bir balık gibi sevdim seni hiç dokunmadan. oysa ben acı severim şöyle sıkıştıra sıkıştıra. bir seni sevemedim bir biz ayrı düştük. uyandım rüyadan yaşım almış başını gidiyor. bir sevda yaşamayacak kadar yaşlandı bu yürek. ve bu yürek bir deniz kızı nice zaman. sen öyle tanırsın ancak.
Bir kadın saçının şeklini, rengini değiştirdiyse mutlaka DEPRESYONDADIR! Etrafındaki insanlar bunu o kadar fazla dillendirir ki kadın bile kendisinin depresyonda olduğuna inanır ve bir mühlet öyle yaşar. Kadın çok sinirliyse ya da duygusalsa mutlaka regl olmuştur. Başkaları tepesini attırmış olma ihtimali yoktur.
SENİ SEVDİM. Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim. “Uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil . Nasıl yürür özsu dal uçlarına, Ve günışığı sislerden düşsel ovalara Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim. Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü. Yitik ceren arayı arayı anasını buldu,
Filipina'nın babası Şatila Kampında kızına yazdığı mektupta,bir yerde şöyle diyor : Ne yaparsan yap sadece bir hikaye kalıyor geriye. Anlatılınca yalan gibi,hiç olmamış gibi gelen. Onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim. Muz seslerini dinleyecekti. Nasıl sevineceğini,hayret edeceğini düşündükçe..
boynu bükük duruyorsam eğer. içimden öyle geldiği için değil. ama hiç değil. ah güzel Ahmet abim benim. insan yaşadığı yere benzer. o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer. suyunda yüzen balığa. toprağını iten çiçeğe. dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine.
Hemokuyucu hem röportajcı olarak en sevdiğim konulardan biri olan ‘Şimdi Neredeler?’ serisini yapmaya karar verdiğimde ilk irtibata geçmek istediğim isimdi Prof. Dr. Zülal Balpınar
ha0yV. Nefis bir hava... Rüzgar esip geçiyor kollarımdan... Tam karşımda duran zeytin ağacı öyle güzel ki...En çok zeytin ağacını severim ben... Şöyle heybetli bir çınar ağacının altında oturmak hiç kısmet olmadı bana...Yaşadığım son bir ayı düşünüyorum; bana verilen armağanı...Kendimi bildim bileli, onlar bir şeyler söylediler bana...Benden gayrı, benim olmayan; onların içinde, en karanlıklarında...Kustular akıttılar derdi kendine...Herkesin sıkıntısı, üzüntüsü kendi ekseninde... "Afrikalı çocuklar da var evladım" lafı teselli olmaz ki yüreğe...BENİ SEVSİNLER İSTEDİMMutluluk nedir bilmedim ben...Kısmetimmiş bu ezelden...Yok yok "Acılı adana kıvamına çekeyim de burkayım bileklerini" değil bu tek kalan şeyim; dürüstlük, ne sevdim, inandım...Beni sevsinler, çok sevsinler istedim. Dünyasının merkezi olmak istedim. Çocukluk travması deyin, ne derseniz deyin. Zaten tutamıyorum ben o demeleri...Bizim babamız pek evde olmazdı...40 gün turnelere gider, sarılıp koklaya koklaya uyurdum. Ağlar dururdum, "Babamı bana verin" diye...Şimdi nereden aklıma geldiyse...İyi bir öğrenciydim. Sınıfta en öne oturur, dersi dinlerdim. Çok da arkadaşım yoktu. Toplasan çıkartsan iki, bilemedin üç...Annemle, babam birbirini çok severdi, ortak noktaları pek yoktu ama sofralarımız güçtü, her şeyi taşımak kadına düşerdi. Üniversiteye gittim. İletişim bölümüne... Okulumu üçüncülükle bitirdim. "Babası yaptı" kendine merhemi varmış gibisine...İki sene iş bulamadım, ne hikmetse... Şımarık saydılar, "Sosyetik" dediler bana! Sosyete dedikleri kimse?SAVAŞMAKTAN YORULDUMİşte o sosyetik, çekti kapıyı çıktı baba evinden. İş buldu, çalıştı. O da gitti, babasına yapıştı. Oysa bana o zor günlerimde kimse "Bir şeye ihtiyacın var mı?" diye parasızlıktan ilaç alamadım. Yayın yönetmenine sırnaşmadığım, mini etek giymediğim için bir sene maaşıma zam alamadım. Komşumun camdan sepetle sallandırdığı böreklerin tadını asla çalıştım, çok yalnız adamı sevdim, orospu ilan edildim. Üzerimden kavga etti koca koca adamlar. İşte medyanın kötülüğüyle ilk kez o zaman tanıştım. "Neden ben?" sorusu dört bir yanımı sardı. Bir Allah'ın kulu çıkıp da halimi hatrımı yine çırak bir daha, sonra bir daha...