Allahın rızasını kazanmak ahiret hayatını kazanmak için bir vesile olduğu gibi, aynı zamanda insana mutluluk ve huzur verecek yegane yoldur. Allah’ın şanını gerektiği gibi tanıyıp takdir edemeyerek insanların rızasını arayanlar ya da benzeri boş hedeflere kapılanlar, gerçek anlamda hiçbir zaman tatmin bulamaz ve Ömerra) onu dövmek için birkaç sopa hazırladı. Ömer: “Sen kimsin?” diye sordu. Adam: “Ben Allah’ın kulu Sabîg’im” dedi. Ömer, sopalardan birini alıp: “Ben de Allah’ın kulu Ömer!” diyerek vurdu. Başı kanayıncaya kadar ona vurmaya devam etti. Sonunda adam dedi ki: “Ey mü’minlerin emîri, n’olur yeter! Kimde Allah’ın gücenmesini göze alarak (Allah gücense bile) insanların rızasını gözetirse, Allah, onu insanlar(ın insafın)a bırakır." (Tirmizi, Zühd, 64; Kenzu’l-Ummal, h. no: 43034) Bu hadiste, her şeyin Allah’ın elinde bulunduğuna, A Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır. B) Yıl içinde herhangi bir zamanda yapılabilir. C) Şartları uygun olan her Müslümana farzdır. D) Belirli görevler, belirli mekânlarda yerine getirilir. 16. Nasrettin Hoca, ceviz ağacının altında uzanmış dinleniyordu. Bir bal kabaklarına baktı, bir de koca ceviz ağacındaki AyınSohbeti: Gençken Oruç Tutmak. Ramazan-ı şerif, ayların en faziletlisidir. Oruç ayıdır. Kur’an ayıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in inişi bu ayda başlamıştır. Ramazan ayı Allah Teâlâ’ya itaat ve ibadet, iyilik ve ihsan, mağfiret, rahmet ve ilâhî rızâya ulaşma ayıdır. Ramazan-ı İyilikyapmanın yollarının çokluğu ile iyiliğe teşvik eden ayet ve hadisler “Her ne hayır işlerseniz, Allah onu mutlaka bilir.”. Bakara sûresi (2), 215. “Ne iyilik ederseniz Allah onu bilir.”. Bakara sûresi (2), 197. Bu iki âyet, yapılacak herhangi bir hayır ve iyiliğin asla meçhul kalmayacağını, onların Allah WbIPvUW. Yeni Camii, Malatya merkezin orta yerinde, Hükümet Konağı’nı tam karşıdan gören bir noktada 1894 yılında bir deprem sırasında yıkılan Hacı Yusuf Taş Cami’nin yerine inşaa yılında tamamlanan Yeni Camii, tamamen kesme taştan yapılmış son Osmanlı örneklerinden biridir. Eski camiden günümüze sadece yarım bir minaresi kalan bu güzel camimizin, diğer bir adı ise Malatya ağzında “Teze Camii” olarak da yaygın bir kullanıma Camii bugünlerde, haftada dört gün akademisyenleri ağırlıyor. Pazartesi günleri Doç. Dr. Abdurrahman Ateş’in tefsir dersleri ile haftaya başlayan camii, salı günleri araştırma görevlisi Fetullah Zengin’in siyer dersleriyle devam ediyor. Perşembe günü öğretim görevlisi Selahattin Yıldırım tarafından hadis dersleri veriliyor. Cumartesi günü ise, Yrd. Doç. Dr. Sabri Türkmen’in fıkıh dersleriyle haftayı tefsir dersi varBugün yatsı namazından sonra Doç. Dr. Abdurrahman Ateş’in tefsir dersi var. Namazı da kıldıran Abdurrahman Hoca’nın kıraatı son derece güzel. Manevi atmosferi yüksek olan bir camiide, kıraatı güzel bir imam ile namaz kılmak gerçekten çok hoş. Huşu içinde kılınan bir namazdan sonra derse başlayan Abdurrahman Hoca, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Hoca, Bakara Suresi 78 ve 79. ayetlerin tefsirini vermeye başlıyor. “Bunların bir de ümmî takımı vardır; Kitab’ı Tevrat’ı bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, Bu, Allah’ın katındandır!’ derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!”İsrailoğulları’ndan bahseden 78. Ayet, onların dinlerinden habersiz olan ümmiler olduğunu belirtir. Ayette geçen ümmi kelimesi burada okuma yazma bilmeyen anlamından ziyade, Kitab’ı ve peygamberi bildiği halde kuruntularını, heva ve heveslerini hayat standardı haline getiren kimseler anlamındadır. Yahudilerin durumları örnek verilerek, biz Müslümanların bu hatalara düşmemesi öğütlenir. “Bu ayetler her ne kadar İsrailoğulları’ndan bahsetse de, Kur’an biz Müslümanlara indirildiğine göre, bu ayetlerin muhatabı da biz Müslümanlardır,” diyor Abdurrahman ayet ise, “Dini meslek haline getirenler ki, İslam’da din adamı diye bir şey söz konusu değil, her kim var ise onları kapsamaktadır. Dinden şu ya da bu şekilde nemalanan kimler ise, onların durumları bu ayette, Vay onların haline!’ denilerek açıkça dile getirilmekte. Özellikle medya üzerinden menfaat sağlamaya çalışan, bu işi ticarete dökmüş din adamlarımıza bir Müslüman olarak hakkımı helal etmiyorum!” diyor Abdurrahman Hoca... İşte bu din adamları, bu ayetlerin muhataplarıdır. Din menfaat edinmek için öğrenilmez ya da etraftan saygı görmek için öğrenilmez. Din sadece ve sadece, Allah’ın rızasını kazanmak için mezarlıklardan kurtarmalıyızMezarlıklarda gece gündüz okunan Kur’an, bazen Nur Suresi’ne de denk geliyor. Kadınlardan, miras hukukundan bahseden bu ayetler, ölüler için ne anlam ifade ediyor acaba? Ama biz Müslümalar olarak, maalesef Kur’an’ı taziye çadırlarına ve mezarlıklara hapsettik. Düşünün, Kur’an sayfalarından birkaçının yerde uçuştuğunu görsek; en Müslüman’ından, en münafığına kadar, bu duruma rıza göstermez, hemen o sayfaları yerden kaldırır, saygıda kusur etmeyiz. Ama bu sayfalar bize ne emrediyor acaba, bunun farkında mıyız?Abdurrahman Hoca, “İşte bizim çabamız bu noktada Kur’an’ın anlaşılması içindir. Kuran’ı ihtiyaç haline getirmek zorundayız. Eğer ihtiyaç haline getirebilirsek, işte o zaman Kur’an’ı anlamaya başlarız. Kur’an’ı mezarlıklardan, taziye çadırlarından kurtarıp, yaşayanlara ulaştırmak zorundayız!” diye yapabiliriz?“Bu devirde hiç kimse Kur’an’ı anlamamak adına hiçbir mazeret üretemez. Bu yaştan sonra Arapça öğrenmeye de gerek yok. Gidin bir kitapçıya ve bir meal alın, haftada bir ayet öğrenseniz yılda elli iki ayet eder. Yıllarca hiçbir faydası olmayan o kadar şey öğrendik ki; Everest Tepesi’nin yüksekliği, Amazon Nehri’nin uzunluğu gibi... Bari bundan sonra Kur’an’ı anlamak adına bir şeyler yapalım,” diyerek bu güzel sohbete haftaya devam etmek üzere noktayı koyuyor Abdurrahman Hoca...Çoğu zaman annem, rahmetli dedemin Kur’an okuduğu için sorguya çekildiğini anlatırdı. Bu memleket Kur’an okumanın yasak olduğu bir dönemden, camide haftanın dört günü, hem de akademisyenler tarafından ders verilen bir noktaya gelmiş. Camileri hıncahınç doldurmuyorsak da, Kur’an’ı yeteri kadar anlamaya gayret etmiyorsak da, geldiğimiz nokta çok önemli bence...Başta Malatya Müftülüğü olmak üzere, tüm emeği geçenlere, buradan teşekkür etmek istiyorum. Allah hepsinden razı olsun...