DiğerZanaat ve Sanatlar; Şiir ve Edebiyat; Tiyatro ve Opera; ESER. Eğitim, Mektep ve Okullar; Ulaşım, Demiryollları, Limanlar; İbadet Yerleri Camiler; Saat Kuleleri ve Kemerler; Sağlık, Sosyal Yardım, Hastaneler; Fabrikalar Tesis ve Kurumlar; Yalı Köşk ve Konaklar; Türbe ve Mezarlar; SARAY. Harem Nedir Bilgileri; Dolmabahçe
19. yy islahatlari ve islahatÇilari 🌟🌟🌟kpss sever. 04 jul 2022
YükselmeDevri Padişahları: Fatih(II.Mehmet), II.Bayezıt, Yavuz Sultan Selim,Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. ve Valide Kösem Sultan'ın elindeydi. 22 yaşına geldiğinde otoritesini sağlayabildi. Şu ıslahatları yaptı: * Yeniçerileri itaat altına aldı. - Osmanlının 19. çok toprak kaybettiği
Bunedenle Osmanlı Devleti Gerileme Döneminde (1699-1972) Rusya, Avusturya, Venedik ve İran'la savaşlar yaptı. Devletin başında gerileme döneminde geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun zayıflaması bazı padişahlar tarafından ıslahatları beraberinde getirmiştir. Yenilikler yapan padişahlardan biri olan 2.
TARİHDERSİ (Lise-10 ) ÇALIŞMA TESTLERİ. OSMANLI SİYASI TARİHİ-I (1300-1600) 1. Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı Beyliği'nin kurulduğu XIII. yüzyıl sonlarında Anadolu'nun durumu ile ilgili doğru bir bilgi değildir? A) Anadolu Selçuklu Devleti güç yitirmiştir. B) Anadolu'da Moğol egemenliği sürmektedir. C) Bizans
KPSSTarih Testleri kategorisi 2022 KPSS Tarih Deneme Sınavı 10 çöz. Testin En Başarılısı: muazzez bölükbaşı Oran: %100 Doğru: 27 Yanlış: 0 Boş: 0. Test 8472 defa çözüldü. Soru 1.
mxJv. Islahat sözlükte, iyi bir hale getirme; iyileştirme, düzeltme reform anlamlarına gelmektedir. Arapça Islah kökünden gelmekte olan bu kelime; iyileştirme, düzeltme, iyi bir hale koyma, düzenleme anlamlarına gelmektedir. İyileştirmeye yönelik atılan bir adımdır. Çağa ayak uydurma konusunda sıkıntılar yaşayan kurumların bazı prensipler dahilinde zamanın gereklerine göre yeniden düzenlenmesidir. ISLAHAT NEDİR? Islahat dendiğinde akla Osmanlı Devletinin çöküş dönemi gelmektedir. Özellikle XXVII. yy'ın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti gücünü kaybetmeye başlamıştır. Bu durum imparatorluğun eski ihtişamlı döneminde uzaklaşmasına neden olmuştur. Kısacası ıslahatı bir yenilik olarak ifade etmek mümkündür. ISLAHAT HAREKETİ NEDİR? Avrupa'da ilk olarak coğrafi keşiflerde başlayan gelişmeler Osmanlı devletini etkilemiştir. Coğrafi keşiflerinin ardından ticaret yollarında değişim başlamış ve Osmanlı devletinin vergi ve ticaret gelirleri azalmaya başlamıştır. Aynı zamanda uzun süreli savaşların beraberinde ekonomik sıkıntılar ve isyanlar devleti büyük oranda sıkıntıya sokmuştur. Avrupa'ya karşı üstünlüğünü ciddi anlamda kaybeden Osmanlı Devleti, yeni fetihler yapamaz hale geldi. Bu durum karşısında padişahlar ve bazı devlet adamları gidişatı değiştirmek için çözüm yolları aramaya başlamıştır. Duraklama döneminde hükümdarlar ıslahat hareketlerine yön vermiş ve devletin yeniden güçlenmesi için ıslahat hareketlerini başlatmıştır fakat 17. yy'da yapılan yenilikler süreklilik gösterememiştir. Aynı zamanda merkezi otoritenin güçlenmesi için padişah yetkilerine kısıtlamalar getirilmesi anlayışı ortaya çıkmıştır. ISLAHAT ÇALIŞMALARI NE DEMEK? Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunmuş olduğu durum karşısında 3. Selim ve 2. Mahmut döneminde devlet kurumlarında ve bunun tamamlanması adına eğitim alanında girişilen geniş reform hareketleri, ıslahat çalışmaları arasında dikkati çeken gelişmeler arasında yer almaktadır. İlk ıslahat hareketleri XVII. yy'da başlamıştır. Bu dönemde yapılan en önemli ıslahatların başlıcaları aşağıda yer almaktadır; Kuruyucu Murat Paşa Islahatı Tiryaki Hasan Paşa Islahatları IV. m-Mustafa Islahatları Sultan II. Osman'ın Islahatı Tarhuncu Murat Paşa Islahatı ISLAHAT FERMANI NEDİR? Tanzimat Fermanı'nı tamamlayıcı niteliğe sahip olan Islahat Fermanı; kişi hakları, siyasi kuruluşlar, yeni kurumların kurulması hususlarında yapılması planlanan köklü yenilik ve değişiklikler için Sultan Abdülmecid zamanında yayımlanan bir fermandır. Kırım Harbi'nin son yıllarına doğru ele alınmış olan Islahat Fermanı, Osmanlı İmparatorluğu içinde Müslüman olmayanlara verilen haklar açısından büyük öneme sahiptir.
II. MAHMUT 1808–1839 Askeri Alandaki Islahatlar Sekban-ı Cedit Ocağı kuruldu. Eşkinci Ocağı kuruldu. İlk kez askeri amaçlı nüfus sayımı yapıldı, sadece erkekler sayıldı. 1831. Yeniçeri Ocağı kaldırıldı 1826. Tarihte bu olaya “Vaka’yı Hayriye/Hayırlı Olay” denir. Yeniçeri Ocağı’nın yerine “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” Muhammed’in Övülmüş Askerleri ordusu kuruldu. Tıp Okulu ve Harp Okulu kuruldu. NOT Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması ile padişahlar yeniden yönetime egemen olmuştur. Yapılacak ıslahatların önü açılmıştır. Yönetim Alanındaki Islahatlar Divan kaldırılarak yerine “nazırlılar/bakanlıklar” kuruldu. Memurlar, “iç işleri/dâhiliye” ve “dış işleri/hariciye” memurları olmak üzere ikiye ayrıldı. Askeri ve idari işleri düzenlemek için danışma meclisleri kuruldu. Dirlik sistemi tımar ve zeamet kaldırıldı, memurlara maaş bağlandı. “Sened-i İttifak” imzalandı Sened-i İttifak; II. Mahmut ile ayanlar [büyük toprak sahipleri] arasında imzalandı. Sened-i İttifak’a göre, ayanlar devlet otoritesini tanıyacak, ıslahatları benimseyecek, buna karşılık bulundukları bölgede vergi toplama hakkını elde edeceklerdi. NOT Osmanlı Devleti’nde demokratikleşme alanında atılan ilk adım 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak’tır. Bu belge ile padişahın otoritesi ilk kez kısıtlanmıştı. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin ayanlara söz geçiremeyecek kadar zayıf olduğunu gösterir. Kültür ve Eğitim Alanındaki Islahatlar Ortaokul seviyesinde Rüştiye okulları açıldı. Medreselerin yanında Avrupa tarzında eğitim kurumları açıldı. Bu da kültür ikiliğine neden oldu. Enderun kaldırılarak yerine devlet adamı yetiştiren okul kuruldu. İlköğretim zorunlu oldu. İlk defa Avrupa’ya öğrenci gönderildi. Harp Okulu, Tıp Fakültesi ve Bando Okulu açıldı. “Takvim-i Vakayi” adıyla ilk resmi gazete çıkarıldı. Sosyal Alanda Yapılan Islahatlar Müsadere Usulü, yani devletin vatandaşların mallarına el koyması uygulaması kaldırıldı. İlk Posta ve Polis örgütü kuruldu. İlk Karantina Sistemi ve Sağlık Örgütü oluşturuldu. Kıyafette değişiklikler ve düzenlemeler yapıldı. Memurlara fes ve pantolon uygulaması getirildi. Devlet dairelerine padişah portresi asılması uygulaması getirildi. Ekonomi Alanında Yapılan Islahatlar Yerli malı kullanımı teşvik edildi, memur ve asker elbiselerinin yerli kumaştan yapılması emredildi. Yerli üretimi arttırmak amacıyla yerli üreticiye gümrük kolaylığı sağlandı. NOT Her alanda ekonomik, sosyal, askeri, eğitim gibi ıslahat yapan tek padişah II. Mahmut’tur. NOT 17. yüzyılda Avrupa örnek alınmamış, yapılan ıslahatlar yüzeysel olmuş, padişahın hayatıyla sınırlı kalmış, ayaklanmalar şiddet ve korkuyla bastırılmaya çalışılmıştır. 18. ve 19. yüzyılda yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alınmış, gerilemenin nedenleri araştırılmıştı. ABDÜLMECİD DÖNEMİ 1839–1861 1839’da Tanzimat Fermanı yayınlandı. Tanzimat Fermanı; Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanarak Gülhane Parkı’nda halka okundu. Fermanın diğer adı da “Gülhane Hatt-ı Hümayunu’dur. Tanzimat Fermanı ile; Osmanlı topraklarında yaşayan herkesin Müslüman, Hıristiyan, Musevi can, mal ve namus güvenliğinin sağlanması, mahkemelerin açık hale getirilmesi, kanun önünde eşitliğin sağlanması, vergilerin herkesin gelirine göre düzenlenmesi ve herkese mal edinebilme hakkı sağlandı. 1856 tarihinde Islahat Fermanı imzalandı. Islahat Fermanı ile; Hıristiyan ve Musevileri küçük düşürücü sözlerin kullanılmaması, azınlıkların kilise ve okul açması, devlet memuru olabilmesi, il genel meclisine üye olması, din ve mezhep özgürlüğünün tanınması, herkesin kanun önünde eşit olması, herkesin serbest ticaret yapmasına imkân sağlandı. İlk defa kâğıt para basıldı “kaime” adı verilir. Galatasaray Sultanisi, Mülkiye, Darüşşüfaka ve Sanat Okulları açıldı. Yeni yönetim birimleri oluşturuldu. Bunlar; il, liva, kaza, nahiye ve köylere ayrıldı. II. ABDÜLHAMİT 1876–1909 1876’da I. Meşrutiyet Genç Osmanlılar Jön Türkler/Namık Kemal, Mithat Paşa, Ziya Paşa’ın çalışmalarıyla II. Abdülhamit tarafından ilan edildi. I. Meşrutiyet’in ilanı ile; padişahın yetkileri kısıtlandı. Halk ilk kez yönetime katılma hakkı elde etti. 23 Aralık 1876’da Kanun-i Esasi kabul edildi. NOT Kanun-i Esasi, Osmanlı Devleti ve Türk tarihinin ilk anayasasıdır. Anayasaya göre, padişah meclisi kapatma yetkisine sahipti. II. Abdülhamit, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı 93 Harbi bahane ederek meclisi kapattı ve milletvekillerini Malta’ya sürgüne gönderdi. Meşrutiyeti yeniden kurmak isteyen aydınlar İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurdular. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Enver Bey ve Niyazi Bey baskılarına daha fazla dayanamayan II. Abdülhamit 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’i ilan etti. Kanun-i Esasi bazı değişiklikler yapılarak yeniden ilan edildi. Padişahın meclisi açma-kapama yetkisi kısıtlandı, sürgüne gönderme yetkisi elinden alındı. 31 Mart Olayı Meşrutiyet yönetimine karşı olanların kışkırtmaları sonucu 13 Nisan 1909 günü Hicri takvime göre 31 Mart İstanbul’da ayaklanma çıktı. Ayaklanmayı bastırmak için İttihat Terakki Cemiyeti, Hareket Ordusu adı verilen bir birliği Selanik’ten İstanbul’a gönderdi. Ordunun kurmay başkanı, Mustafa Kemal idi. İsyan bastırıldı. II. Abdülhamit tahttan indirildi.