Çocukluk aşkımdı müzik. Gün geldi içimden şarkılar çıktı. Yazdım, sildim, tekrar yazdım, sabahlara kadar çalıştım. Nasıl da mutlu görmek her kuruşu müziğe yatırdım. Müzik saftır, temizdir, kalptendir sandım, öyle salağım ki; yine gitmek istedim kere teşebbüs ettim. İzin vermediler. Hesap kapanma sırası gelmeyince, vermezler. Çok pişman şişman kutlamadım. Ne başarıları, ne aşkları, ne sevinçleri, ne güzel dönemeçleri...Hep telaş-kaygı miksiydi bıktım. 'Ya sonra?'lardan BİRİNİ GÖRMEDİMOysa ben küçükken insanları severdim. Kötü söz ettiler... Beni, benden her şeyi pisletmek istediler. "Onun var da, benim niye yok?" dediler. Neyim varsa... "O kim ki?" dediler. Onlar kimse...Aile istedim, babamı istedim, annemi istedim... Sevilmek istedim, sarılmak istedim, korunmak istedim... Çok ne Ayşe'ymişim...Bir gün 'o' çıktı karşıma. ayrı yollardan, getirmişler karşıma. "Al" demişler "Armağan sana". Öyle bir 20 gün yaşattı ki bana, ben böylesini görmedim. Öyle güzel bir insan tanıştırdı ki bana, ben böyle adam bir kalp tanıştırdı ki bana, ben böyle kalp evlenmek istedik, hiç ayrılmamak istedik. 20 gün az geldi onlara... Koskoca yirmi gün az mı?Yaş farkı dolandı dillerine, yaş haddinden aşk yasak mı?Yuva dağıtan kadın sordular mı?Biz vicdansız mıyız?Biz Allahsız mıyız?Hesap sordular aşkımıza. Hesap sordular mutluluğumuzdan. 'Şarap içen türbanlı kadın' hayalini kuran şuursuz, cümleler kurmaya kalktı sözüm ona şanlı adamı; tarihsel zalim yazılar aşkıma hakkını helal etmemeye kalktı. Aşkımın annesi mi, babası mı? Helal etmek ona mı kaldı?BENİM KOCAM VİCDANSIZ MI?Dost bildiklerim; en mutlu anıma koşa koşa gelip yine koşa koşa bel altından vuran yazılar yazdı. İçi sızlamadan, doğacak çocuğunu hesaba olunca anlar mı?Benim sevgilim kafeslenecek adam mı?Benim kocam vicdansız, şerefsiz, beş para etmez, teneşirlerin paklayacağı adam mı?Siz bizim neler yaşadığımızı, ne yollardan geçtiğimizi, neler çektiğimizi sordunuz mu?Siz bizim sevgiye ne kadar susadığımızı bildiniz mi?Arkadaş dediklerim, dost sandıklarım bu muydu?Mutluluğu paylaşmak bu kadar zor mu? "Aman" dediler "Gizleme, anlat gerçekleri, anlarlar." "Aman" dediler "Sınır çizme, sırtını dönme, kızarlar."Korktum, "Peki" dedim her görsünler, görünce bizi doğrusunu anlarlar dedim ama nerede?Hâlâ saf mıyım, GİBİSİNİZ...Dünyalar güzeli kocama bakarken süzülüyor yaşlar ben hep vurulmuşum da ona kıyabilir miyim hiç?Ağız tadıyla mutlu olmak yok mu kaderimde?Piranalar gibisiniz be!Size de yazık! Oturdunuz klavyenin başına yazdınız, çizdiniz. Hiç mi insanlıktan nasiplenmediniz?Hiç mi haksızlık yapılmadı size?Hiç mi yargısız infazlardan dayak yemediniz?Hiç mi kendinize dönüp bakmanın şifasını bilmediniz? Şimdi ben bu satırları yazıyorum ya, haberleri olsa kızarlar bana... "Güçlü görün, gülümse, en güzel elbiselerini giy" derler bana...Kusura bakmayın ben o kız sahtelerden ve sahnelerden çoktan ÖLEBİLİRİMEvet bu sabah perişanım, evet bu sabah üzüntümden ölebilirim. "Bana kanser ol da geber inşallah" diyebilen insanların adına üzüntümden dediklerimin oramı buramı çekiştirip suyumu sıkmasının üzüntüsünden kocamdan ve üç beş canımdan başka kimsem arifesindeyim. Ben bu dünyada yaşarken her gün ölecek miyim? Gitmeli miyim?Sevgilimin, kocamın, aşkımın nefesinden başka nefes istemiyorum artık. Onunkinden başka söz duymak istemiyorum sahneler, alkışlar, şöhret hiçbiri umrumda sadece Ali'mle yalnız kalmak istiyorum rahat bizle öbür dünyada kapanır, Allah'a emanet olun. Onun her şeyi bilmesi tek tesellimizdir zaten. SABAH SABAH. .. . ..