Şakir Gönülce yazdı Allah’ın Rızasını Nasıl Kazanırız Allah’ın Rızası ve Sevgisini Hissederek Yapamıyorsak Cahilden farkımız Yok Allah’ın bize emrettiği ibadetleri namaz, oruç, abdest gibi ibadetleri eğer Allah’ın rızası ve sevgisini hissederek yapamıyorsak cahilden farkımız yok… Yatan alim deyince aklıma da Hani ayette geçiyor ya Gerçek Müminler, Yatarken, ayaktayken uyurken dahi Allah’ı zikir halindedirler. Sebebi ise Aklen kalben ve ruhen Daima Allah’ı müşahede ederler. Allah ayetlerinde onlar namazı huşu içinde ve derin şekilde kılarlar, diyor Bizler namaz kılarken halimiz, Söz meclisten dışarı Tavuğun yem yemesi gibi kılınmasına benziyor fakat Secde anlarımız Bizlerin Allah ile buluştuğumuz anlarıdır. O yüzden cahilce, bilmeden Umursamadan Yapılan her ibadet insana bereket kazandırmaz. Söyle düşünürsek; Normal hayatımızda Aman dediğimiz, hesaba almadığımız insanlar oluyor Karşımızdakine saygı göstermediğimiz Her davranışımız karşıya ayni şekilde yansır. Ayna gibi Allah’a olan ibadette böyledir. Biz samimi ve ihlasla teslimiyetle yaptığımız her ibadetin Mükafatını Hem bu dünyada hem de ahiret de alırız İnşaAllah Her kapı samimiyete çıkıyor, teslimiyete dayanıyor Ne zaman ki Allah’a teslim olduk O zaman korku yok bizlere imtihanlarımız kolaylaşır. Korku şüphe Şeytanın verdiği bir vesvese O aralıkta da nefis devreye giriyor birde hayat yaşantımız daha akıcı daha duru oluyor değil mi? Akil mat oluyor su güzelliğe bak, Elhamdülillah. Bir de Sabır dediğimiz olay var işte o güzelliği hissettiğimiz vakit Rabb’im kula Sabrı da öğretiyor. Nefsin o çirkin halleri senden bir bir alınıyor, şükürler olsun. Tabi bu güzellikleri yasamak için, Nefisle savaşmak gerek… Çünkü nefs öyle bir şey ki her an bizim bir anlık boşluğumuzu kollar Zahmetsiz rahmet olmaz Rabbim gayret versin İnşaAllah. Ahiret yurdunu iyi yasamak istiyorsak Burada Allah için susmak, Allah için iyi amellerde bulunmak gerek Kendini bilen nefsini bilirmis… Nefsini bilen de Rabbini bilir Rabb’ini bilen de dünya da gözü olmaz. Allah’a ve ahiret gününe iman eden Ya Hayır konuşsun yahut sussun diyerek sözlerimi bitirmek isterim. Post Views Hem Allahın rızasını kazanayım insanlar da bilsin, görsün demek ise doğru değildir. Allah rızası için Kur’an okuyan kişi, bu Kuranı insanlara da gösterip, ne güzel Kuran okuyor demelerini isterse yaptığı amel boşa çıkacaktır. Allah rızası için sohbet eden kişi, bu sohbetini insanlara da beğendirmek isteyip, insanların bu ne kadar güzel sohbet ediyor demesini beklerse yaptığı sohbet heba olur. Namaz kılarken öyle, İnfak ederken öyle, Dini programlar icra ederken öyle, İlim öğrenirken öyle, İlim öğretirken öyle, Hac ve umre de öyledir. Eğer Allahı razı edeyim yanında da insanları razı edeyim diyerek, Allah ve insanları aynı rızada ortak ederse şirk ortak etmek yaptığı bu amel boşa gidecektir. Çok zor değil, bazen bir fotoğraf paylaşarak bile amellerimizi boşa çıkarabiliriz.. Murat Padak Allah’ın rızası hakkındaki Gavs-ı Sani Hazretlerinin sohbetlerinden Allah rızasını kazanmak için ameli salihe devam etmesi lâzımdır. Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın. Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel kuluna kafidir. Benim Allah’ın rızasından başka bir derdim ve Rasulullah sünnetini ihyadan başka bir işim yoktur. Bütün gaye Allah rızasını tahsil olmalıdır. Eğer Allah insandan razı olursa insana dünyayı da, âhreti de nasip eder. Ne kadar iyi şeyler varsa, cennet dahil hepsini ona ihsan eder. Maksud dünya menfaati değil, ahirettir, Allah sevgisidir. Allah insanı severse karşılığını daha ziyade ahirette verir. Dünya malı vermiş veya vermemiş hiç mühim değildir. Allah rızasının karşılığı âhiret mükafatıdır Şu bilinmelidir ki Allah-u Teâlâ’nın insanın ibadetine, tââtına asla ihtiyacı yoktur. Hâşâ Rabbül-Âlemin onlarla ne büyük, ne de küçük olur. Yapılan bütün amellerde tek maksud Allah’ın rızasıdır. Eğer Allah rızasını tahsil etmek nasip olursa, Rabbül-Âlemin onu ebedül ebed maksuduna erdirir, ebedi saadet ihsan eder. Ve nihayet ebedi olarak Cemalullah’a kavuşturur. Bu Nakşibendi yolunda olanların tamamı Maksud-i Bizzat içindir. Peygamber sav şeriatı içindir. Nakşîbendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye, Allah ve Resûlünün sözünden çıkmamak, Peygamberin sav şeriatına tam ittiba ederek Allah’ın rızasını kazanmaktır. Şu husus bilinmelidir ki, maksud tarikat değil, maksud Allah’ın Zatı, Allah’ın dostluğudur. Bütün düşünce Allah ve Resulü’nün emirlerine uyarak maksudunu Allah’ın Zatı yapmaktır. Bu da ancak Allah’ın emirlerine uymakla olur. Allah’ın emirlerinden asla çıkmamaya gayret edilmelidir. Çünkü tek gaye, maksud odur. Bunların elde etmenin tek yolu kendini çok muhafaza ederek Allah’ın emrine muhalefette bulunmamak, kendinden günah sudur etmemesine dikkat etmektir. İnsanın Allah yolundan, hakikat yolundan çıkmaması lâzımdır. İşte bunlara titizlikle riayet edilirse Allah rızası o zaman meydana gelir. Rabbül-Âlemin o zaman insandan razı olur. Allah rızası elde edilince insanın bütün işleri hallolmuş olur. Bütün gayeler, tarikat ve diğer çalışmalardaki bütün gayeler yalnız ve yalnız Allah rızası içindir. Maksudi Bizzat içindir. Maksud Allah’ın Zatı ve talep onun rızasıdır. Allah rızası, ancak emirlerine tam itaat etmekle, muhalefet etmemekle, nasıl emretmişse harfiyen tatbik etmekle kazanılır. Ve o kazanıldıktan sonra insanda hiçbir noksanlık kalmaz. Nasıl kalır ki Allah ona dost, o da Allah’a dost olmuş olur. Gelen Arama Kayıtlarıgavsi sani İhmal edilen bir ibadettir. Namaz gibi, oruç gibi, örtü gibi, hac gibi bir ibadettir. Bu hadisin başka rivayetlerinde ibadeti zayıf ama ahlakı iyi müslümanın, ahlakı zayıf ama ibadeti çok olan kişilerden üstün olduğu geçer. İnsanların hak ve hukukuna saygı göstermek ibadettir. Saygısızlık ibadette kusurdur. Bizler ibadeti sadece bazı ibadet çeşitlerine hasrettik. Mümin, kendisiyle ülfet kurulan kişidir. Namaz beş vakittir. Ahlak her vakittir. Oruç yılda birdir. Ahlak her gündür. Hac ömürde birdir. Ahlak ömür boyudur. Zekat zengin ibadetidir. Ahlak herkesin ibadetidir. Murat Padak

allahın rızasını kazanmak için yapılan her türlü iyiliğe ne denir