Bu yazımızda Osmanlı Devleti Dağılma Dönemi konu anlatımını sizler için Dağılma Dönemi konusundan KPSS Sınavında 2-3 soru gelmektedir. Dağılma Dönemi konusunun daha iyi anlaşılması için test soruları ve doğru yanlış sorularını da çözmenizi tavsiye ederiz. Dağılma Dönemi Padişahları 1 787-1807 son 8 yılı 1807-1808 1 808-1839 Abdülmecit 1839-1861 Abdülaziz 1861—1 876 1876-1876 1876-1 909 Reşat 1 909-1918 VI. Mehmet Vahdettin 1918-1922 XIX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı’da Genel Durum XIX. yüzyılda Osmanlı’yı zor durumda bırakan gelişmeler şunlardır Fransız İhtilali ile milliyetçilik hareketlerinin Balkanları ve Ermenileri etkilemesi Sanayi Devrimi ile büyük devletlerin sömürge ve pazar arayışına Osmanlı topraklarında girişmesi Osmanlı’nın gelişmeleri takip edememesi sonucu askerî ve ekonomik yönden zayıflamış olması Siyasi Gelişmeler Osmanlı-Rus savaşı ve Bükreş Antlaşması Osmanlı ordusu ve donanmasının yetersizliği sonucu yenilgiyi kabul ederek Rusya ile 1812’de Bükreş Antlaşması imzaladı. Antlaşmaya göre; Besarabya Rusya’ya bırakılacak Eflak ve Boğdan Osmanlı’ya geri verilecek Sırplara iç işlerinde bazı imtiyazlar verilecek Osmanlı’da Milliyetçilik Hareketleri Osmanlı’da Milliyetçi İsyanlara Ortam Hazırlayan Etkenler Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçilik düşüncesi Panslavizm politikası ile Rusya’nın Balkan halkını kışkırtması Osmanlı merkezi otoritesine duyulan güvenin azalması Balkan topraklarının savaşlarda sürekli el değiştirmesi Bazı yöneticilerin halka baskı yapması Sırp isyanı 1804 Osmanlı’da milliyetçilik düşüncesiyle isyan eden ilk topluluk Sırplardır. Sırplar, 1804’te Kara Yorgi önderliğinde isyan ettiler. Nedenleri; Millîyetçilik akımı Sırp topraklarının sürekli el değiştirmesi Yöneticilerin halka baskı yapması. DİKKAT !!! Sırplar; -1812 Bükreş Antlaşması ile imtiyaz -1829 Edirne Antlaşması ile özerklik -1878 Berlin Antlaşması ile bağımsızlık kazanmıştır. Edirne Antlaşması 1829 -Rusların Erzurum ve Edirne’ye ilerlemesi üzerine Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1829 Edirne Antlaşması imzalanmıştır. -Savaşı Rusya kazanmıştır. -Bu savaşın kaybedilmesinde Yeniçeri Ocağı yerine kurulan yeni ordunun savaşa hazır olmaması etkili olmuştur. -Edirne Antlaşması, Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra Rusya ile imzalanan ikinci ağır antlaşmadır. Edirne Antlaşması Maddeleri -Mora’da bağımsız Rum Devleti kurulacak. –Eflak ve Boğdan’a imtiyazlar verilecek. -Sırbistan’a özerklik tanınacak. -Rus ticaret gemileri İstanbul ve Çanakkale boğazlarından serbestçe geçebilecek. Mısır Sorunu ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı 1798’de Mısır’ın Fransa tarafından işgal edilmesi sırasında bölgeye gönderilen gönüllü birlikler arasındaki Mehmet Ali Paşa Mısır’da ayaklanarak yönetimi ele geçirmiştir. Osmanlı bunu kabullenerek onu Mısır valisi olarak atamıştır. 1820’de Mora’da çıkan isyanda II. Mahmut, Kavalalı’dan yardım istemiştir. Kavalalı donanma göndermesine karşılık Mısır valiliğinin yanında Mora ve Girit valiliğini de istemiştir. II. Mahmut bu şartı önce kabul etmiş ancak daha sonra yerine getirmeyince KavalaIı, Osmanlı’ya karşı isyan etmiştir. Kavalalı, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusunu Suriye’ye göndermiştir. Burada Osmanlı’yı yenen bu ordu Kütahya’ya kadar ilerlemiş, bu sırada İngiltere ve Fransa’dan yardım alamayan Osmanlı Rusya’dan yardım istemiştir. Rusya yardım için İstanbul’a donanma gönderince, İngiltere ve Fransa arabuluculuk yaparak Kavalalı İsyanı’nı durdurmuşlar ve Osmanlı ile Mehmet Ali Paşa arasında 1833’te Kütahya Antlaşması imzalanmıştır. Kütahya Antlaşması Mehmet Ali Paşa’ya Mısır’ın yanında Suriye valiliği verilecek. Kavalalı’nın oğlu İbrahim Paşa’ya da Cidde ve Adana valiliği verilecek. Kütahya Antlaşmanın Önemi Mısır sorunu geçici olarak çözümlenmiştir. İngiltere ve Fransa Rusya’nın Osmanlı ve Boğazlar üzerinde ayrıcalık elde etmemesi için antlaşmada ara bulucu olmuşlardır. 1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması -Osmanlı saldırıya uğrarsa Rusya ordu gönderecek ama masrafları Osmanlı tarafından karşılanacak. -Rusya’ya saldırı olursa Osmanlı, boğazları kapayacak, Rus gemileri boğazlardan serbestçe geçecek. -Antlaşma 8 yıl yürürlükte kalacaktı. Hünkâr İskelesi Antlaşmanın Önemi Rusya’nın Karadeniz’deki güvenliği artmıştır. Denge siyaseti uygulayan Osmanlı, saldırılara karşı kendini güvence altına almıştır. Bu antlaşma boğazlar sorununun çıkmasına neden olmuştur. Osmanlı son kez boğazlardaki egemenlik hakkını tek başına kullanmıştır. İngiltere ve Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki çıkarları tehlikeye düşmüştür. 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması Osmanlı, Hünkâr İskelesi Antlaşması ile sınırlarını güvence altına aldıktan sonra İngiltere ve Fransa’yı tamamen küstürmek istemiyordu. Fransa Kavalalı’yı destekliyor ve Doğu Akdeniz’de onun gücünü kullanmak istiyordu. İngiltere’nin ise Osmanlı’nın varlığını devam ettirmesi çıkarlarına uygundu. İngiltere, Osmanlı’nın içinde bulunduğu zor durumdan faydalanarak 1838 Balta Limanı Antlaşması’nı imzalamayı başardı. Bu antlaşma ile; İngiliz mallarının Osmanlı pazarına girmesi kolaylaştı. Osmanlı, İngiltere’ye ekonomik ayrıcalık vererek herhangi bir sorunda desteğini almak istedi. Osmanlı Avrupa’nın açık pazarı ve yarı sömürgesi oldu. 1840 Londra Konferansı Kavalalı, Fransa’dan aldığı destekle 1839’da yeniden ayaklanmıştır. Nizip Savaşı’nda Osmanlı’yı yenmiş ve bu sırada II. Mahmut ölmüş ve yerine Abdülmecit geçmiştir. Osmanlı Mısır ordusunu durduracak güçte değildir. Bu yüzden Hünkâr İskelesi Antlaşması gereği Rusya Osmanlı Devleti’ne yardım edecekti. Fakat İngiltere bunun önüne geçmek ve Mısır sorununu çözmek için Fransa hariç İngiltere, Prusya, Rusya, Avusturya ve Osmanlı’nın katıldığı 1840 Londra Konferansı’nı düzenlemiştir. Bu konferansta Londra Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmaya göre; Mısır valiliği babadan oğula geçmek kaydıyla Kavalalı’ya ve oğullarına verilecek. Hidiv Yönetimi Adana ve Suriye valilikleri Kavalalı ve oğlu İbrahim Paşa’dan geri alınacak. Mısır’da vergiler Osmanlı adına toplanacak ve dörtte biri İstanbul’a gönderilecek. Londra Antlaşmanın Önemi Bu antlaşma ile Mısır sorunu kesin olarak çözümlenmiştir. İngiltere, Doğu Akdeniz çıkarlarını korumayı başarmıştır. Rusya’nın Osmanlı’ya yardım ederek Boğazlar üzerinde yeni ayrıcalıklar elde etmesi önlenmiştir. Mısır imtiyazlı bir eyalet haline gelmiştir, Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü tek başına koruyamayacağı bir kez daha görülmüştür. Bu durum Avrupalıların Osmanlı’nın iç işlerine karışmasını kolaylaştırmıştır. Osmanlı, Mısır İsyanı sırasında Avrupa devletlerinin yardımını almak için Tanzimat Fermam’m ilan etmiştir. Boğazlar Sorunu Osmanlı’nın 1833’te Rusya ile imzaladığı Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın boğazlar ile ilgili maddesi boğazlar sorununun çıkmasına neden olmuştur. Rusya bu antlaşmayla İngiltere ve Fransa’dan daha üstün bir konuma gelmiştir. 1841 de antlaşmanın süresinin dolması üzerine İngiltere, Fransa, Avusturya, Prusya ve Osmanlı Devleti boğazlar sorununu görüşmek üzere Londra’da uluslararası bir konferans düzenlemişlerdir. 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi Bu sözleşmeye göre; Boğazlar Osmanlı egemenliğinde kalacak Savaş zamanında boğazlar savaş gemilerine kapalı olacak Boğazlar barış zamanında bütün devletlerin savaş gemilerine kapalı olacak. Bu durum Avrupa devletlerinin garantisinde olacak. Antlaşmanın Önemi Boğazlar ilk defa uluslararası bir statü kazanmıştır. Osmanlı’nın boğazlardaki mutlak egemenliği sona ermiştir. Rusya Hünkâr İskelesi Antlaşması ile elde ettiği üstünlüğü kaybetmiştir. Kırım Savaşı 1853-1856 Nedenleri -Rusya’nın Osmanlı’nın güçlenmesini ve Avrupadan destek almasını istememesi -Rusya’nın Boğazlardaki etkinliğini artırarak sıcak denizlere inmek istemesi -Rusya’nın Kutsal Yerler sorunu çıkararak Osmanlı’ya yaptırım uygulamak istemesi -Osmanlı’ya yaptığı resmî ziyarette Rus Prensi Mençikof’un Osmanlı’yı küçük düşürücü hareketlerde bulunması -Osmanlı Devleti’ne İngiltere, Fransa, Piyomente İtalyan şehir devleti, Avusturya savaş sırasında yardım etmiştir. -Savaşı Osmanlı Devleti kazandı. Rusya barış istedi. -Çar Nikola Osmanlı Devleti için savaş öncesinde “Hasta Adam” ifadesini kullandı ve bu ifade daha sonra ünlü oldu. -Osmanlı ilk kez İstikraz adıyla İngiltere’den dış borç aldı. DİKKAT !!! Kırım Savaşı’na katılmadığı halde Paris Antlaşmasına katılan devlet Prusya’dır. 1856 Paris Antlaşması Maddeleri Osmanlı, Avrupa devleti sayılacak ve Avrupa hukukundan