Arda Turan, Galatasaray'a olası transferi ve Fatih Terim hakkında açıklamalarda bulundu SPOR 2146 Abone Ol Arda Turan, Galatasaray'da tartışmalara neden olan transfer süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu.'Yanlışlarım oldu ve ben bunun bedelini ödedim' ifadelerini kullanan Turan, "Galatasaray Spor Kulübü’ne hiç yanlış yapmadım" Turan'ın açıklamalarının tamamı şu şekilde"Türk futbolunun değerli üyeleri… Sevgili Galatasaraylılar… Son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili üzüntülerimi ve düşüncelerimi açıklama ihtiyacı benim çocukluk hayalim, çocukluk aşkım. Ne mutlu bana ki, hayallerim gerçek oldu ve o forma altında Arda Turan oldum. Ben o renkleri çok sevdim. Konu sarı kırmızı olunca da, hayatım boyunca hiç bir talebim, bir şartım olmadı. Gittiğim her yerde Galatasaray sevgimi göğsümü gere gere ifade ettim. Atletico Madrid’e de, Barcelona’ya da Galatasaraylı Arda Turan olarak gittim. Bununla da iftihar yanlışlarım oldu. Bunun bedelini de yine ben ödedim. Ama sevindiğim tek bir şey var. Ben Galatasaray Spor Kulübü’ne hiç yanlış yapmadım. Bu benim en büyük mutluluğum. Ve hep öyle de Turan ismi üzerinden Galatarasay’da bir tartışma yaşanmışsa, yaşanıyorsa bu benim en büyük üzüntüm olacak. Çünkü aslolan Arda Turan değil, Galatasaray Spor Kulübü’dür. Ben bunu hiç dolayı, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı ve Yönetim Kurulu’nun kararını saygıyla karşılıyorum. Ve kendilerine teşekkür süreçte bana destek veren, sevgilerini ileten başta ultrAslan olmak üzere tüm Galatasaray taraftarına teşekkürlerimi iletiyorum. Hayatım boyunca onların desteğini her zaman arkamda özel kelime de Fatih hocam için. Yaşanan tüm zorlu süreçlere rağmen, en ihtiyacım olduğu anda bana yardım elini uzattığı için, şefkatini ve sevgisini bana hissettirdiği için kendisine minnettarım. En karamsar olduğum anlarda yine bana yol gösterici oldu. Benim ve ailemin babası çocuğumun dedesidir. Hayatım boyunca da öyle olacaktır. Şartlar ne olursa olsun İçimdeki Galatasaray aşkı hep aynıdır. Dualarım her zaman olduğu gibi Galatasaray’ın başarısı için değerli spor bir kulübümüzün, oyuncumuzun başarısı Türk futbolunun başarısı olacaktır. Başta Milli Takımımız olmak üzere sahada ter döken, mücadele eden futbolcu kardeşlerime ve kulüplerimize yürekten başarılar diliyorum. Yüreğim her zaman onlarla birlikte olacak." Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun
Tam otuz yıla yakın Azerbaycan ordusu için gözünü kırpmadan savaşan, cephede yaşadıklarını tek tek kaleme alarak yayınlayan Azeri Kadın Yüzbaşı Roza Aligızı, “Nerede Türk askeri varsa orada zafer var. Nasıl Azerbaycan ordusunda savaşa katıldım, canımı vermeye hazır oldum bugün Türkiye için de aynısı yaparım. Çağırsalar şu an giderim, bir Türk askeri olmaktan gurur duyarım” yazar, savaş muhabiri Azeri Yüzbaşı Roza Aligızı, Ermenistan’ın 1992 yılında Karabağlar’ı işgaline tanık oldu. Azeri vatandaşı ve gazeteci kimliği ile işgale seyirci kalamayan Roza Aligızı, Azeri askerleriyle yan yana düşmana karşı siper oldu. Savaş alanında gördüğü, yaşadığı her şeyi bir bir kaleme de alan Yüzbaşı Roza Aligızı, Ermenilerin işgali sırasında soydaşlarına yapılan soykırıma dair 8 kitap yazdı, ordunun ise ilk gazetesini çıkardı. Tam 22 yıl boyunca orduya emeği geçen Roza Aligızı üsteğmen ve yüzbaşı rütbesine kadar yükseldi. Yeri geldiğinde savaşın ortasında düşmana karşı göğüs göğüse çarpışan Yüzbaşı Roza Aligızı’na yaptığı hizmetler karşısında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de bir ev armağan etti. Bugünlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’nın da desteğiyle Vatan Çağırır’ isimli kampanya ile ülke ülke gezen Aligızı, gençlere vatan sevgisini aşılamanın yanı sıra savaş alanlarında yaşadıklarını da anlatıyor.“BİR TÜRK ASKERİ OLMAKTAN GURUR DUYARIM”En büyük hayalinin Türk askerleriyle bir arada olmak olduğunu söyleyen Yüzbaşı Aligızı, Türkiye’nin içte ve dışta verdiği askeri mücadelede yer almanın kendisine büyük bir gurur yaşatacağını söyledi. Nerede Türk askeri varsa orada zafer var’ diyen Yüzbaşı Aligızı, “Türkiye de benim vatanım, Azerbaycan da benim vatanım. Nasıl Azerbaycan ordusuna katıldım, savaşa katıldım, canımı vermeye hazır oldum bugün Türkiye için de aynısı yaparım. Canımla kanımla Türk ordusuna hizmet etmeye her an hazır olurum. Her iki bayrağın yamaçta dalgalanmasını gördüğümde gözlerim yanar, yaşla dolar. Çağırsalar şu an giderim. Bir Türk askeri olmaktan gurur duyarım” dışarıdan bakınca karmaşık göründüğünü dile getiren Aligızı, “Bugün Türkiye’de yaşananları görüyorum. Gazetelerden televizyonlardan bakıyorum, şehitleri görüyorum. Çok üzülüyorum. Türk ordusu kahraman bir ordu, kökü var. Her zaman kahraman ve mağlup edilmez oldu. Her zaman zafer salan bir ordu oldu. Türk askerine zafer yakışıyor başka bir şey yok. Nerede Türk askeri varsa orada zafer var. Ben gurur duyuyorum Türk askeriyle” dedi.