tan başka taptığınız tanrılar, hepiniz cehennem odunusunuz, siz hep beraber cehenneme gireceksiniz! Enbiya Süresi’98”.İsmail Ekinci1-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C3 / bkz90;2-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C3 / bkz81;3-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C3 / bkz131;4-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C3 / bkz136;5-Abdülkadir Geylani / el-Fethu’r-Rabbani / bkz13;6-Abdülkadir Geylani / el-Fethu’r-Rabbani;7-Al’i İmran Süresi’186;8-Münafikun Süresi’9;9-Muhammed Süresi’31;10-Hadid Süresi’22-23;11-Teğabun Süresi’11-12;12-Ahzab Süresi’3;13-Nisa Süresi’71;14-Zuhruf Süresi’20;15-En’am Süresi’148 "Kaza Ve Kader" ile ilgili ayetlerHiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri İmrân Suresi 145. AyetSonra o kederin ardından Allah üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları öldürülecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü kalplerde olanı bilir.”Âl-i İmrân Suresi 154. AyetO öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra her birinize bir ecel tayin etmiştir. Kıyametin kopması için belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe Suresi 2. AyetEğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden Suresi 35. AyetHer milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne Suresi 34. AyetDe ki “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”[269]*Yûnus Suresi 49. AyetYeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin dünyada duracakları yeri de, öldükten sonra emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta Levh-i Mahfuz’da yazılı Suresi 6. AyetHelâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı belli vakti Suresi 4. AyetHiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de Suresi 5. AyetNe kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap’ta Levh-i Mahfuz’da yazılmış bulunuyor.[319]*İsrâ Suresi 58. AyetGörmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ gibi bulutlardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri Suresi 43. AyetŞüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka Suresi 74. AyetGökte ve yerde gâib gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta Levh-i Mahfuz’da Suresi 75. Ayetİnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.”Sebe’ Suresi 3. AyetAllah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan meniden yarattı. Sonra sizi erkekli dişili eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta Levh-i Mahfuz’da yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a Suresi 11. AyetAndolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?Kamer Suresi 51. Ayetİşledikleri her şey ise kitaplarda Suresi 52. AyetKüçük, büyük her şey satır satır Suresi 53. AyetYeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta Levh-i Mahfuz’da yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre Suresi 22. AyetEğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı Suresi 3. AyetOnu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü Suresi 3. Ayet3,4. “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.”Nûh Suresi 4. AyetDe ki “Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem.”Cin Suresi 25. Ayet27,28. Ancak seçtiği resûller başka. Onlara bildirir. Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici melekler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp Suresi 28. Ayet

kaza ve kaderle ilgili ayetler