yararlanacak Osmanlı’nın toprak bütünlüğü Avrupa’nın garantisinde olacak. Boğazlar, 1841 Londra Sözleşmesi’ne göre yönetilecek Osmanlı ve Rusya Karadeniz’de tersane ve donanma bulundurmayacak Osmanlı’nın ilan ettiği Islahat Fermanı, Avrupalı devletlerce dikkate alınacak Karadeniz tarafsız hâle getirilecek, tüm devlet[erin ticaret gemilerine açık, savaş gemilerine kapalı olacak. Tuna’da ulaşım serbestisi yeniden kurulacak ve bunu sürekli kılmak için antlaşmayı imzalayan devletlerin temsilcilerinden bir “Tuna Komisyonu” kurulacak. Antlaşmanın Önemi Osmanlı’nın topraklarını kendi başına koruyamayacağı anlaşılmıştır. İngiltere ve Fransa, Osmanlı üzerindeki çıkarlarını korumuştur. Karadeniz tarafsız hâle gelecek, sadece ticaret gemilerine açık olacak, Osmanlı ve Rusya Karadeniz’de donanma ve tersane bulundurmayacak”. maddesi Osmanlının savaştan gatip çıkmasına rağmen yenik devlet durumuna düştüğünün göstergesidir. Avrupalılar Islahat Fermanı’nı kullanarak Osmanlı’nın iç işlerine karışmışlardır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaş 93 Harbi İstanbul Tersane Konferansı’nda Sırbistan ve Karadağ’ın topraklarının genişletilmesi, Bosna, Hersek ve Bulgaristan’da özerk yönetimlerin kurulması kararlarını Osmanlı kabul etmemiştir. Bunun üzerine Avrupalı devletler Londra Konferansı’nı toplamışlar ancak Osmanlı bu konferansın da kararlarını kabul etmeyince Rusya, Osmanlı’ya 1877 yılında savaş açmıştır. Ruslar doğuda Kars, Ardahan, Batum ve Doğubayazrt’ı alarak Erzurum’a kadar ilerlemiş, batıda ise İstanbul Yeşilköy’e Ayastefanos kadar gelmiştir. Bunun üzerine II. Abdülhamit barış istemek zorunda kalmış ve 1878 Ayastefanos Antlaşması imzalanmıştır. Ayastefanos Antlaşması Antlaşmaya göre; Büyük Bulgaristan Krallığı kurulacak Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacak Kars, Ardahan, Batum ve Doğubayazıt Rusya’ya bırakılacak Bosna Hersek’e muhtariyet verilecek Girit’te ve Ermenilerin yaşadığı bölgelerde ıslahatlar yapılacak Osmanlı Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek Antlaşmanın Önemi Panslavizm politikası başarılı oldu. Bulgaristan Krallığı’nın kurulması ile Rusya’nın etki alanı Ege Denizi’ne ulaştı. Ermeni sorunu ortaya çıktı ve ilk defa uluslararası bir belgede yer aldı. Berlin Antlaşması 1878 Savaşta Osmanlı’ya yardım etmeyen Avrupalılar Osmanlı’yı güçsüz bırakmak ve istediklerini kolayca yaptırmak istediler. Fakat Rusya’nın Balkanlar’da güçlenmesi Avusturya ve Almanyayı, Basra Körfezi’ne yaklaşması da İngiltere’yi tedirgin etmekteydi. Bu nedenle Avrupalılar Ayastefanos Antlaşması’na karşı çıkarak 1878’de Berlin Konferansı’nı topladılar. Rusya bu devletlerle savaşı göze alamadığı için barış teklifini kabul etmiş ve Rusya, Avusturya, Almanya, Fransa ve İtalya’nın katıldığı konferansta 1878 Berlin Antlaşmaşı imzalanmıştır. Antlaşmaya göre; Ayastefanos Antlaşması’yla kurulan Bulgar Krallığı üçe ayrıldı. Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacak, Kars, Ardahan ve Batum Rusya’da, Doğubayazıt Osmanlı’da kalacak, Girit ve Ermenilerin yaşadığı yerlerde ıslahat yapılacak, Bosna Hersek Osmanlı toprağı sayılacak, geçici olarak Avusturya tarafından yönetilecek, Osmanlı, Rusya’ya savaş tazminatı verecek. Antlaşmanın Önemi Balkanlar’da Osmanlı’nın otoritesi göstermelik olarak devam ettirilerek Rusya’nın etkinliği azaltılmıştır. Ermeni meselesi uluslararası bir sorun hâline geldi. ilk kez Avrupalı devletler Berlin Antlaşması’yla Osmanlı’nın paylaşılması sürecini başlatmış ve bu tarihten sonra Osmanlı’nın dağılma süreci hızlanmıştır. Girit Sorunu ve Osmanlı-Yunan Savaşı 1897 Osmanlı Girit’i 1669’da almış, iskân çalışmalarına rağmen Rum nüfusu çoğunlukta kalmıştı. Girit sorununa Avrupalıların karışmasını istemeyen Osmanlı 1878 Halepa Fermanı ile Giritli Rumlara ayrıcalık vermiş ve isyan geçici olarak bastırılmıştır. Yunanistan’ın bu isyana yardsm ettiği anlaşılınca Osmanlı-Yunan savaşı başlamıştır 1897. Osmanlı, Dömeke Meydan Savaşı’nı kazanmış ve Mora’ya girmiştir. Bunun üzerine Avrupalılar müdahele de bulunarak Osmanlı ile Yunanlılar arasında 1897 İstanbul Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmaya göre; Yunanistan Girit’teki askerlerini geri çekecek, Girit’e özerklik verilecek ve Yunan kraliyet ailesinden bir prens Girit’i yönetecek. DAĞILMA DÖNEMİ ISLAHATLARI Dönemi 1808-1839 Sened-i İttifak 1808 ile Ayanlar arasında yapılan sözleşmeye Sened-i İttifak denir. -Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa antlaşmayı hazırlamıştır. Yapılan Antlaşmaya göre; -Ayanlar, devlet otoritesini tanıyacak ve yapılan ıslahatlara karşı çıkmayacaklar, -Ayanlar, bulundukları bölgede devletin asker ve vergi toplanmasına yardım edecek, -İstanbul’da isyan çıkarsa Ayanlar padişaha yardım edeceklerdi. Önemi -Osmanlı tarihinde padişahın yetkileri ilk kez kısıtlanmıştır. -İngiltere’de yapılan Magna Carta’ya benzemektedir. Yönetim ve Sosyal Alanda Yapılan Yenilikler Divan-ı Hümayun kaldırılarak yerine nazırlıklar bakanlıklar kuruldu. Müsadere ölen memurların mallarına el konulması kaldırıldı. Tımar sistemi kaldırıldı. Pasaport uygulamasına geçildi. Memurlarla ilgili olarak; Maaşa bağlandı, Fes, ceket, pantolon giymeleri zorunlu kılındı. Tayin ve terfileri kurallara bağlandı. Dâhili ve harici olarak ikiye ayrıldı. Devlet dairelerine resmini astırdı. İlk kez Vakıfların yapısını düzenlemek için Evkaf Nezareti Vakıflar Bakanlığı kuruldu. Yasaları hazırlamak için Meclis-i Valay-ı Ahkâm-ı Adliye açılmıştır. Toplanacak vergileri belirlemek için mülk sayımı yapılmıştır. İdari konuların yürütülmesi ile ilgili olarak Darı Şurây-i Bab-ı Ali kurulmuştur. Birkaç sancak birleştirilerek Müşirlikler kurulmuştur. Posta teşkilatı kurulmuştur. ilk kez İstanbul’daki hastalıklara karşı karantina uygulamasına geçilmiştir. Askerî Alanda Yapılan Yenilikler Avrupa tarzında “Sekban-t Cedit” isminde modern bir ordu kuruldu. Yeniçerilerin bu orduya tepki göstermesiyle kaldırıldı. Yerine Eşkinci Ocağı isminde bir ordu kuruldu. Yeniçerilerin Eşkinci Ocağı’na da tepki göstermesiyle 1826 Vakay-ı Hayriye olayı ile Yeniçeri Ocağı kaldırıldı. Bu ocağın kaldırılmasıyla; Merkezi otorite güçlenmiş, Yeniliklerin önündeki en önemli engel kaldırılmış, Asakir-i Mansure-i Muhammediye isminde Yeniçeri Ocağı yerine bir ordu kurulmuştur İlk millî ordu. Bu orduyu yönetmek için seraskerlik kurulmuştur. ilk Osmanlı seraskeri Ağa Hüseyin Paşa’dır. Eyaletlerin güvenliğini sağlamak için Redif Birlikleri oluşturulmuştur. Harp Okulu Harbiye ve Askerî Tıp Okulu Tıbbiye açılmıştır. Tıp okulunu Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi açmıştır. Askerî işleri düzenlemek için Dar-ı Şurây-l Askerîye açılmıştır. Mızıkay-ı Hümayun Askerî Bando kurulmuştur. Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapılmıştır. Eğitim Alanında Yapılan Yenilikler İlköğretim zorunlu hâle getirilmiştir Sadece İstanbul’da. Enderunun önemini kaybetmesi üzerine devlet memuru yetiştirmek için Mekteb-i Maarif-i Adliye açılmıştır. Batı tarzı eğitim yapan Rüştiyeler Ortaokul açılmıştır. İlk kez Avrupa’ya öğrenci gönderilmiştir Bu öğrencilere daha sonra Genç Osmanlılar ismi verilecektir. Takvimi Vakayı isminde ilk resmî gazete çıkarılmıştır 1831. Mekteb-i Ulumu Edebiye isminde okul açılmıştır Avrupa tarzı modern eğitim için açılmış ortaokul. Bab-ı Ali’de tercüme amaçlı tercüme odası açılmıştır. Ekonomi Alanında Yapılan Yenilikler Yerli malı kullanımı zorunlu hâle getirilmiştir. Çuha Kumaş fabrikası açılmıştır. Avrupa ile ticari ilişkileri geliştirmek için Rumi Takvim kullanılmıştır. Gümrük vergileri indirilmiştir. 