“NASIL AZERBAYCAN İÇİN SAVAŞTIM, TÜRKİYE İÇİN DE CANIMI VERMEYE HAZIRIM”Azerbaycan ordusu için yeri geldiğinde cephede düşmanı püskürten yeri geldiğinde Azeri askerlerine moral veren Aligızı, Türk ordusu için canla ve başla savaşmaya hazır olduğunu söyledi. En büyük hayallerinden birinin Türk askerleri ile cephede yan yana olmak olduğunu belirten Aligızı, “Biz bir milletiz, iki devletiz. Gözümü açtım ben öyle bir ailede büyüdüm ki. Türkiye’ye geldikten sonra bakıyorum ve anlıyorum ki benim annemin konuştukları o lehçeler, şiveler burada. Düşünüyorum benim annem Türk olmuş yani. Türkiye de benim vatanım, Azerbaycan da benim vatanım. Nasıl Azerbaycan ordusuna katıldım, savaşa katıldım, canımı vermeye hazır oldum bugün Türkiye için de aynısı yaparım. Canımla kanımla Türk ordusuna hizmet etmeye her an hazır olurum. Benim vatanım ben her ki bayrak için her iki bayrağın yamaçta dalgalanmasını gördüğümde gözlerim yanar, yaşla dolar” dedi.“ÇAĞIRSALAR ŞU AN GİDERİM”Türk ordusuyla şu an yan yana olmaya hazır olduğunu ve Genelkurmay’dan çağrılması halinde koşarak sevinçle gideceğini kaydeden Yüzbaşı Roza Aligızı, “Şu an çağırsalar giderim. Çok memnun olurum, Türk ordusuna hizmet etmekten. Çok memnun olurum. Bir Türk askeri olmaktan gurur duyarım. Nerede Türk askeri varsa orada zafer var” ifadelerini kullandı.“NEREDE TÜRK ASKERİ VARSA ORADA ZAFER VAR”Türkiye’de zaman zaman eğitimler verdiğini ve Türk gençlerinin bazılarının internet şebekelerinin tesirinde kaldığını gözlemlediğini belirten Aligızı, “Ölüm korkusu olmamalı insanda, insan oraya gittiğinde korkuyu hissetmiyorsun. Yalnız ileri ileri gitmeyi düşünüyorsun. Bir zaman ben ortaokulda okurken çok gurur duyardım. Türk gençliği masanın üstüne yazardı, Vatan canım sana veda.’ Bunu diyen Türk gençliğine noldu, neden savaştan korksun. Benim en büyük hayalim Türk askeri olmak. Nerede Türk askeri varsa orada zafer var. İnsan kendi memleketi için canını vermekten korkar mı ama Türk gençliği her zaman önde giden oldu. Düşünürüm ki her yerde bu böyledir. Bu internet sosyal şebekeler gençlerimizin kafasını karıştırmış, biraz vatan ve bayrak sevgisinden sanki uzaklaştırmış” diye konuştu.“YA DÖNEMEZSEM DİYE ÇOCUKLARIMI YIKAR GİDERDİM”Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali sırasında yaşadıklarını da paylaşan Roza Aligızı, her sabah askeriyeye giderken ardında küçücük çocuklarını bırakan Aligızı, ya bir daha dönemezsem’ diye onları son görüşüymüş gibi öptüğünü ve hazırladığını belirterek, “Bazen 1 hafta 5 gün kalırdım. O zaman çocuklarımı ilk önce banyoya salardım, yıkardım. Yani birden gider, şehit olursam çocuklarım 10 gün 5 gün temiz kalsınlar diye düşünürdüm. Bu düşünceyle giderdim” sırasında birçok şehit verildiğini belirten Roza Aligızı, o günlerde şehit mezarlığında ya yer kalmazsa’ diye endişe ettiklerini anlattı. Aligızı, sözlerini şöyle sürdürdü “Hiç unutmadım. O zaman 1992 yılında Şehitlik Mezarlığı’nın önünden geçerdik. İki kızdık, gençtik bakardık. Boştu kabirler ama yeni şehitlerin olma ihtimaline karşı kazılırdı, hazırlanırdı. Gözümüzle bakar ve seçerdik, Bu benim, bu mezar benim’ diye. Ertesi gün gelirdik, bakardık o mezar dolmuş, şehit getirmişler. Ve biz kıskanırdık bu mezar yeri dolacak ve bize yer kalmayacak diye. Bakın biz o zaman hangi hislerle yaşardık.”SAVAŞTA KİMSESİZ KALAN 100 ÇOCUĞU BÜYÜTTÜRoza Aligızı savaş meydanlarına düşmana karşı verdiği mücadelelerin yanı sıra savaşın çocuklarına da sahip çıktı. Anasız babasız kalan yüzlerce çocuk olduğunu ve 100 çocuğu himayesine alarak büyüttüğünü aktaran Aligızı şunları söyledi “Savaş bölgelerine giderdim, sürgünlerin yaşandığı yerlerde olurdum. Bir gün gittim o çocukları gördüm ve çok kalbim ağrıdı, çok kötü oldum. 100 çocuk hem sürgün çocukları onları da geçtim şehit çocukları vardı. İnsan düşünür ki çocukların derdi olmaz ama çok, çocukların derdi çok varmış. Hiçbir zaman unutamıyorum bir gün gördüm bir çocuk ağlıyor. Neden’ dedim gittim yaklaştım ona. Babası şehit olmuş, annesi çadırda ateş düşmüş ve yanmış. Ona anne annesi bakmış o da çok kocamış, yaşlanmış ve oradaki çocuklar da ona Senin anne annen de öldü’ demiş. Çocuk tek kaldım diye ne kadar ağlamış ve o anda ben de ağladım. Onun başında ağladım, öptüm ve ona yalan söylüyorlar’ dedim. Bu çocuklara ben 17 yaşına kadar annelik yaptım. Zor olsa da ama ben bu mesleği çok sevdim ve alıştım. Yalnız bu konuda yazılar yazmaktan başka bir şey yazamıyorum, yalnız ordudan savaştan.. Zordu hangi kadını eşi bırakır, hangi kadını kardeşi bırakır savaşa.. Herkes gidebilir ama en önemlisi şudur ki nasıl gittin nasıl geldin. Ve sen orada giderken öyle yapmalıydım öyle gidip gelmeliydim ki beni orada gören askerler bir daha beklesin, bana saygı göstersin bu zamana kadar hiçbir askerimizden hiç bir komutanımızdan saygısızlık görmedim. Herkes bana bacı gibi baktı, bende onlara azıcık dertleriyle problemleriyle yani böyle bir şey oldu. Bugüne kadar aramızda böyle bir şey. Nasıl gittim nasıl geldim artı ben orada bayan değildim, ben askerdim. Önce hanımlığını korumalısın, Türklüğünü korumalısın yani özünü göstermelisin. Ben nasıl geldim ve nasıl gittim yani önemlisi olan bu.”
2 votes, average 5,00 out of 5Loading... Anasayfa > Genel > Karşılıksız Aşk Sözleri Karşılıksız Aşk Sözü 2022-2023 Okuma süresi 7 dakikaKarşılıksız Aşk Sözleri platonik aşıklar için özel olarak hazırlanmış cümlelerden oluşmaktadır. Karşı tarafa bir cevap hakkı doğurmaz. Ve tamamen kişinin duygu durumunu ve ruh halini yansıtır. Karşılıksız Aşk Sözü Kısa ve Öz olması bakımından oldukça etkili sözler olmaktadır. Her türlü duygu durumunu anlatan Karşılıksız Aşk Sözü Mevlana hazretlerinin felsefesi üzerine kuruludur. Son derece yüksek kaliteli sözler ile hazırlanmış olan Karşılıksız Aşk Sözü Uzun metinler halinde bulunabileceği gibi aynı zamanda Karşılıksız Aşk Sözü Kısa metinler halinde de olmaktadır. karsiliksiz-ask-sozleri Karşılıksız Aşk Sözleri Neler? İstenen her türlü duruma uyum sağlayan ve sizi en iyi şekilde ifade eder. Karşılıksız Aşk Sözü 2022-2023 yılı için de en fazla tercih edilecek sözlerden olacak ve daha önce hiç karşılaşılmamış sözler arasında bulunacaktır. Tamamen özgün metinler ile hazırlanan ve her yaş için uygun olan Karşılıksız Aşk Sözü Resimli olması bakımından da hem etki alanı genişlemekte hem de Facebook, Twitter ve İnstagram gibi sosyal paylaşım sitelerinde rahatça paylaşılabilmekte ve takipçilerden de yoğun beğeni almaktadır. KARŞILIKSIZ AŞK SÖZLERİ Allah sana beni vermiş… Otur da aşık ol. Artık bulutlara yazıyorum hasretimi, yağmur yağınca anlarsın ne çok özlediğimi. Aşk, “Merhaba” bile diyemiyorken, onun senin olabileceğini hayal etmekti. Aynı gökyüzüne baksan ne olur, ayrı sabahlara uyandıktan sonra. Batan güneş umudumuz doğan güneş tesellimiz olsun. Bazen de sırf onunla konuşabilmek için bin bir türlü saçma konular açmaya çalışıyorsan geçmiş olsun, bacaları yakmışsın. Bekledim! Hep seni bekledim. Bir an bile umutsuzluğa düşmedim, kabul etmedin, etmesen de hep sevdim, sen hep benimleydin! Ben her karesi siyaha boyanmış bir bilmeceyim! Çözmeye çalıştıkça içimde kaybolursun. Ben imkansız aşklar için yaratılmışım, Ne kavuşmayı bilirim ne unutmayı, Kayboldum kuytusunda yalnızlıkların,Yaşadım en karasını sevdaların. Ben ölseydim, o belki ağlardı. Ama o ağlasaydı; ben ölürdüm. Ben senden sonra tanıştıklarımdan bir şekilde memnun oldum da; Seninle karşılaştığım da, Tanıştırayım eşim.’ dediğin de bir türlü memnun olamadım işte. Ben seni görmezden gelirim ama yüreğim selamı kesmiyor. karsiliksiz-ask-sozleri Ben Senin için her akşam besteler yazsam da adına şiirler okusam da senin haberin olmayacak biliyorum bunu da. Sen… Öylece durmayı seviyorum ben. Durup ardından bakmayı. Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan. Yaprak seviyorum ben yaprak. Kuru, yaş ayırmadan. Sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına bakmadan. Beni sevememen diyorum güzelim, kusursuz bir cinayetti. Bensiz mutluysan hep öyle kal! Berbat bir şeydir, işe yaramayacağını bildiğin halde mücadele ederken umut etmek. Biliyorum, imkansız aşk bu ama hükmedemiyorum kendime. Çünkü, bu yürek seni çok sevdi. Bir gülüşün, bir bakışın ile kandırdın beni. Şimdi unutmamı isteme benden. Bir gün bi çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem alay edip güler misin yoksa sende sever misin? Bir insanın uzaktan sevmesi, bir mahkumun pencereden özgürlüğe bakması gibi bir şey. Biraz sabır, biraz umut ve en çok da sen karıştın dualarıma… karsiliksiz-ask-sozleri Birine aşık oldun mu? Olsan bilirdin aşkın ne olduğunu! Bu oyunda hep kazanan sen oldun, senin için kaybettim. Nasıl kıyardım sana, canım fedaydı sana. Sana şaka gelse de ölesiye sevdim seni. Bu rüyada seninle kaçıncı buluşmamız olacak. Bütün şarkılarda senden bahsediliyormuş, onu fark ettim. Çıkmaz yazdığı halde ısrarla girdiğin sokağın adıdır AŞK… Çok uzaklarda, şuanda neler yaptığını, beni nasıl bir fotoğrafla hatırladığını artık bilmediğim bir sevgilim var. Düşler bitince başlamaz mı kabuslar. Gelişin bayram olsun diye yokluğunun orucundayım. Gizli hayranın oldu bu kalp sana durmuyor inan bana, seviyorum seni ne olur