1838’de İngiltere ile Balta Limanı Ticaret Anlaşması yapılmıştır İngiltere’nin Mısır sorununda desteğini almak için. Bu antlaşma ile; İngiltere’ye ticari ayrıcalık verilecek, İngiltere’den alınan gümrük vergisi %12’den %3’e indirilecekti. Sonucunda Osmanlı yerli sanayisi çökmüş, Osmanlı’da işsizlik artmış, Osmanlı, İngiltere’nin açık pazarı hâline gelmiş, Osmanlı ekonomisi dışa bağımlı olmuştur. Tanzimat Fermanı 1839 Bu fermana “Gülhane Hatt-ı Hümayun’u” veya “Tanzimat’ı Hayriye”de denir. Bu ferman Abdülmecit Dönemi’nde ilan edilmiştir. Hazırlayan ve halka sunan ise Hariciye Nazın Mustafa Reşit Paşa’dır, Fermanın İlan Edilme Nedenleri Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemek Mısır sorununda Avrupalı devletlerin desteğini almak Ülkede eşitliği sağlamak Selim ve II. Mahmut ıslahatlarını daha kapsamlı kılmak Avrupalı devletlerin Osmanlı’nın iç işlerine müdahalesini engellemek Fermanın Hükümleri Tüm tebaanın canı, malı, namusu güvenceye alınacak Vergiler herkesin gelirine göre ve düzenli alınacak Mahkemeler herkese açık olacak ve hiç kimse yargılanmadan cezalandırılmayacak Askerlik herkes için vatan görevi hâline gelecek Herkes mal ve mülke sahip olabilecek ve onları miras olarak bırakılabilecek Müsadere resmen kalkmıştır. Rüşvet ve iltimas kayırma yasaklanacak Fermanın Özellikleri Padişah yetkileri ikinci kez kısıtlanmıştır Kanunla sınırlanması ilk kez. Hukukun üstünlüğü kabul edilmiştir. Anayasacılık hareketinin başlangıcıdır Anayasa değildir.. İnsan hakları, eşitlik, özgürlük gibi hükümler önemsenmiştir. Padişahın istemesiyle yayınlanmıştır. Avrupa devletlerin baskısı söz konusu değildir. Islahat Fermanı 1856 Tanzimat Fermanı’nda istenilen sonuca ulaşılamaması üzerine onu tamamlayan bir belge olarak padişahın iradesiyle ortaya çıkmıştır. Abdülmecit döneminde Sadrazam Mehmet Emin Afi Paşa tarafından ilan edilmiştir. Ferman, gayrimüslimlere birçok ayrıcalık tanımıştır. Fermanın İlan Edilme Nedenleri Azınlıkları imparatorluk çatısı altında tutmak Devletin bütünlüğünü sağlamak Avrupalı devletlerin Osmanlı’nın iç işlerine karışmasını engellemek Kırım Savaşı sonrası yapılan Paris Konferansı’nda Avrupalı devletlerin desteğini almak Fermanın Hükümleri Gayrimüslimler din değiştirmeden devlet memuru olabilecek. Gayrimüslimlere küçük düşürücü sözler Gâvur vs. söylenmeyecek. Azınlıklar şirket, banka, okul, kilise, hastane açabilecek. Azınlıklar belediye ve il genel meclislerine üye olabilecek. Azınlıklar mal-mülk sahibi olabilecek Mahkemeler açık olacak, herkes kendi dinine göre yemin edecek. İşkence, dayak, angarya yasaklanacak. Azınlıklar “Nakd-i Bedel” Bedelli Askerlik karşılığı askerlik yapmayacak. Cizye kesin olarak kalkmıştır.. Vergiler herkesin gelirine göre alınacak, iltizam sistemi kaldırılacak. Fermanın Özellikleri Dağılmayı önlemek için ilan edilmiş fakat dağılmayı hızlandırmıştır. Avrupalı devletlerin Osmanlı’ya müdahalesi artmıştır. Tanzimat Fermanı ile herkese, Islahat Fermanı ile sadece azınlıklara haklar verilmiştir. Tanzimat Fermanı devletin isteğiyle, Islahat Fermanı dış devletlerin isteğiyle hazırlanmıştır. Gayrimüslimlerden alınan haraç ve cizye vergileri kaldırılmıştır. Tanzimat Dönemi Yenilikleri 1839 – 1876 Tanzimat Dönemi’nde tahtta bulunan Abdülmecit 1839-1861 ve Abdülaziz’in yoğun ıslahatları vardır. 1861-1876 Tanzimat ve Islahat Fermanı’nı ilan eden padişah Abdülmecit’tir. Abdülmecit Dönemi’nde 1839 – 1861 Anadolu’da ilk demir yolu hattı yapılmıştır. İzmir – Aydın hattı. İlk telgraf hattı kurulmuştur İstanbul-Edirne İlk kâğıt para olan kaime çıkarılmıştır. İlk banka olan Bank-ı Dersaadet açılmıştır 1847. DİKKAT !!! Bank-ı Dersaadet Bankası’nın Kırım Savaşı’nda iflas etmesi üzerine çoğunluğu İngilizlere ait olan Bank-ı Osmanı Osmanlı Bankası açılmıştır 1656. İlk dış borç 1854 yılında İngiltereden, Kırım Savaş sırasında alınmıştır. Türklerin çıkardıkları ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval çıkarılmıştır. İstanbul’da ilk belediye örgütü kurulmuştur. Padişahın annesi tarafından Bezmialem Valide Sultan adıyla ilk vakıf hastanesi kurulmuştur. Arazi Kanunnamesi yapılarak özel mülkiyet güvencesi geliştirilmiştir. Umum-u Zaptiye Jandarma Teşkilatı kuruldu.1854 İl genel meclisleri kurulmuştur. 1848’de Darülmuallimin Erkek öğretmen okulu açılmıştır. 1857’de Maarif-i Umumu Nezareti Eğitim Bakanlığı açılmıştır. 1859’da Mekteb-i Mülkiye Siyasal Bilgiler açıldı. Askeri İdadi ve Askeri Baytar Mektebi açılmıştır. Ceza ve ticaret kanunnameleri çıkartılmış, ticaret mahkemeleri oluşturulmuştur. Encümen-i Daniş isminde okutulacak derslerle ilgili eser hazırlamak için bir kurum oluşturulmuştur. 1851 -Osmanlı bilim akademisi 1849’da yolcu taşıma amaçlı Şirket-i Hayriye kurulmuştur. 1845’te Mecidiye – Kafa kağıdı denilen ilk kimlik belgeleri halka dağıtılmıştır. Abdülaziz Dönemi’nde 1861 -1876 1864’te ViIayet Nizamnamesi çıkarılarak ülke vilayet, sancak, kaza ve köy gibi birimlere ayrılmıştır. Avrupa hukukundan yararlanılarak Nizamiye Mahkemeleri açılmıştır Hukukta ikilik başladı 1864. Şurây-ı Devlet adıyla Danıştay kurulmuştur 1868. Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir komisyon tarafından ilk medeni kanun mecelle hazırlanmaya başlanmıştır. Mecelle Osmanlı Devleti’nin ve Türk tarihinin ilk, dünya tarihinin ise ikinci medeni kanunudur. Abdülaziz Dönemi’nde çıkarılan bu kanun II. Abdülhamit Dönemi’nde uygulandı. 1870’te ilk kız rüştiyesi ortaokul olan Darülmuallimat açılmıştır. Galatasaray Sultanisi lisesi açılmıştır 1868. Darüşşafaka açılmıştır. Yetim müslüman çocuklar için Memleket Sandıkları ve Emniyet Sandıkları açılmıştır. Memleket Sandıkları daha sonra Ziraat Bankası 1888 olacaktır. Sergi-i Umum-u Osmani adıyla ilk Türk fuarı açılmıştır. Mithat Paşa tarafından yetim ve kimsesiz çocuklar için Niş’te Islahhane Sanat Okulu açılmıştır. Abdülaziz, Avrupa hükümdarları gibi kendisine Hassa Alayı oluşturmuştur. Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye açılmıştır 1869. 1863’te Robert Koleji ve Merzifon Amerikan Koleji, 1864’te Saint Joseph Koleji açılmıştır. İlk kez yurt dışına gezi düzenlemiştir. Düstur adında dergi çıkarılmıştır Yeni hazırlanan kanunları bildirmek için. Süveyş Kanalı açılmıştır. Böylece Akdeniz limanları tekrar önem kazanmıştır. Küçük sanayi dallarını korumak için Islah-ı Sanayi Komisyonu kurulmuştur. İlk posta pulu bastırılmıştır. DİKKAT !!! Ceride-i Havadis ve Tasviri Efkâr yine Tanzimat Dönemi’nde çıkartılmış gazetelerdir. Dönemi 1876 – 1878 Meşrutiyeti ilan ettiren grup Genç Osmanlılardır. Temsilcileri Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi,Ayan Meclisi Mithat Paşa, Reşat Bey, Mehmet Bey, Refik Bey, Nuri Bey,Ayetullah Bey Genç Osmanlılar; Osmanlı tarihinde Batılı anlamda ilk özgürlük hareketini başlatan ve Avrupa’da eğitim alan gazeteci aydınlardır. I. Meşrutiyet’in İlan Edilme Nedenleri Genç Osmanlıların padişaha baskı yapması Azınlıkları yönetime katarak Osmanlı Devleti’nin dağılmasını engellemek. Avrupalı devletlerin Osmanlı’nın iç işlerine karışmasını önlemek. Milliyetçilik akımının ve Panslavist çabaların etkisini azaltmak. İstanbul Konferansı’nın Tersane Konferansı olumsuz etkilerini gidermek. Kanunuesasi -Osmanlı’da yaşayan herkes hiçbir ayrım yapılmaksızın Osmanlı vatandaşı sayılacaktır. -Devletin dini İslam, dili Türkçedir. -Yasama yetkisi Ayan ve Mebusan meclislerine aittir. -Hükümet padişaha karşı sorumludur. -Meclis açma ve kapama yetkisi padişaha aittir. -Yargı yetkisi bağımsız mahkemelere verilmiştir. Kanunuesasi’nin Önemi ve Özellikleri –Osmanlı tarihindeki ilk anayasadır. -Osmanlı’da halk ilk defa yönetime katılmıştır. -İkili meclis oluşturulmuştur Mebusan ve Âyan Meclisi Prusya ve Belçika anayasaları örnek alınarak hazırlanmıştır. Osmanlı’da parlamenter gelenek başlamıştır. Osmanlı’da ilk kez yönetim şekli değişmiştir. Bu dönemde “Osmanlıcılık” fikir akımı etkili olmuştur. Gayrimüslimler ilk kez merkezi yönetime katılmıştır. DÖNEMİ 1876-1908 -Orta Afrika’da İslamiyet’i yaymıştır. -Devletin dış politikası İslamcılık Ümmetçilik’tır. -Kız çocukları için Kız Meslek Lisesi idadi yapıldı. -Duyun-u Umumiye İdaresi kuruldu. -Hafiye teşkilatı kuruldu. -Jurnal adı verilen haberciler yetişmiştir. -Yönetim merkezi Yıldız Sarayıdır. -Telgraf mektebi kuruldu. -Hamidiye Alayları kuruldu.Doğudaki Ermeni İsyanları bastırılması için -1863 yılında kurulan Memleket Sandıkları 1888 yılında Ziraat Bankasına dönüştürüldü. -Muharrem Kararnamesi ile Osmanlı Devleti resmen iflas etti. –Tercüman-ı Hakikat adıyla yeni bir gazete çıkarıldı. -Sanay-i Nefise Mektebi Güzel Sanatlar Okulu Osman Hamdi Bey tarafından açılmıştır. -Reji idaresi kurulmuştur. DİKKAT !!! Osmanlı tarihinde sürgüne yollanan ilk padişah Dağılma Döneminde Ortaya Çıkan Fikir Akımları Osmancılık -Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan tüm halka din, dil,ırk ayrımı gözetmeksizin eşit hakların verilmesi ve devletin dağıtılmasını önlemektir. -Temsilcileri Namık Kemal, Şinasi ve Ziya Gökalp’dir. -II. Mahmut Osmancılık akımını başlatmıştır. İslamcılık Ümmetçilik -Tüm Müslümanların halifenin etrafında birleşmesi düşüncesidir. döneminde devletin resmi politası olarak benimsendi. Türkçülük Turancılık -Asya’da yaşayan tüm Türkleri Osmanlı padişahının altında birleştirmeyi amaçlamıştır. -Türkçülük fikrini destekleyenler ; Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Halide Edip ve Mehmet Emin Yurdakul’dur. Federalizm Ademi Merkeziyetçilik -Prens Sebahaddin tarafından hayata geçirilmeye çalışılmıştır. -Merkezi yönetimin azaltılıp yerel yönetimin güçlendirilmesine çalışılmıştır. Batıcılık -Lale devrinden beri uygulanan fikir akımıdır. -Süleyman Nazif ve Tevfik Fikret temsilcileridir. TARİH TÜM KONU ANLATIMI İÇİN TIKLAYINIZ. TARİH TÜM KONU TESTLERİ İÇİN TIKLAYINIZ.