beni anla platonik aşk bitsin hadi gel bana… Gözlerini böyle siIkelersen üzerime, benim üstüm başım sen olur. Yapma! karsiliksiz-ask-sozleri Gül dikeniyle, bulut yağmuruyla, ketçap mayoneziyle, kalbim karşılıksız sevgimle tamamlıyor birbirini. Hani bizim için ölsün de demedik. Az bir şey sevsin, üstünü biz tamamlardık. Hata senin değil karşılıksız seven kalbimin senin haberin olmasa da bu kalpten seviyorum seni off çekiyorum hep içten. Hayat böyle bir şeydi işte, kimileri yokken bile var gibiydi, kimileri elimizi tutarken bile bizimle değildi. Hayatı seviyorum seni sevdiğim kadar ama seni görünce hayatı unutuyorum sen kalıyorsun o an sadece benim dünyamda. Ama sen beni görmüyorsun kendi dünyanda. Hayatta çok şey var yaşanılacak. Bunlardan bir tanesi de sensin. Ben seni yaşamak isterdim bir ömür boyu sadeliğinle. Sence seni yaşamaya değmez mi? Bence değer. Her elimi uzattığımda boşluktu tuttuğum. Her dokunmak isteyişimde hiçbir şeydi bulduğum. Her gündüz ve gece kendimi kaybediyorum, ayakucumda gitmekten başka çare olmadığı için. karsiliksiz-ask-sozleri Her insanın düşlerinde saklı, gizli kalmış unutulmaya ve hatta yakılmaya mahkûm bir sevdiği vardır. Herkesin yanına gitmek istediği birileri vardır gecenin üçü, sabahın körü. Hatta cehennemin dibi olsa bile. Hiç bilmediğim “o” kokunu ne kadar çok özlüyorum bilemezsin. Hiç bir söze sığdıramadığımı, bir tek ah a sığdırdım yar. Gerisini sen düşün. Hiç görüp, dokunup, öpmediğin birine aşık oldun mu? Olsan bilirdin aşkın ne olduğunu! İlacı olmayan bir hastalıktır özlem. Öyle ki içtiğin çaya bakınca bile gelir aklına. İmkansız dedi gurur. Riskli dedi tecrübe. Manasız dedi mantık. Yine de denemeye değer dedi kalp. İnsan sesini hiç duymadığı, kokusunu hissetmediği, gülüp eğlenmediği, sarılıp öpemediği birini bu denli çok düşünür mü? İşte gidiyorum. Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü! İşte gidiyorum, toprak alsın benim de bu hazin öykümü. Kafam güzelken beni hep seviyorsun be zalim! Kalplerimiz birlikte atmaya başladığında, mesafeleri çoktan unutmuştuk. Karşılıksız bir yakarıştı benimkisi, hani bir şeyi istersin elde edemezsin üzülürsün ağlarsın ama yılmazsın uğraşırsın tüm yolları denersin de elbet bir gün olur ve onun tadını çıkarırsın ya… Benim sana olan sevgim de öyleydi hep içimde büyüttüm küçücük de olsa bir umutla bekledim bir gün olur seversin diye, isteyip de elde edemediğim tek şey sen olduğun için belki de bu kadar üsteliyorum hırs yapıyorum, yılmıyorum sen düşünmedikçe daha da düşünüyorum seni… karsiliksiz-ask-sozleri Karşılıksız sevgi benimkisi, sana platonik bağımlı bir serseriyim, Sen ise benden habersiz masum bir meleksin bebeğim. Karşılıksız sevmek, damla damla ölmektir. Keşke şimdi yanımda olsaydın dedirteceğine, iyi ki şimdi yanımdasın dedirtseydin keşke! Kızım olursa senin adını koyacağım. İsmini söylediğimde o koşsun kollarıma. Konuma gerek yok… Ben senin kalbinin attığı yerdeyim. Koyuver kovulmuş yüreğimdeki kıskanç sözleri, seni sevdiğimi unut, unut unutturduğum acıları. Küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek. Biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu. Mesela ben, hiç aşık olmamış insan kadar şanslı olmak isterdim. Nasıl da kirlenmiş kalpleriniz, sorsalar insansınız. Nasıl sevdi bu kalp seni neden sevdi bu kalp seni? Sorularım bende saklı sen kimseden habersiz sadece kalbimde saklısın bebeğim. Ne gariptir. Eskiden kızardım sevdiklerime. Küserdim beni incittiklerinde. Şimdi hiç bir şey hissetmiyorum üzerime geldiklerinde. Ya benim yüreğimde bir şeyler taştı. Ya da bu hayatın tadı kaçtı. Ne kalbim kaldı kırılmadık, ne aklım kaldı çalınmadık. Ne anlayabiliyorum, ne de hissedebiliyorum çünkü anlamak beynin, hissetmek kalbin işidir. Ne zaman gözlerin gelse aklıma yüreğim bir kuş olur çırpınır. Ne zaman Seni görsem kalbim yerinden oynuyor gözlerine baksam o an hayat donuyor ama bir sen görmüyorsun karşında duramıyorum. Nereye gidersen git seninle gelir, uzansan dokunamazsın. Oradan