19. Yüzyılda sadece Osmanlı Devleti için değil, tüm dünya için en belirleyici olay Fransız İhtilal’i ve buradan yayılan başta milliyetçilik olmak üzere demokrasi, hürriyet, eşitlik, adalet gibi fikirlerdir. Çok dilli, çok dinli ve farkı etnik kökenden gelen insanları bünyesinde toplayan bir imparatorluk olan Osmanlı, milliyetçilik fikrinin etkisi ile çözülme içerisine girecektir. Osmanlı Devleti daha önceki dönemlerde de toprak kaybetmiştir; ancak şimdi artık dağılma dönemidir. Bu yüzyılın en önemli özelliği Fransız İhtilali’ndan yayılan milliyetçilik fikrinin etkisi ile Osmanlı’da yaşayan Balkan uluslarının bağımsız olmak amacıyla sürekli isyan etmeleridir. Osmanlı devlet adamları bu isyanları önlemek için bir yandan milliyetçilik fikrine alternatif Osmanlıcılık, Batıcılık, İslamcılık gibi yeni fikirler bulup; diğer yandan bu fikirlerin etkisi ile Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Meşrutiyet gibi tarihinin en köklü ıslahatlarını yapacaktır. Osmanlı Devleti, bu yüzyılda artık iyice güçten düşmüştür. Kendi topraklarını kendi gücüyle koruyamadığı için denge politikası temel politika haline gelmiştir. Ekonomik açıdan da durum son derece kötüdür. Sanayi İnkılâbının etkileri, kapitülasyonlarla birleşerek Osmanlı ekonomisini yok etmiştir. Öte yandan, devletin içinde bulunduğu ekonomik durum, siyasi ve daha fazla ekonomik tavizi beraberinde getirmiştir. Bu tavizler de ekonominin daha da bozulmasına neden olmuştur. 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması ile başlayıp 1922 yılına kadar devam eden Dağılma ya da Yıkılma Döneminde, başlarında Osmanlı Devletinin güçsüzlüğünden yararlanmak isteyen Avrupa devletleri Osmanlı egemenliğinde yaşayan Hıristiyanların durumlarını iyileştirmesini bahane ederek Osmanlı’nın iç işlerine karışırlar. ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devletinin Avrupa topraklarından çıkarılması ve buraların paylaşımı ile İstanbul’u alarak yeniden Bizans İmparatorluğunun canlandırılması şekline dönüşür. Bu süreçte Rusya’nın kışkırtması ile Balkanlardaki Hıristiyan azınlıkların isyanlarının başlamasına neden olur. da ise Avrupa devletleri artık Osmanlı topraklarından pay alma yarışına girerler. Hatta o çok bilinen “Hasta Adam” tabiri, Rus Çarı 1. Nikola’nın İngiliz elçisi Sir Hamilton Seymour’a söylemesiyle ortaya çıkar. Rus Çarı İngiliz Büyükelçisine hitaben “Bakınız sayın büyükelçi ortada hasta bir adam var. Her an öldü ölecek. O ölmeden önce biz topraklarını paylaşmalıyız. Biz aramızda anlaşamadan ölürse korkarım büyük bir savaş çıkar.” der. İngiliz büyükelçi ise, o dönemde İngiltere, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasını ve Rusya’nın daha fazla güçlenmesini istemediği için “Sayın Çar, neden biz bu hastayı öldürmek yerine iyileştirmeyelim? ” diye sorar. Dağılma Dönemi padişahlarını sıralarsak II. Mahmud 1808 – 1839 Abdülmecid 1839 – 1861 Abdülaziz 1861 – 1876 V. Murad 30 Mayıs 1876 – 31 Ağustos 1876 II. Abdülhamid 1876 – 1909 Mehmed Reşad 1909 – 1918 Mehmed Vahdeddin 1918 – 1922 Athanasios Karantzoulas, II. Mahmud Portresi II. Mahmud Dönemi I. Abdülhamit ile cariyesi Nakşıdîl Sultan’ın oğlu olarak 20 Temmuz 1785’te Topkapı Sarayı’nda dünyaya gelir. Kişiliği ve zihniyeti, reformist kimliğiyle bilinen kuzeni III. Selim’in on sekiz yıllık saltanatında şekillenir. Devrinin önemli devlet ve sanat adamlarının gözetiminde eğitilen II. Mahmud şair, hattat ve müzisyen padişahlar arasında önemli bir yere sahiptir. II. Mahmud, Osmanlı tarihinin belki de en büyük ıslahatçısıdır. Neredeyse her alanda çok büyük ıslahatlar yapıyor, Osmanlı Devleti’ni tam anlamıyla bir dönüşüm içerisine sokuyor. O kadar fazla ve köklü ıslahat yapar ki; Osmanlı tebaası ona “gavur padişah” bile der. II. Mahmud’un yapılan tüm ıslahatların iki genel amacı vardır 1. Sarsılmış durumdaki merkezi otoriteyi yeniden tesis etmek 2. Her şeyi işlerliğini kaybetmiş ve çağın gerisinde kalmış Devlet teşkilatını yeniden düzenleyerek, işler hale getirmek. II. Mahmud’un Tuğrası III. Selim devri, Kabakçı Mustafa isyanı ile sona erer. İstanbul’da ortaya çıkan bu isyanı haber alan ve Nizam-ı Cedid yanlısı Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, kendi kuvvetleriyle harekete geçer. İstanbul’a gelerek isyanı bastırır. Bu arada isyancılar III. Selim’i öldürür. Bu yüzden yenilik taraftarı olarak bildiği II. Mahmud’u tahta çıkarır. Sultan’da, kendisini tahta çıkaran Alemdar Mustafa Paşayı sadrazam yapar. Anadolu ve Rumeli’deki ayanların hayli güçlendiğini ve başına buyruk hareket ettiğini düşünen II. Mahmud bu duruma son vermek ister. Alemdarın aracılığı ile ayanlar ile görüşülür ve 1808 yılında Sened-i ittifak imzalanır. Ayan 18 yüzyıldan itibaren İltizam ve Malikâne sistemleri ile Osmanlı Taşrasında giderek güçlenmiş ve devlet otoritesine rakip hale gelmiş yerel güçler. Senedi İttifak’a göre 1. Ayanlar, devletin eyaletlerden asker toplamasına yardım edecek. 2. Ayanlar bulundukları yerlerde devletin vergi toplamasına yardım edecek. 3. Ayanlar da devlet memurları gibi anlaşmaya uyacaklar. Uymayanlara karşı birlikte hareket edilecek. 4. Padişah ağır vergiler koymayacak, eşit ve adaletli vergi alacak. 5. İstanbul’daki yeniçeri ve diğer ocaklarda isyan çıktığında ayanlar emir beklemeksizin İstanbul’a gelerek isyanı önleyecekler. Bu belge ile ilk kez padişahın mutlak otoritesi sınırlandırılmış, Ayanların hakları ve varlığı tanınmıştır. Ancak Sened-i ittifakın imzalanmasında rol oynayan Alemdar Mustafa Paşa kısa bir süre sonra Eşkinci Ocağına tepki gösteren yeniçerilerin isyanı sonucu öldürülür. Ayanların gittikçe güçlenmesinden rahatsız olan II. Mahmut ayanları ortadan kaldırarak, sarsılmış ve sınırlandırılmış durumdaki merkezi otoriteyi tekrar güçlendirmeye çalışır. Bu dönemdeki Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı’ndan ayrılan özelliği; Senedi İttifak’ta hiçbir batılılaşma çabası, Fransız İhtilali etkisi, azınlık isyanı etkisi yoktur. II. Mahmud 1829 yılında gerçekleştirdiği kılık-kıyafet inkilabı sonrasında. Yönetim Alanında Yapılan Yenilikler Divan-ı Hümayun kaldırılır; yerine, Avrupalı devletlerde olduğu gibi Kabine Sistemi yani Nazırlıklar kuruldu. Buna göre Hümayun yerine Heyet-i Vükela, günümüzün Bakanlar Kurulu Hükümet, 2. Sadrazam yerine Başvekil, günümüzün Başkanı, 3. Sadaret Kethüdası yerine Dâhiliye Nazırı, günümüzün İçişleri Bakanı, 4. Reisülküttap yerine Hariciye Nazırı, günümüzün Dışişleri Bakanı, 5. Defterdar yerine Maliye Nazırı, günümüzün Maliye Bakanı, 6. Kazasker yerine Adliye Nazırı, günümüzün Adalet Bakanlığı oluşturulur. Polis teşkilatı, posta teşkilatı kurulur. Devlet memurları iç ve dış diye ikiye ayrılır. Dahiliye içişleri memuru Bürokrat, Hariciye dışişleri memuru Diplomat olarak adlandırılır. Memurlara pantolon, ceket ve fes giyme zorunluluğu getirilir. Memurlara maaş bağlanır zira eskiden Kalemiye sınıfı yaptıkları iş üzerinden harç alıyorlardı. Bu da rüşvet gibi sıkıntılara neden oluyordu. Köy ve mahallelerde muhtarlıklar oluşturulur. Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapılır sadece erkek nüfus sayılır. Yurt dışına çıkışlarda pasaport uygulaması başlar. İstanbul’a giriş çıkışlarda vize uygulaması başlar. Takvim-i Vekayi adlı ilk resmi gazete yayımlanır. Müsadere usulüne devletin, haksız kazançla zengin olmuş görevlilerin mallarına istediği zaman el koyabilmesi son verilir; böylece devlet memurlarının özel mülkiyet hakları güvence altına alınır. Askeri Alanda Yapılan Yenilikler Nizamı-ı Cedid benzeyen Eşkinci Ocağı kurulur ancak bir yeniçeri isyanı ile kaldırılır. Ardından Sekban-ı Cedit ocağını kurulur fakat yeniçeriler yine ayaklanır; onun için bu ocak da kapatılır. Halk bu ayaklanmalardan çok rahatsızdır. En sonunda 16 Haziran 1826’da, Yeniçeri Ocağı’nın topa tutularak yok edilmesi ve sağ kalanların ise idam edilmesi ile sonuçlanan Vaka-ı Hayriye denilen olay ile Yeniçeri Ocağı kaldırılır. Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kurulur. Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan Yenilikler Medrese eğitiminin yanında yeni anlayışla eğitim yapan okulların açılmasına öncelik verilir. İstanbul da kız ve erkek çocuklarına ilköğretim zoruna hale getirilir. İşlevini kaybeden Enderun’un yerine devlet adamlarını yetiştirmek amacıyla Mektep-i Maarif-i Adliye açılır. Tercüme odaları kurulur. İlk defa yurt dışına öğrenci gönderilir. Mekteb-i Tıbbiye Tıp Fakültesi, Mektebi Harbiye Harp Okulu, Mızıka-ı Hümayun Bando ve Mızıka Okulu, Mektep-i Ulum-u Edebiye ve Rüştiye adlı orta dereceli okullar açılır. Mızıka-ı Hümayun, 1900 Ekonomi Alanında Yapılan Yenilikler II. Mahmud ekonomi alanında bir takım yeni uygulamalar başlatır. Ticaret nezareti kurarak tarım ve ticaret işleri düzene sokar. Ayrıca açılan imalathane ve fabrikalarla ülke sanayisini canlandırmak ister. Yerli malı teşvik edilir, Feshane kurulur. Bakırköy de bez fabrikası açılır. Osmanlı tüccarlarının Avrupalı tüccarlar ile rekabet edebilmesi için gümrük vergilerine kolaylık sağlanır. Eugenio and Raffaele Fulgenzi, Portrait of Sultan Mahmud II, 1838 Bu dönemde Osmanlı devleti dışarıda Sırp, Yunan isyanları ile oldukça sıkıntılı bir süreç yaşar. Osmanlı Devleti’nde, Fransız ihtilali’nden etkilenerek, milliyetçilik fikrinin etkisi ile isyan eden ilk azınlık Sırplardır. Milliyetçilik hareketleri sonucu imtiyaz elde eden ilk toplum da Sırplar olur. 1812 tarihinde Ruslar ile yapılan Bükreş Antlaşması ile özerklik kazanırlar. II. Mahmud’un tahta geçtiğinde 1806 yılında başlayan Osmanlı-Rusya arasındaki savaş devam ediyordu. Rusya, Fransa arasında bazı sorunlar yaşanması; Osmanlı ordularının da yıllarca süren savaştan yorgun düşmesi nedeniyle iki devlet, 1812 yılında Bükreş Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalır. 1. Besarabya bölgesinin bırakıldığı Rusya, Eflak ve Boğdan’dan çekilecek. 2. Osmanlı, Bosna ve Eflak’tan 2 yıl vergi almayacak. 3. Osmanlı’ya karşı isyan çıkararak ayaklanan Sırplara kendi içlerinde özerklik verilecek. 4. Sırbistan’daki kaleler ve mühimmatlar Osmanlı kontrolünde olacak. 5. Osmanlı ve Rus gemileri Tuna Nehri’nde serbestçe dolaşabilecek. 6. Osmanlı tarafındaki Tuna ve Prut nehirleri kıyıları sınır kabul edilecek. 7. Anapa Kalesi, Kuban Irmağı’nn kuzeyinden Bzıb Irmağı’nın güneyine kadar iki ırmağın ağızları arasında kalan bölge ile Anapa Kalesi’ni de içine alacak şekilde uzanan Karadeniz kıyılarının kontrolü Osmanlı İmparatorluğu’na bırakılacak. 8. Bzıb Irmağının güneyinden Rioni Irmağına kadarı Karadeniz kıyılarının kontrolü Ruslara bırakılacak. Osmanlı donanmasının 1827 yılında Navarin’de yakılması ve Rusya’nın Osmanlı’ya ödemesi gereken savaş tazminatını ödememesi üzerine Osmanlı-Rus Savaşı kaçınılmaz olur. II. Mahmud, Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı yeni ordusuyla savaştan yenik ayrılır ve 1829 yılında Edirne Antlaşması imzalar. 