bakınca çok belli oluyor mu üzerime sıçrattığın yokluğun? Önce gerçektir; kanlı canlı. Sonra resimdir; renkli menkli. En son siluettir; belli belirsiz. Öyle uzaktan seyretme, adına hayran olduğum YAR! Buyur gel ömrüme, ömrüm ömrün olsun. Özlüyorsun sonra… Anlatamıyorsun, anlamazlar! Platonik sevmek zordur..Her hareketi üstünüze alınmak istersiniz,Ama onlar başkasına aittir; kalbi de dahil. Rüyalarımın aşkısın, hep rüyalarımda kalacaksın. Seni çok seviyorum. Rüyaların en güzelini görürken tanrının sana gönderdiği meleklerin kanatları o kadar büyük olsun ki en masum anında bile sana kimse sana zarar veremesin. Sadece seni seviyorum demek geçer içinden, ama elinden gelen tek şey mutluluk dilemektir. Sakar bir kalbim var, sürekli sana çarpıyor. Sana sevgimi anlatamıyorum ama sen anla ne olur. Sana, bensiz de mutlu olacağını anlatanlar. Benim sana yandığımın kaçta kaçı kadar sana yandılar? Sanki uçurumun kenarındayım ama aşağı nasıl güzel. Sen aşkımdan bir habersiz yaşıyorsun seni izliyorum kalbim ellerimde seni bekliyorum biliyor musun? Sen gözlerimde bir umut, sen yüreğimde bir sevinç ama karşılıksız aşk yaşarken ölmekmiş gülüm. Sen sadece kalbimin değil yarınlarında karşılıksız sevgisi olacaksın. Sen varken senden habersiz seviyorum seni ya sen yokken nasıl seveceğim seni platonik aşkım benim… Seni habersizce Sevdim Habersizce gitmesini de bilirim platonik sevgilim.. Seni hayal ediyorum geceleri masamın soğuk kenarında zaten hep hayal ediyorum seni olsan da olmuyor istemiyorsun beni. Seni sevdiğimi herkes anladı, bir sen anlamadın bilmem ki niye.. Kaç kere söylemek istedim sana korktum hayallerim yıkılır diye… Seni sevmek hayallerim de, seni sevmek rüyalarımda, sen sevmesen de ben böyle de mutluyum seninle. Seni sevmekten değil, bunu sana söylemekten vazgeçtim. Senin zamanın yoktu, ben zamandan çalıp sevdim seni. Sensizliğin ıstırabını yaşatıyorsun yeniden, yarınlarımın olmadığı bir hayat bıraktın bana. Sevmek her zaman yaklaşmak değildir, bazen uzaktan seversin, çok uzaktan. Sevmek yürek işidir, kaldı mı kalıyor işte. Bazen yürekte, bazen ise yüreksizde… Son aşkımı sana verdim, son cümlemi sana söylüyorum. Bu kalp seni sevmekten ancak durduğunda vazgeçer. Sonra düşündüm; Beni kazanmaktan çok kaybetmeye meyilli bir insanı varlığımla rahatsız etmemeliydim. “Bende gittim…” Şu an yanımda olmanı çok isterdim. Ama değilsin. Sen oradasın Ve orası ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor. Tek dua’m var… O ellerini başkası tutmasın. Uzağımdasın. Ve hiç kimsenin olmadığı kadar içimde… Uzaklık kilometrelerin aramızdaki acısı değilmiş uzaklık gözlerinin yüreğime olan uzaklığıymış. Uzaktan seviyorum seni. Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan. Sadece seviyorum. Ve bir gün seni anlattığım kişilerden dinle kendini. Ve kadın acıdan inleye inleye uyuyakaldı. Uykusunda bile sordu. “Hak ettim mi?” Yağmur ıslatıyor duygularımı, hafif bir sis var sokağında, perdeler kapalı, görünen yüz sensin gönül gözümde. Yanımda mutsuzsan eğer, benden uzakta mutlu ol’ diyebilecek kadar çok seviyorum seni. Yanlış kişiye aşık olmak; kaderin en büyük oyunudur. karsiliksiz-ask-sozleri Yarım kalan sevgiye, şu emanet gülmeye, yaşamadan ölmeye itirazım var. Yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim öfkem yaşayamadıklarıma! Yaşasın platonik aşıkların onurlu mücadelesi! Yerimden yurdumdan uzak kalıyorum seninle sarılamadığımızda. Yıllar var ben onu hiç unutmadım. O beni sorar, hatırlar mı ki? Yıllardır sevgimin öyle çok muhafızı ve düşmanı oldu ki inan ban seninle onları aştı. Ve inan ki seni seviyor olmak bile büyük nimet benim için. Yine o ağrıyla uyandım. İnsanın içi ağrır mı hiç? Ağrıyor işte… Yorgunum ve hiçbir şey bilmiyorum. Tek istediğim yüzümü kucağına koymak, elini hissetmek ve sonsuza kadar öyle kalmak. Zaten yürekten sevenler sevdiğinin üzülmesine de dayanamazlar biliyor musun? İşte budur yürekten sevmek ve öyle göründüğü gibi de kolay değildir. Unutma bunu.