1. Osmanlı, Yunanistan Krallığı’nın kurulmasını ve bağımsızlığını ilan etmesini kabul edecek. 2. Sırbistan’ın özerkliği genişletilerek Eflak-Boğdan’a özerklik verilecek. 3. Ruslar savaş sırasında işgal ettikleri ve aldıkları yerleri Osmanlı Devleti’ne teslim ederek geri çekilecek. 4. Rus ticaret gemilerine boğazlardan geçiş hakkı tanınacak ve bu gemiler boğazlardan rahat bir şekilde geçebilecek. 5. Osmanlı ile Rusya arasındaki sınır Prut Nehri olarak belirlenecek. 6. Osmanlı, Rusya’ya 3 taksit olarak savaş tazminatı vermeyi kabul edecek. 7. Ahıska, Anapa ve Poti gibi doğuda yer alan kalelerden bazıları Rusya’ya verilecekti. Auguste Couder, Kavalalı Mehmed Ali Paşa, 1841 Osmanlı Devleti, Yunan isyanını bastırma karşılığında Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’ya Mora ve Girit valiliğini vaat eder. Ancak Yunanistan bağımsız olunca Mora kaybedilir; bunun üzerine Kavalalı, Girit ve Suriye valiliği ister. İsteği kabul edilmeyince oğlu İbrahim Paşa’yı Suriye’ye yollar; Adana sonrada Kütahya da Osmanlı ordularını yenen İbrahim Paşa İstanbul’u ele geçirme planları yapamaya başlayınca zor durumda kalan Osmanlı Devleti; İngiltere ve Fransa’dan yardım ister. İngiltere olayı iç sorun olarak değerlendirdiği için, Fransa ise Kavalalı’yı desteklediği için yardım etmez. Yardım isteğini kabul eden Rusya donanmasını İstanbul’a gönderince, telaşa kapılan Avrupa devletleri, Mehmet Ali Paşa’yı zorlayarak 1833’de Kütahya Antlaşması’na razı ederler. Buna göre Mehmet Ali Paşa’ya Mısır valiliği yanında Girit ve Suriye valiliği verilir. Oğlu İbrahim Paşa’ya Adana ve Cidde valiliği verilir. Bu durum karşısında 14 Mayıs 1833’de Kavalalı ile Kütahya Antlaşması imzalanır. Mehmet Ali Paşa’ya Mısır valiliği yanında Girit ve Suriye valiliği, oğluna da Adana ve Cidde valiliği verilir. Ancak II. Mahmud hem Kavalalı’ya hem de Avrupa devletlerine güvenmediği için Rusya ile 1833 yılında Hünkar İskelesi Antlaşması’nı imzalar. 1. Osmanlı imparatorluğu ve Rusya arasında yeni bir dostluk temeli atılır, 8 yıl sürecek olan bir antlaşmadır. 2. Osmanlı imparatorluğu Rusya’dan yardım istediği durumlarda Rusya hem karadan hem de denizden Osmanlı İmparatorluğu’na destek verecektir. 3. Eğer Rusya devleti Osmanlı İmparatorluğu’ndan destek isterse Osmanlı İmparatorluğu bütün masrafları kendi hazinesini kullanarak karşılayacaktır. 4. Rusya devleti boğazlardan istediği gibi savaş zamanı dahi olsa geçebilecektir. Bu madde gizli bir madde olarak tartışılmaktadır. Boğazlar sorununun ortaya çıktığı bu antlaşma ile Osmanlının boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullandığı son antlaşmadır. David Wilkie, Kavalalı Mehmed Ali Paşa Abdülmecid Dönemi Sultan II. Mahmud ile Gürcü ya da Çerkez cariye Bezmiâlem Kadınefendi’nin oğludur. Küçük yaşta tahta çıkan 16 yaşında padişahların, uzun bir aradan sonra sonuncusudur. Babasının başlattığı köklü değişimleri devam ettiren Sultan Abdülmecid; birçok ilke imza atarken batıyı taklit eden reformlarıyla da eleştirilir. Fatih’ten beri kullanılan Topkapı Sarayı’nı terk edip; Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırarak, değişimi saraydan başlatır. 3 Kasım 1839 yılında Tanzimat Fermanı’nı ilan eder. Gülhane Parkı’nda okunduğu için Gülhane Hattı Hümayunu’da denir. Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanmış olan ferman ile başlatılan Tanzimat, Osmanlı modernleşmesi açısından yeni bir dönemi ifade etmektedir. Bu fermanın ilanı ile Osmanlı padişahı, kendi hak ve yetkilerini belirlenen yeni kurallara göre sınırlandırmayı kabul etmiş ve bunu yemin ederek onaylamıştır. Bu ferman ile amaçlanan, Osmanlı’da yaşayan herkesi eşitleştirmek; böylece gayrimüslimlerin devlete karşı isyan etmesini engellemektir. Maddeleri 1. Osmanlı’da yaşan herkesin can, mal, ırz ve namus güvencesi devlet garantisinde olacak. 2. Mahkemeler herkese açık olacak ve hiç kimse yargılanmadan cezalandırılmayacak. 3. Herkesten gelirine göre ve düzenli vergi alınacak. 4. Askerlik vatan görevi haline gelecek ve Osmanlı vatandaşı olan gayrimüslimler askere gidecek. 5. Herkes mal, mülk sahibi olacak bu malları istediği gibi satıp miras bırakabilecek. Böylelikle, kişilerin özel mülkiyet hakkı devlet güvencesi altına alınmıştır. 6. Müsadere usulü kalkacak. Padişah ve devlet adamları bu fermana uyacak. Mısır meselesinde Avrupalıların desteğini almak, Avrupa devletlerinin azınlık haklarını bahane ederek iç işlerimize karışmalarını engellemek için Tanzimat Fermanı, 1840 Londra konferansından önce ilan edilir. Ancak böyle olmadığı gibi daha fazla karışmalarına neden olur. Sultan Abdülmecid Fransız ressam Jean Portet veya Osmanlı ressamları Sebuh veya Ruben Manas tarafından yapılmıştır. Osmanlı Devleti’nin ekonomisi zirai ürünler ihraç eden ve buna karşılık mamul meta ve belirli gıda maddeleri satın alan bir ekonomi haline gelir bu yıllarda. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanı nedeniyle devlet ekonomik bakımdan zor bir dönem içerisine girer. Diğer taraftan hazinenin zarara maruz kalması mevzubahis olduğu için bu dönemde politik bazı eğilimler ekonomiyi de etkiler. Rus tehlikesine karşı Osmanlı Devleti, İngilizlerden yardım almak için 16 Ağustos 1838’de İngilizlerle Balta Limanı Ticaret Antlaşması’nı imzalar. Antlaşmaya göre Mısır meselesinde İngiltere’nin desteğini almak için İngiltere’ye verilmiş ticari ayrıcalıkları içerir. Bu antlaşma, iç gümrük duvarlarını yıkarak tüm Osmanlı ülkesini pazar haline dönüştürmüştür. Bu durum, Osmanlı ekonomisinin çöküşünü hazırlar, Osmanlıyı İngiltere’nin yarı sömürgesi haline getirir. Mustafa Reşit Paşa 1840 yılında, Kavalalı Mehmet Ali Paşa, İngiltere, Avusturya İmparatorluğu, Prusya ve Rusya ile Londra Antlaşması’nı imzalar. Antlaşmaya göre Mısır, Osmanlı’da kalacak fakat valiliği Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın, ondan sonra da, onun soyundan gelenlerin olacak. Suriye, Adana ve Girit Osmanlı yönetiminde kalacak. Böylece; Mısır özerk bir eyalet haline gelir. Mısır sorunun çözümünde Avrupa devletlerinin verdiği destek ayrıca Hünkâr İskelesi antlaşmasının süresinin dolması boğazlar konulu bir konferansın toplanmasına neden olur. Konferansın sonunda 1841 yılında Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanır. Sözleşmeye göre Boğazlar Osmanlı’da kalacak. Boğazlar barış zamanları tüm devletlerin savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacaktı. Böylece boğazlar ilk defa uluslararası statü kazanır. Ancak Osmanlı boğazlar ile ilgili tek başına karar verememiştir; bu yüzden, bu anlaşma ile Osmanlı’nın egemenlik hakları zedelenir. Bunun yanında Rusya’nın sıcak denizlere inmesi engellenmiş, İngiltere ve Fransa karlı çıkarken Rusya Hünkâr İskelesinde elde ettiği haklarını kaybetmiştir. Bu da, Kırım savaşına sebep olmuştur. David Wilkie, Portrait of Abdülmecid 1853-1856 yılları arasında Kırım Savaşı patlak verir. Nedenlerini sıralarsak Rusya’nın, Osmanlı’yı İngiltere ile paylaşma teklifini reddetmesi üzerine bunu tek başına yapmak istemesi; Rusya’nın Londra boğazlar sözleşmesi ile kaybettiği hakları geri kazanmak istemesi; Osmanlı’nın Kudüs ve çevresinin temsilcilik hakkını Katolik Fransa’ya vermesinin Rusya’yı rahatsız etmesi. Rusya’nın, Eflak ve Boğdan işgali ile Kırım Savaşı başlar. İngiltere ve Fransa Osmanlı’ya destek için boğazlara gelirler. Rusya, 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’nin çiğnendiğini iddia ederek Sinop’ta Osmanlı donanmasını yakar. Bu Osmanlının denizlerde uğradığı 4. felakettir. Bu durum üzerine İngiltere, Fransa, Piyemonte Osmanlı’nın yanında savaşa girerek Kırım’a asker çıkarır. Ayrıca Avusturya, Balkanlar üzerinden Rusya’ya saldırıya geçer. Rusya’nın barış istemesi üzerine 1856 yılında Paris Antlaşması imzalanır. Antlaşmaya göre Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayılacak ve Avrupa devletleri hukukundan yararlanacak. Osmanlı devleti toprak bütünlüğü Avrupa devletleri garantisi altında olacak; böylece Osmanlı ilk kez Avrupa devleti sayılmıştır. Karadeniz tarafsız bir deniz olacak. Osmanlı’da Rusya’da Karadeniz’de donanma bulundurmayacak. Rusya’nın sıcak denizlere inme hayali bir kez daha suya düşer. Boğazlar Londra sözleşmesine göre yönetilecek. Eflak ve Boğdan’a özerklik verilecek. Osmanlı Devleti bu savaş sırasında ilk kez İngiltere’den dış borç alır. Osmanlı Devleti Paris Konferansından hemen önce Islahat Fermanı’nı ilan ederek, Avrupalıların konferansta azınlık haklarını gündeme getirmesini, dolayısıyla iç işlerimize karışmalarını engellemek ister. Ancak buna engel olamadığı gibi, Islahat Fermanı, Paris Antlaşmasının metnine eklenerek fermanda vaat edilen hakların gözetimi Avrupalı devletlere verilmiş olur. Sultan Abdülmecid Sultan Abdülmecid, Tanzimat fermanı ile başlayan yenileşme hareketlerinin devamı getirmek; devletin dağılmasını engellemek için 18 Şubat 1856’da Islahat Fermanı’nı ilan eder. Fermanın Amacı; Osmanlı’da yaşayan Müslüman ve gayrimüslim tebaayı eşit hale getirmektir. Fermanın yayınlanmasında etkili olan dış sebepler ise Paris Konferansı’nda Osmanlı Devleti üzerindeki baskıları azaltmak, konferanstan olumlu sonuçlar almak. Balkanlardaki isyanların sona erdirmek. Avrupalı devletlerin, özellikle Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak azınlıkları kışkırtmasını engellemektir. Maddeleri olmayan halka din ve vicdan özgürlüğü sağlanacaktır. 2. Okul, kilise, hastane gibi binaların tamiri ve yeniden inşaası sağlanacaktır. 3. Hıristiyan ve Yahudi azınlığı küçük düşürücü sözler yasaklanmıştır. 4. Hıristiyan azınlıklara devlet memurluklarına ve çeşitli okullara girme imkânı verilmiştir. 5. Mahkemelerin açık yapılması, herkesin kendi dinine göre yemin etmesi, hapishanelerin ıslahı ve kanunların azınlıkların diline çevrilmesi kararlaştırılmıştır. 6. Vergiler herkesin gelirine göre alınacak, cizye vergisi ile iltizam usulü kaldırılacaktır. 7. Azınlıklara bedelli askerlik getirildi. 8. Hıristiyanlar da il genel meclisine üye olabilecekler. 9. Yabancılara da vergilerini vermek şartıyla mal, mülk sahibi olma imkânı verilmiştir. 1o. Gayrimüslimlere kendi banka, şirket, okullarını açma imkânı verilmiştir. Böylece gayrimüslimler, müslümanlarla eşit vatandaşlar haline getirildi. Osmanlıcılık düşüncesi doğrultusunda gayrimüslimlerin devlete olan bağlılıkları artırılmaya çalışıldı. Ancak gayrimüslimler tanınan hakları yeterli bulmadılar. Onlar, müslümanlarla eşit olmayı değil, bağımsız olmayı istiyorlardı. Müslüman halk ise gayrimüslimlere daha fazla hak tanınmasından rahatsızlık duydu. Üstelik Osmanlı Devleti Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmalarını da engelleyemedi. Rupen Manas, Portrait of Abdulmecid I, 1857 Sultan Abdülmecid döneminin diğer ıslahatlarını sıralarsak 1857’de Maarifi Umumiye Nezareti kuruldu Milli Eğitim Bakanlığı, Arazi kanunnamesi çıkarıldı, Darü’l muallimin erkek öğretmen okulu açıldı. Muhassıllıklar vergi tahsilinden sorumlu makam kuruldu, ceza, ticaret kanunları hazırlandı. Polis, posta ve jandarma teşkilatları kuruldu. Bankacılık faaliyetleri başladı. 1851’de Encümeni Daniş Bilim akademisi kuruldu. İstanbul’da ilk belediye teşkilatı ve il genel meclisleri kuruldu. Kafa kâğıdı denilen kimlikler çıkarıldı. Heybeliada’da Ruhban okulu açıldı. Şirketi Hayriye denizcilik işletmesi kuruldu; 1856’da ilk demiryolu İzmir-Aydın arasında kuruldu. İrlanda’daki kriz için para yardımı yapıldı. Kırım Savaşı sırasında, Edirne-Varna-Kırım arasında ilk telgraf hattı kuruldu. Şirketi Hayriye Jetonu Abdülaziz Dönemi Sultan II. Mahmud ile Kafkasyalı Şapsığ Çerkez kökenli Pertevniyal’in oğludur. Halk arasında Sultan Aziz olarak tanınır. Osmanlı Devleti’nin en buhranlı asrında tahta geçen Sultan Abdülaziz; yenilikleri sürdüreceğini bildirir. 1 Nisan 1868’de devlet yönetiminde köklü değişikliklere gidilir. Kuvvetler ayrılığı prensibi kabul edilir; mahkemeler bağımsız hale getirilir. Bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temeli olan Şûrâ-yı Devlet kurulur. Sultan Abdülaziz gittikçe şiddetlenen mali sıkıntı ve Balkanlarda peş peşe ayaklanmalara rağmen; yönetimdeki kontrolünü gevşetmek niyetinde değildir. Alınan sıkı tedbirler, devletin mali durumunu biraz düzelttiyse de; sonraki yıllarda saray masraflarının aşırıya kaçması ve Avrupa’dan alınan borçlarla yürütülen yenileşme çabaları, mali vaziyeti tam bir iflas noktasına getirir. Abdülaziz döneminde baş gösteren mali sıkıntının en önemli nedenlerinden biri yaptığı yeniliklerdir. 1863 yılında yerli üretimi canlandırmak ve modernleştirmek üzere Islah-ı Sanayi Komisyonu kurulur. Bu doğrultuda Hazine-i Hassa’dan esnafa düşük faizli kredi verilir. Abdülaziz tahta geçtikten sonra önceliği Rus tehdidine karşı ordu ve donanmanın yenilenmesine verdi. Silahlanmaya hem kendi tahsisatından hem de borçlanmalarla düzenlenen devlet bütçesinden milyonlarca lira harcadı. Satın alınan büyük çaplı toplarla Boğazlar ve sınır kaleleri tahkim edildi. Prusya’dan uzman subaylar getirtilerek 1866’da Harbiye Mektebi yeniden düzenlendi. Askerî Rüşdiyeler açıldı. Bugün Beyazıt’ta İstanbul Üniversitesi merkez kampüsü olarak kullanılan kompleks Seraskerlik olarak hizmete açıldı. Denizciliğin gelişmesi için Bahriye Nezareti kuruldu 1867. Donanmanın güçlenmesine çalışıldı. Avrupa’dan zırhlı gemiler alındı. Denizcilik eğitimine önem verildi. Bayındırlık ve askeri alanda yapılan yeniliklerini sıralarsak Tersane ve Tophane’nin modernleştirilmesi, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının Avrupa’dan alınan toplarla tahkim edilmesi, Taksim, Gümüşsuyu, Taşkışla kışlalarıyla; Mekteb-i Harbiye ve Seraskerlik binalarının inşa edilmesini sayabiliriz. Bunun yanında Feshane’nin genişletilmesi, Haydarpaşa-İzmit, İzmir-Aydın ve İstanbul’u Avrupa’ya bağlayan demiryollarının yapımı; telgraf şebekesinin genişletilmesi, dünyada ilk metrolardan biri olarak kabul edilen Karaköy-Beyoğlu tünelinin açılması, ilk atlı tramvayın hizmete sokulması, donanmanın yenilenip büyütülerek güçlendirilmesi ve modern askeri fabrikaların kurulması. Eğitim alanındaki yenilikler ise Mekteb-i Sultani Galatasaray Lisesi, Darülfünün İstanbul Üniversitesi, Dârülmuallimât kız öğretmen okulu, tıbbiye ve sanayi mektepleri gibi modern okulların açılması; eğitim sistemini yeniden teşkilatlandırmak üzere Maarifi Umumiye Nizamnamesi’nin kabul edilmesi sayılabilir. Türk matbuatının gelişmesi, özel gazete ve mecmuaların artan sıklıkta yayın hayatına başlaması, kahvehane ve tiyatro binalarının çoğalması; kulüp, suare ve baloların sosyal hayatta yaygınlaşması Abdülaziz döneminde gerçekleşir. Sultan Abdülaziz, 30 Mayıs 1876’da başta Serasker Hüseyin Avni Paşa olmak üzere diğer bazı Osmanlı bürokratlarının tertip ettikleri bir darbe ile tahttan indirilir. Abdülaziz’in tahttan indirildikten üç sonra yapılan resmi açıklamada, gözetim altında tutulduğu Topkapı Sarayı’nda intihar ettiği kamuoyuna duyurulur. Ölümü çokça tartışılan bir konu olarak tam anlamıyla açıklığa kavuşturulamaz. Sultan Abdülaziz V. Murad Sultan Abdülmecid ile Çerkez asıllı cariye Şevkefza Kadınefendi’nin oğludur. Osmanlı tahtında en kısa süre kalan padişahtır. 93 gün – 3 ay. Tahta çıkınca bu kadar yükü kaldıramayacağını bildiği için olsa gerek sinirleri alt üst olur. Tahttan inince Çırağan Sarayı’na yerleştirilen V. Murad’ın hastalığı sonradan iyileşir. Vaktini okumak ve torunlarını okutmakla geçirir. II. Abdülhamid Dönemi Sultan Abdülmecid ile Çerkez asıllı cariye Tirimüjgan Kadınefendi’nin oğludur. Sultan II. Abdülhamid hakkında bugüne kadar olumlu ve olumsuz olarak pek çok şey söylenir ve yazılır. Onun için kimileri çok olumlu kimileri ise çok olumsuz şeyler yazmıştır. II. Abdülhamid II. Abdülhamid tahta çıktıktan sonra Osmanlı dış politikasında çok zor bir döneme girilir. Yeni Osmanlıların Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Paşa, Agah Efendi baskısıyla II. Abdülhamid, 23 Aralık 1876’da, I. Meşrutiyet’i ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve son anayasası Kanun-i Esasi’yi ilan eder. I. Meşrutiyet, hem Avrupa devletlerinin baskısı hem de çökmekte olan Osmanlı Devleti’nin yenilenmesi ve yaşatılması amacıyla ilan edilmiştir. Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk meclis ise 19 Mart 1877’de açılır. Osmanlının balkanlardaki eyaletlerinin yönetim şeklinin düzenlenmesini isteyen Avrupa devletlerinin yaptığı İstanbul Tersane Konferansı’nın toplandığı gün, Osmanlı Devleti Meşrutiyeti ilan eder. Avrupalı devletlere “konferansın toplanmasına gerek yok; Azınlık haklarını sizin korumanıza da gerek yok. Çünkü biz Meşruti yönetime geçtik. Yani artık Osmanlı topraklarında yaşayan herkes temsil edilecek, herkes kendi hakkını koruyabilir.” demeye çalışmışlardı. Meşrutiyetin ilanı ile Osmanlı Devleti’nin yönetim şekli rejimi değişir. Mutlak monarşiden meşruti monarşiye geçilir. Tarihimizde ilk kez halk sınırlı da olsa Padişahın yanında yönetime katılmıştır. Sadrazam Mithat Paşa başkanlığındaki bir heyet tarafından tarihimizin ilk Anayasası olan Kanun-i Esasi hazırlanır. Böylece tarihimizde ilk kez Anayasal düzene geçilir. Yani bundan sonra Padişah, devleti istediği gibi değil, Anayasanın kendisine çizdiği sınırlar içerisinde yönetecektir. Yasama gücünün kullanımı iki meclise verilir. Meclis-i Mebusan Üyeleri halk tarafından, 4 yıllığına seçilen mebuslardan milletvekili oluşan meclistir. Meclis-i Ayan Üyeleri, Padişah tarafından, ömür boyu seçilen ayanlardan bürokrat oluşan meclistir. II. Abdülhamid İstanbul Tersane Konferansı’nda alınan Sırbistan ve Karadağ’a bağımsızlık verilmesi, Bulgaristan ve Bosna-Hersek’e özerklik verilecek olmasını Osmanlı Devleti kabul etmez. Bunun üzerine 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı 93 harbi başlar. Osmanlı-Rus savaşını bahane gösteren Sultan; 1877 yılında Kanun-i Esasi’yi yürürlükten kaldırır; böylelikle I. Meşrutiyet sona erer. Plevne’de Gazi Osman Paşa’nın destansı savunması ve Doğu Anadolu’da Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın bazı başarıları dışında Osmanlı ordusu Rus ordusu karşısında tutunamaz. Rus ordusu Ayastefanos’a Yeşilköy kadar gelir; İstanbul düşmek üzeredir, barış yapmak zorunludur. 3 Mart 1878’de Ayastefanos Antlaşması imzalanır. Bu antlaşma ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlıklarını elde eder. Tuna boylarından Akdeniz bölgesine kadar ise büyük bir Bulgaristan Prensliği kurulur. Osmanlı Devleti’nin ise Avrupa’da Trakya, Bosna Hersek ve Arnavutluk toprakları kalır. Ayastefanos Antlaşması ile birlikte Rusya, Balkanlar’da egemen bir hale gelir. Ancak Ayastefanos Antlaşması imzalansa da uygulanmaz. Ayastefanos Antlaşması’nın imzalandığı konak Rusya’nın, Osmanlı Devleti üzerinde hakim bir duruma gelmesi, Avrupa devletlerini, bilhassa İngiltere’yi harekete geçirir. Rusya, Avusturya-Macaristan, Almanya, Fransa ve İtalya ve İngiltere ile 13 Temmuz 1878 yılında Berlin Antlaşması imzalanır. Antlaşmaya göre 1. Bulgaristan üçe ayrılacak, asıl Bulgaristan Osmanlı’ya bağlı bir prenslik olacak. Doğu Rumeli ve Makedonya Osmanlılarda kalacak. Ayastefanos Antlaşması ile Berlin Antlaşması arasındaki en büyük fark bu maddede olur. Çünkü İngiltere, Büyük Bulgar Krallığının kurulmasını engelleyerek; Rusların Bulgaristan üzerinden sıcak denizlere inmesini engellemiş olur. 2 Kars, Ardahan, Batum Rusya’ya verilecek, Doğubayazıt Osmanlılarda kalacak. 3 Bosna ve Hersek Osmanlı toprağı sayılacak. Ancak yönetimi geçici olarak Avusturya’ya verilecek. 4 Ermenilerin yaşadığı yerlerde ve Girit’te ıslahat yapılacak. 5 Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş tazminatı verecek. 6 Sırbistan, Karadağ ve Romanya tam bağımsız olacak. İngiltere’nin bu antlaşmada Osmanlı topraklarının parçalanmasına izin vermesi 19. yüzyıl boyunca uyguladığı Osmanlı topraklarını koruma politikasını terk etmesi anlamına gelir. Hatta Berlin konferansından önce bir oldu bitti ile Kıbrıs’ı da işgal eder. Osmanlı Devleti ise konferansta İngiltere’nin desteğini kaybetme endişesiyle buna ses çıkarmaz. Günümüzde İstanbul Erkek Lisesi olan Düyûn-ı Umûmiye Binası II. Abdülhamid, Mebusan Meclisi’ni feshettikten sonra planladığı mali politikasını geliştirmek için imkan bulur. Padişah kendi geliştirdiği, içinde çok önem verdiği mali konuların bulunduğu Osmanlı mali sisteminin hemen tamamını kapsayan programını, 1879 yılı başlarından itibaren uygulamaya başlar. 1881 yılında Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını denetleyen ve 7 üyesinin sadece 2’si Türk diğerleri Avrupa Devletlerinden oluşan Düyûn-ı Umûmiye İdaresi kurulur. Ne yazık ki bu kurum, Osmanlı mali kaynaklarının önemli bir bölümünü doğrudan denetleyecek ve sağladığı gelirleri Avrupa ülkelerine aktaracak ve merkezi hükümetin bağımsız kararlar almasının da önünü tıkayacaktır. II. Abdülhamid döneminde, devlet siyasetinde özellikle eğitim, sağlık ve kültürel alanlarda değişim yoğun olarak yaşanır. Döneminde yapılan ilk kız okulları, Etfal Hastanesi, Darüşşafaka, Darülaceze gibi kurumlar, Avrupa’da görülen sosyal politika uygulamaları örnek alınarak oluşturulur. 