Norveç Yazarlar Birliği’nin 2021 İfade Özgürlüğü Ödülüne layık görülen İlhan Sami Çomak cezaevinde olduğu, Ahmet Altan ise yurt dışı yasağı sürdüğü için 27 Mart 2022’deki ödül törenine katılamadı. Tören için gönderdiği konuşma metninde Altan, “Hapishanelerdeki o masum insanları unutacak mıyız? Onlar yokmuş gibi mi davranacağız?” diye sordu. 28 yıldır cezaevindeki şair İlhan Sami Çomak adına ödülü alan vasisi İpek Özel, “İlhan ifadesinin gücünü, şiiriyle özgürce bu dünyayı güzelleştirmekten yana kullanmayı seçti.” dedi. ORMANDA HİÇ SES YOKMUŞ GİBİ YÜRÜYEMEZDİM’ Ahmet Altan ise K24ün tamamını yayımladığı, “Ormanda hiç ses yokmuş gibi yürüyemezdim.” başlıklı konuşma metninde şunları söyledi Benim Norveç’le çok uzun bir maceram var. Bundan yaklaşık otuz yıl önce dünyada hiç kimse kitaplarımı basmazken ve ben çaresizce kitaplarımı basacak birilerini ararken bir gün Norveç’ten bir mektup aldım. Mektup, Gyldendal yayınevinden geliyordu. Bir romanımı basacaklarını söylüyorlardı. Benim yabancı dilde ilk kitabım Norveç’te yayınlandı. Bunu hiçbir zaman unutmadım. Sadece yabancı dilde bir kitap kazanmadım. Başta, o sıralarda Gyldendal’ın yabancı yayınlar editörü olan Janneken Overland olmak üzere birçok dost edindim. Otuz yıl boyunca Janneken de Norveçli meslektaşlarım da beni hiç yalnız bırakmadılar. Ne zaman başım derde girse onların seslerini duydum. Norveç’e çok gelip gittim. Çok güzel anılarım oldu. Hele bir tanesini hiç unutmuyorum. Sizin kuzey kasabalarınızdan birindeki o harika yazar toplantılarınızdan birine katılmıştım. Dönüş için çok erken kalkmam gerekiyordu. Sabah beş altı gibi zar zor uyanıp havaalanına gitmek için kapıda bekleyen arabaya bindim. Hava soğuktu. Arabada paltosuna sarılmış çok genç bir kadın vardı. “Kitabınızı çok sevdim” dedi. “Adım, Lynn Ullman.” Sabah şaşkınlığı ile bunun beni ne kadar sevindirdiğini tam anlatamadım. Ama o anın sıcaklığını hâlâ içimde taşırım. BU ÖDÜLÜ BENDEN ÇOK DAHA FAZLA HAK ETTİ’ Bugün beni bir ödülle onurlandırıyorsunuz. Büyük acılar çekmiş değerli bir şairle bunu paylaştığım için ayrıca çok mutluyum. Onun bu ödülü benden çok daha fazla hak ettiğini de söylemeliyim. Buradaki herkes biliyor ki yazarlık, içinden binlerce yazar geçse de hep bakir, sessiz ve vahşi kalan bir ormanda tek başına, kendi yolunu açarak yürümektir. Ben hayatımı edebiyatın saf, vahşi, acılarla ve zevklerle dolu macerasına adamak istedim. Ne yazık ki bu her zaman mümkün olmadı. ÇIĞLIKLAR DUYDUM’ Benim sessizce yürüyeceğimi düşündüğüm o ormanda çığlıklar duydum. Ezilen, sömürülen, zulme uğrayan, haksızlıklarla hırpalanan, hapislere atılan, işkencelerle, açlıkla karşılaşan insanların çığlıkları. Elimde, sadece edebiyata armağan edilmesi gereken bir kalem vardı. Ve birçok yazarın karşılaştığı ikilemle karşılaştım. Edebiyatın yolunda yürümek mi yoksa o insanların neler çektiğine bakmak için yolundan sapmak mı… Ben o çığlıklara bigâne kalamadım. Kendi romanlarımı yazmak için harcayacağım çabayı ve zamanı elimden geldiğince o insanların acılarını duyurabilmek için kullandım. Bu, bir romancı için övünülecek mi yoksa üzülünecek bir iş mi hâlâ bilmiyorum. Ama başka türlüsünü yapamazdım. O çığlıkları duymazdan gelemezdim. Ormanda hiç ses yokmuş gibi yürüyemezdim. Onları duydum. Duyduğunuz zaman o sese doğru elinizde olmadan yürüyorsunuz. Bugün binlerce masum insan var hapishanelerde. Haksızlıklar var. Hukuksuzluklar var. Hapishanelerdeki o masum insanları unutacak mıyız? Onlar yokmuş gibi mi davranacağız? Öyle davranabilenleri ayıplamıyorum, belki de onlar romancılığın gereğini yapıyorlardır. Ama ben öyle yapamıyorum. Ben hapishanedeki masumları unutamıyorum. BEN O ZULME ORTAK OLAMADIM’ Onların annelerini, babalarını, çocuklarını, karılarını, kocalarını gördüm. “Babamı ne zaman bırakacaksınız” diye gardiyanlara soran küçük çocuklara rastladım. Ablası açlık grevinde ölen genç bir kadının yüzündeki kederle karşılaştım. Yoksulluklara, çaresizliklere tanık oldum. Onlar oradalar ve seslerini duyuramıyorlar. Çaresiz insanları saran o sessizlik, emin olun zulmün en korkunç biçimidir. Ben o zulme ortak olamadım. Bugün Ukrayna’da kanlı bir zorbalığın milyonlarca insana acı çektirdiğini görüyoruz. Aramızda hiç kimse bunu görmezden gelebilir mi? Ortadoğu’da yaşanan benzer acılara gözlerimizi kapatmamız mümkün mü? EDEBİYAT ANLATIR’ Biliyorum zaman geçer, olaylar biter, yaşananlar unutulur, geriye sadece edebiyat kalır. İnsanlığın en kutsal mesleğinin yazarlık, insanlığın yarattığı en büyük değerin edebiyat olduğuna inanıyorum. Keşke bütün vaktimizi edebiyata ayırabilsek. Ama çığlıklar var ve yazar olmak sağır olmak anlamına gelmiyor. Acıyı çekenler dünyadan ayrılır ama dünyada kalan acıyı da edebiyat anlatır. Beni bu ödüle layık gördüğünüz, değerli bir şairle birlikte beni onurlandırdığınız için hepinize çok teşekkür ederim. İzin verirseniz bu ödülü alırken ülkemin masum mahkumlarıyla Ukrayna’nın kahraman çocuklarınının çektiklerini bir kez daha anmak istiyorum. Binlerce yıldır süren zulmün bugünkü kurbanları onlar. Ve yazarlık, insanlık adına insanlara dokunup, onlardan özür dilemeyi de içinde barındırıyor bence.” Şair İlhan Çomak’ın konuşma metnini okumak için tıklayınız.
bir kadın sevdim hiç unutmadım öyle de gittim