24 Temmuz 1908’de İttihat ve Terakki’nin baskıları ve ayaklanmaları karşısında II. Meşrutiyet ilan edip, Kanun-i Esasi’yi yeniden yürürlüğe koyar. II. Meşrutiyet çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğunu kurtarmak amacıyla ve uzun süren bir baskı dönemine tepki olarak ilan edilir. II. Abdülhamid 31 Mart Ayaklanması sonrasında; ayaklanmanın bastırılmasında etkin rol oynamadığı; hatta onlarla birlikte olduğu iddiaları ile 27 Nisan 1909 tarihinde tahttan indirilir. II. Abdülhamid tahtan indirildikten sonra üç buçuk sene Selanik Alatini Köşkü’nde gözaltında tutulur. Balkan Savaşları sırasında İstanbul Beylerbeyi Sarayı’na nakledilerek burada gözaltı süreci devam eder; 10 Şubat 1918 tarihinde İstanbul’da vefat eder. Sultan V. Mehmed Reşad Sultan V. Mehmed Reşad Dönemi Sultan Abdülmecid ile Çerkez cariye Gülcemal Kadınefendi’nin oğludur. Annesinin Sofia adında ve Arnavut asıllı olduğunu yazan kaynaklarda vardır. Sultan V. Mehmed Reşad tahta çıktığında 65 yaşındadır. Jön Türkler’in tercih ettiği bir padişah değildir. V. Murad sonra Yusuf İzzeddin Efendi tercih edilir; fakat sağlık problemleri nedeniyle tek aday olarak kalır. Sultan Reşad, Sultan II. Abdülhamid’in padişahlığı sırasında hapis hayatı yaşadığı için devlet işlerinde tecrübe edinemez; zaten yumuşak huylu ve zayıf iradelidir. Bu nedenlerle padişahlığı sırasında devlet yönetimi daha çok İttihat ve Terakki Partisi’nin genç ve dinamik ileri gelenlerinden Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa’nın elinde kalır. İttihat ve Terakki’nin yönettiği saltanat yılları halk arasında; Sultan Reşad Zamanı, Devr-i Meşrutiyet, Hürriyet olarak anılmıştır. Reşat Altınını piyasaya süren; zırhlılara, gemilere, köy ve kasabalara Reşadiye adını veren İttihat ve Terakki Fırkası liderleri, kapalı kapılar ardında padişahın bunaklığından söz ederler. V. Mehmed’in ilk saltanat günlerinde adi suçluların ve özellikle 31 Mart Olayı ile ilişkili ve İttihat ve Terakki Partisi aleyhtarı siyasi suçluların kentin meydanlarında asılmalarına onay vermeyeceğini mabeyn üyelerine ısrarla bildirmesine rağmen; İttihat ve Terakki’nin ısrarlarına karşı gelemeyip bunlara onay vermek zorunda kalır. Şehir halkı meydanlarda kurulan darağaçlarına asılan suçluların cesetleri İstanbul’da olağan görüntüler haline gelir. Mehmed Reşad saltanat döneminde, çok sayıda kanun, kararname ve irade-i seniyye hiçbir itiraz şerhini koymadan; hatta farkına varmaksızın onay verir. Enver Paşa Padişah olarak ilk icraatları ikamet ettiği sarayı ve cuma alaylarını değiştirilmesi olur. Abdülhamid’in ikamet sarayı olan Yıldız Sarayı’ndan ayrılır ve Dolmabahçe Sarayı’na yerleşir. Haftalık cuma alayı semtin değişik camilerinde yapılmaya başlar; bu nedenle Abdülhamid döneminde kullanılmaması nedeniyle çürüyen landolar ve saltanat arabaları onarılır. Şehir yollarına alışık yeni atlar satın alınır; seyis ve arabacılara yeni sırmalı üniformalar hazırlanır. Alman hayranlığının zirvede olduğu yıllardır. Hatta V. Mehmed’in bıyıkları bile etkilenir bundan; Wilhelm kâri bıyık erkeklerin simgesi olur. Sultan V. Mehmed Reşad’ın saltanatının ilk yıllarında; Doğu Anadolu’da, Balkanlar’da çeşitli karışıklıklar çıkar. Sultan Reşad bu karışıklıkları önlemek için Rumeli’ye gider. 1911-192’de Trablusgarp Savaşı’nda, içlerinde Atatürk’ün, Enver Paşa’nın da bulunduğu genç subayların başarılı direnişleriyle İtalyanlara karşı başarı elde edilse de; Balkan Savaşı’nın başlamasıyla bu yetenekli subaylar İstanbul’a çağrılır. Sonunda, İtalyanlarla Uşi Antlaşması 1912 imzalanır. Antlaşmaya göre Trablusgarp ve Bingazi İtalyanlara bırakılır. 12 ada ise, Balkan Savaşları sonunda Osmanlı Devleti’ne geri verilecekti; ancak İtalyanlar sözlerinde durmazlar ve böylece Ege’deki Türk egemenliği de sarsılmaya başlar. Atatürk, Trablusgarp 8 Ekim 1912’de yaşanan I. Balkan Savaşı sonunda, Osmanlı Devleti Makedonya’yı, Batı Trakya’yı, Edirne’yi, İtalyan işgali dışında kalan Ege adalarını kaybeder; 30 Mayıs 1913 yılında, Balkan Savaşı’nı kaybetmesi nedeniyle Bulgaristan Krallığı ile Londra Antlaşmasını imzalamak zorunda kalır. Bu antlaşma ile; Ege adalarının geleceğinin belirlenmesi Arnavutluk sınırlarının çizilmesi büyük devletlere bırakılır. Girit hukuken Yunanistan’a bırakılır, Midye-Enez hattının batısında kalan topraklarda Balkan Devletlerine bırakılır, Edirne Bulgaristan’da kalır. Balkan Savaşları’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı bozgunun ardından; 22 Ocak 1913 günü Meclis toplanır ve Balkan devletleri ile nasıl bir anlaşma yapılması gerektiği konusu tartışılır. Bu toplantıdan bir an önce barış anlaşmasının imzalanması kararı çıkar. Hükümete muhalif olan ve Bulgar kuşatması altında bulunan Edirne kentinin barış müzakereleri döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin tertiplediği ve başrolde de Enver Paşa’nın bulunduğu bir girişim neticesinde Kâmil Paşa kabinesi kanlı bir şekilde devrilir. Bâb-ı Âli Baskını olarak tarihe geçen bu olayın ardından 23 Ocak 1913 Perşembe günü Mahmut Şevket Paşa, Sadrazamlık makamına getirilir. İttihat ve Terakki Partisi artık siyasi olarak bütün kontrolü ele geçirir. Bu askeri darbe Kâmil Paşa’nın istifası ve Nâzım Paşa’nın öldürülmesi ile sonuçlanır. İttihatçı fikirlere sahip bir grup genç subayın yaptıkları bu operasyon sonucunda İttihat ve Terakki’nin diktası tam anlamıyla başlar. Bu baskınından sonra artık Sultan V. Mehmed Reşad devlet yönetimindeki bütün denetimini yitirir. Sultan Mehmed Reşad Birinci Balkan Savaşı sonrası, oluşan sınırlar yüzünden tüm devletler rahatsızdır; toprak paylaşımının adaletsiz ve taraflı olduğunu, Bulgaristan’ın hak ettiğinden daha fazla toprak aldığını düşünürler. Bu savaşın, tek hedefi Bulgaristan’dır. Böylece Yunanistan, Romanya, Karadağ, Arnavutluk birlik olunca, Bulgaristan ağır bir yenilgi alır. Bunu fırsat bilen Enver Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, 21 Temmuz 1913 tarihinde Edirne’ye girer. Tek kurşun atmadan, Edirne, Kırklareli ve Dimetoka geri alınır. II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan antlaşmalar arasında, en zararlı çıkılan Yunanistan ile imzalanan 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması olur. Antlaşmaya göre Selanik ve Yanya Yunanistan’a verilir. Osmanlı, Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu kabul eder. Yunanistan’da yaşayan Türklere azınlık hakları verilir. İttihat ve Terakki liderlerinin özellikle de; Enver Paşa’nın etkisiyle devlet hiç hazır olmadığı Birinci Dünya Savaşı’na girer. Sultan Reşad, Birinci Dünya Savaşının sonucunu göremeden 3 Temmuz 1918 tarihinde vefat eder. Sultan VI. Mehmed Vahdettin Sultan VI. Mehmed Vahdettin Dönemi Sultan Abdülmecid ile Çerkez asıllı cariye, Gülüstü Kadınefendi’nin oğludur. Sultan V. Mehmed Reşad tahta çıktığında Abdülaziz’in oğlu Yusuf İzzettin veliaht olur. Kendisinden 6 ay büyük kardeşi Şehzade Süleyman’ın o yıl ölmesiyle Vahdettin tahtın ikinci varisi olur. Yusuf İzzettin intihar edince Vahdettin veliaht olur. Vahdettin tahta çıktığı sıralarda, Birinci Dünya Savaşı hemen her cephede Osmanlı ordularının yenik düşmesiyle bitmek üzereydi. Saltanatının daha dördüncü ayını bile doldurmadan zor duruma düşen Sultan, zaman kazanmaya çalışır. Devletin içinde bulunduğu durumdan kurtulabilmesinin ancak İngiltere ve Fransa’nın kazanılmasıyla mümkün olabileceğine inandığından İngiliz dostluğu ve Fransız yakınlığı politikasını benimser. I. Dünya Savaşı’nın sonlarında ortaya çıkan şartlar, müttefiklerinin durumu, mali sıkıntılar, Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz cephelerindeki başarısızlık ile birlikte; Trakya üzerinden İstanbul’a yönelik bir harekat ihtimali karşısında Osmanlı yöneticileri mütareke istemekten başka çıkar yol bulamazlar. İtilaf Devletleriyle 30 Ekim 1918 tarihinde, Osmanlı devletini fiilen bitiren Mondros Mütarekesi’ni imzalarlar. Antlaşmaya göre Boğazlar tüm devletlere açık olacak ve İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek, bütün haberleşme-ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletleri’nin kontrolüne verilecek, güvenliği sağlayacak askerden fazlası terhis edilecek, Osmanlı savaş gemileri derhal teslim edilecek ve gösterilecek olan Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacak, İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktı. 13 Kasım 1918’de İstanbul, İtilaf Devletlerince işgal edilir. İstanbul’da, işgal ya da mütareke dönemi denen 4 yıllık acı dolu günler başlar. Bütün bu gelişmeler karşısında hiç bir varlık gösteremeyen Vahdettin, Meclis-i Mebusan’da görünür ve 21 Aralık 1918’de meclis fes edilir. İzmir başta olmak üzere Ege bölgesinde işgaller başlar. 16 Mayıs 1919’da, Mustafa Kemal Paşa padişahla görüşüp Bandırma Vapuruyla Milli Mücadele’nin başladığı nokta olan Samsun’a hareket eder. Vahdettin, Şura-yı Saltanatı toplar; birtakım kararlar alır ama bunların uygulanması imkansızdır. İşgalleri protesto amacıyla Fatih, Sultanahmet, Üsküdar, Kadıköy’de mitingler yapılır. Vahdettin’e en çok zarar veren kişilerden biri olan kayınbiraderi Damat Ferit Paşa; Anadolu’da başlayan Kuvayı Milliye hareketine karşı Kuvayı İnzibatiye hareketini oluşturur. 10 Ocak 1920’de Meclis-i Mebusan toplanır; Rauf Orbay, saltanat hükümetiyle temaslarda bulunur. Devlet yönetiminde artık iki başlı bir durum söz konusudur İstanbul Hükümeti ve Atatürk önderliğinde Milli Mücadele Hareketi. 11 Nisan 1920’de Sultan Vahdettin Meclis-i Mebusan’ı kapatır. Dağılan meclis üyelerinin birçoğu Ankara’ya giderek, 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’ye katılırlar. Sadrazam Damat Ferit Paşa 22 Temmuz 1920’de, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Belçika, Ermenistan, Yunanistan, Polonya, Hicaz, Romanya, Çekoslovakya ve Sırp-Hırvat-Sloven Devleti ile Sevr Antlaşmasını imzalar. Misak-ı Milli’ye aykırı olması ve Türk milletinin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıran bir anlaşma olması nedeniyle TBMM tarafından tanınmaz ve hiç uygulanmaz. Atatürk bir yıldız gibi parlar ve Milli Mücadele hareketi ile bağımsızlığımızı kazanırız. Milli Mücadele’nin kazanılmasının ardından hayatını tehlikede gören Sultan Vahdettin, İngilizlere sığınır. Sığınma talebini kabul eden İngilizler önce onu Malta’ya götürür ancak burada fazla kalamayan Vahdettin; Hicaz Kralı’nın daveti üzerine Mekke’ye gider. Bu arada İngilizler onun halife sıfatından faydalanmayı düşünmüşlerse de; bu hususta ciddi teşebbüslerde bulunmazlar. Hicaz’ın havasına alışamayan son sultan bu kez vefatına kadar ikamet edeceği San Remo’ya gider; 16 Mayıs 1926’da orada vefat eder. Kaynak Osmanlı Tarihi 1789-1908, Tanzimat Dönemi Ve Osmanlı İmparatorluğunda Değişen Yönetim Anlayışı, Atatürk İlkeleri Ve İnkilap Tarihi I, 19. Yüzyılda Osmanlı Devşeti Dağılma Dönemi
19 yy padişahları ve ıslahatları